Mekteb-i Mülkiye'de, Allah daha uzun ömürler versin, bugün 96 yaşında olan Hocamız Nermin Abadan Unat, "Siyasi Partiler" dersinde, Türkiye'nin başından beri "Karizmatik Liderler Ülkesi" olduğunu anlatmıştı, bize.
Demokratik yaşama geçildiği günden beri, seçmenler, partilere, programlara değil, liderlere oy veriyorlardı..
İlerleyen zaman içinde yaşadığımız seçimler, hocamızın genelde haklı olduğunu ortaya çıkardı.
CHP'nin temsil ettiği sol, bir kere, "Karaoğlan" karizması ile seçim kazanıp tek başına iktidar olmaya yaklaştı, ama sadece koalisyon kuracak güce ulaştı. Oysa karşısındaki partiler, hatta anayasayı değiştirecek çoğunlukları zorladılar..
Süleyman Demirel, Turgut Özal, karizmatik liderler olarak seçimleri süpürdüler zaman zaman..
En nefret edenlerin bile kabul ettiği bir gerçek var. Recep Tayyip Erdoğan, karizmatik bir lider.. Öyle olduğu için de hep kazanıyor, 2000'li yılların başından beri.. Ama CHP, bir türlü onunla yarışacak bir lider çıkaramadığından, yanına bile yaklaşamıyor.
CHP'nin karizmatik bir lideri olsa, Erdoğan'a karşı Ekmelledin İhsanoğlu'nu mu yoktan var edip aday yaparlardı.
2010'dan beri bu köşede kaç defa yazdım hatırlamıyorum..
"Bu ülkede ben bildim bileli iktidar var, ama muhalefet yok!. Niye yok?.
Lider yok çünkü" dedim, kaç defa..
Kemal Kılıçdaroğlu, lider değil.
Halkı peşinden sürükleyecek vasıfları yok.
Aslında kendisi başkasının peşinden gidiyor..
Mustafa Sarıgül'ün.. Onun İstanbul'u kazanacağına inandığı için, CHP'nin kalesi ilçelerde çok başarılı başkanları değiştirdi, yerlerine Sarıgül'ün adamlarını getirdi. Genel Seçimlerde de Sarıgül'ün eline verdiği kasetleri miting miting taşıyarak seçim kazanacağını sandı. Hem İstanbul, hem de genel seçimler kaybedilince, Sarıgül çok akıllıca kenara çekilip hezimetini unutturma yolunu seçti.
Peki Kılıçdaroğlu ne yaptı?. Hangi ülkede bu kadar seçim kaybeden kişi lider kalıyor?. Bizde ne Kılıçdaroğlu "İstifa" dedi, ne de partisi onu değiştirebildi.
Geldik bugüne!.