  |
|
Gıda denetimi için yeterli eleman yok
Gıda kontrol ve denetiminde yeterli sayıda ve eğitimde eleman istihdamı yapılmalı. Bakanlık da, gıda güvenliğini sağlamak amacıyla hizmet veren birimlerini acilen yeniden yapılandırmalı.
Gıda sektörü doğaldır ki, ekonomik, siyasal ve sosyal yaşamda son 15-20 yıldır meydana gelen hızlı değişimlerden doğrudan etkilenmiştir. Bu değişim rüzgarlarının olumlu etkilerin yanı sıra, sorunlar yarattığı da bilinmektedir. Uygulanan tarım ve ekonomi politikaları, tüketici talepleri, yasal düzenlemeler, uluslararası anlaşmalar sektörü önemli ölçüde etkilemektedir. Ülkemiz, gıda ve tarım sektörünü bire bir etkileyen iki uluslararası anlaşmayı birer yıl ara ile imzalamıştır. 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'ne üye olunmuş, 1996 yılında ise Gümrük Birliği Kararı yürürlüğe girmiştir. Bu tarih itibariyle gıda sektöründe korumaların azaltıldığı, dış ticarette tüm ülkelere eşit uygulamanın hedeflendiği, gıda ticaretinin giderek serbestleştirilmesinin amaçlandığı bir döneme girilmiştir.
UÇURUM AÇILDI Kulağa çok hoş gelen bu eşitlikçi ve şeffaf yaklaşımlar, gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumun açılmasına yol açan küreselleşme olgusunun açmazları olarak görülmelidir. Eşit koşullarda başlamayan bir yarışta; bütçe yetersizlikleri nedeni ile hiçbir zaman gereği kadar desteklenemeyen ya da amaca yönelik olmayan destekler verilen tarım ve gıda sektörünün, gelişmiş ülkelerin yıllar boyu desteklenmiş çiftçisi ve sanayicisi ile sadece kuralların eşit olması sağlanarak yarışamayacağı açıktır. AB'de yıllık tarımsal destek miktarı 50 Milyar Euro, ABD'de 75 Milyar USD iken Türkiye'de yalnızca 2.5 Milyar USD'dir. Gıda ihracatında, gerek fiyatlar gerekse ürün kalitesinin sürekliliği konularında önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Artan dış rekabet ihraç fiyatlarının azalmasına neden olmaktadır. İç pazarda da durum aynıdır.
YABANCI YATIRMIYOR, ALIYOR Uygulanan tarım politikalarının günübirlik oluşu, uygun kalite ve fiyatta, yeterli ve sürekli hammadde sağlanmasına engel olmaktadır. Bir yandan, üretim deseni ve hedeflerinin belirlenmemiş olması; diğer yandan "özelleştirme" adı altında, kamuda piyasa regülatörü görevi gören SEK'in ortadan kaldırılması, Et ve Balık Kurumu'nun da işlevsiz hale getirilmesi, gerek üreticiyi gerekse sanayiciyi belirsizliğe sürüklemiştir. Yabancı sermayenin girmesini cazip hale getirmek bir hükümet politikası olarak benimsenmiştir. Burada temel hedef yeni istihdam alanları yaratmak, bunun için de yabancı sermayeden faydalanmak iken, gelişmeler beklenen doğrultuda olmamış, yabancı sermaye yatırım yapmaktansa, var olan işletmeleri satın almayı tercih etmiştir.
|