Daha hazin ne olabilir ki? Demirel de, Zincirbozan arkadaşı, yoldaşı Baykal da 12 Eylül'den de askeri darbe kavramından da bir şey anlamamış. Bu onların kabahati ama aynı zamanda Türkiye'de belli bir kuşak siyaset sınıfının iç karartan başımıza bu antidemokratik süreçleri açan karakterinin bir yansıması.
***
Demirel, "
ben hesaplaştım 12 Eylül'le" diyor. Kendi
kişisel rövanşını, kaybettiği koltuğu yeniden elde etmesini bir askeri darbeyle "
hesaplaşma" sayıyor, öyle kabul ediyor. Bu, o bir siyasetçinin kişisel düzeyde elde ettikleridir.
Kabul edelim ki,
gerçekçi, olağanüstü yetenekli ve popülist bir politikacı olarak başına gelenleri "
halk" bağlamında açıklamasını ve halkı,
belki de siyasal tarihinde ilk kez, eleştirmesini bildi. Beni Başbakanlığa getiren halk, o iktidar elimden alındığında gasıpları alkışladı dedi. Sonra da o iktidarı geri aldığını söylüyor. Halk ona yeniden iktidar vermiş.
***
Burada önemli bir nokta var: Demirel, o iktidarı geri alırken acaba
halkı darbeye karşı bilinçlendirerek, darbeyle onları hesaplaştırarak mı hareket etti, yoksa hiçbir şey olmamış gibi yaparak mı? Yakın tarihi bilen birisi olarak şunu söyleyeyim; daha önce gazetecilere açıklamıştı. Bir ziyaretinde
Evren'le tartışıyorlar, aklındakileri ona söylüyor, yanından çıktığında, o zaman gözdesi olan gazeteciye, "
üstümden dağ kalktı" diyor. Yani, Demirel, meydanlarda halkla darbeyi hiç mi hiç getirmedi yüz yüze. Meselesini daima kişisel planda tuttu.
Buna rağmen şimdi mahkemeye müracaat etse, kalkıp orada da dönemin Başbakanı olarak, o kendi bastırdığı risalelerde dile getirdiklerini halkın huzurunda bir daha anlatsa daha şık olmaz mıydı, daha demokratik olmaz mıydı?
Bunu yapamazdı Demirel; çünkü,
28 Şubat'ı
post modern darbe haline onun askerle ittifakı getirmişti. Darbelere maruz kalan Demirel, basbayağı darbe örgütlüyordu.
12 Mart'ta
Nihat Erim'in tepeden inme Başbakanlığına karşı çıkan Demirel, parlamentoda tek oyu olan bir kişiyi Başbakan tayin ediyordu.
Heyhat ki heyhat!
***
Baykal'ın durumu daha da içler acısı. O, Demirel'e nispet yapmak için "benim hesaplaşmam sürüyor" dedi. Kargaları güldürmek için olsa gerek. Hangi hesaplaşma efendim? Ne zaman yapılmış bu hesaplaşma? Haydi Demirel için şunları söylüyoruz, gerçekten kitlesel olmasa da, kendi düzeyinde gerçekten bir mücadelesi oldu, o "sıcak" dönemde. Baykal ne yaptı?
1992'de açtığı ve başına geçtiği
CHP'yi Türkiye'nin
derin devlet tarafından karıştırıldığı ve yeniden düzenlenmek istediği bir dönemde askerin siyasal örgütü yapmadı mı?
O ve partisi değil miydi
, 28 Şubat'ın en şedit müdafii?
O değil miydi,
367 kararı çıkmazsa Türkiye'de çok kötü şeylerin olacağını söyleyen?
O değil miydi utanç verici bir şekilde askeri "
sivil toplum örgütü" olarak tanımlayan?
O değil miydi
27 Nisan bildirisine sahip çıkan?
Hangi devam eden hesaplaşmadan söz ediyor Baykal? O niye mahkemeye müdahil olmuyor, bir Zincirbozan mahpusu olarak?
***
Bu dava açılmaz deniyordu; açıldı. Şimdi de beğenilmiyor. Onu beğenmeyenlerin, o
Tarık Akanların falan mahkeme kapısına
104 yaşında dikilen ve hesap soran analara verecek bir vicdan hesapları var.
12 Eylül'le olduğu kadar Demirel, Baykal ve "
bir beğenmeyenlerle" de hesaplaşma bu dava.