Özür dilemek erdemlerin en büyüğüdür. Olayların başından beri şiddetle eleştirdiğim, derhal görevden alınması gerektiğini söylediğim İstanbul Valisi, gençlerin haberleşme aracı Tweeti kullanarak hem de, yani doğrudan onlara ulaşarak özür dilemiş..
Valinin sözlerini dün sabah okudum..
Hoşuma gitti.. Ülkenin en kritik kentinin, olayların hızla büyütmekle itham edilen valisinin, hem de başbakan yeniden gürlerken, böyle barışçı bir tutum içine girmesi, girebilmesi, işte benim Mekteb-i Mülkiye'de okuduğum "İl İdaresi"ne uygun düşüyordu, ilk defa..
Vali 1 Mayıs günü tüm İstanbul'da ve 29 Mayıs sabahı saat beşte Gezi Parkı çadır baskınında nasıl hatalı hareket ettiğini kabulleniyor, kırdığı gönüller için özür diliyordu..
Özür erdemdir..
Özrü kabul etmek de erdemdir..
Bu özrü, politik bulabilirsiniz. Vakit kazanmak içim oyalama olduğunu düşünebilirsiniz.. Ama yürekten olduğu ihtimalini de silip atamazsınız.
Dileğiniz gerçekten barış içinde yaşamak, istediğiniz gerçekten kendi yaşam tarzınız içinde özgür olmaksa, biraz beklemek ve bu özürden sonraki tavra bakmak, size ne kaybettirir..
Vali samimi ise neler kazanırsınız, bir düşünün.. Değilse.. İpliğinin pazara çıkması gecikmez nasılsa..