ABD ve İran arasında 1979'dan beri devam eden 41 yıllık tiyatroda son iki haftadır seyrettiğimiz yeni sahneler her açıdan küresel bir komediye dönüşmüş durumda.
Havlamaları ısırmalarından daha etkili iki aktörün dalaşması her zaman dünyanın yoğun ilgisiyle karşılanıyor. Ancak son krizde de gördüğümüz üzere iki ülke arasındaki 'çatışmada' fatura yine üçüncü aktörler ile masum sivillere çıktı.
Nitekim iki ülkenin kapışmasında kaybeden taraf cephe olarak seçilen Irak oldu.
Hatırlanacağı üzere ABD-İran tarafından sahnelenen yeni komedinin ilk perdesi Tahran yanlısı Haşdi Şabi milislerinin 31 Aralık 2019'da Bağdat'taki Amerikan elçiliğini işgaliyle açıldı.
Ardından 3 Ocak'ta Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ve beraberindeki 9 kişiye ABD'nin düzenlediği suikast geldi.
Adeta İran'ın 11 Eylül'üne benzetilen saldırıdan sonra Dini Lider Ali Hamaney başta olmak üzere Tahran'daki hemen her yetkili intikam yemini yarışına girdi. Ve beklenen intikam saldırısı 8 Ocak sabahı geldi.
İran'dan atılan füzelerle ABD'nin Irak'taki iki askeri üssü vuruldu.
Tahran'dan yapılan açıklamalarda 80 Amerikan askerinin öldüğü kaydedildi.
Oyun artık açıktan oynanıyordu. Bir gün sonra kameralar karşısına geçen ABD Başkanı Donald Trump, dünyayla adeta dalga geçercesine İran'ı müzakere masasına oturmaya çağırdı.
İran'ın saldırısında maddi hasar dışında bir can kayıplarının olmadığını çünkü erken uyarı sistemleri sayesinde gereken tüm tedbirleri aldıklarını açıkladı.
Ardından öğrendik ki Trump'ın 'erken uyarı sistemi' dediği şey Irak'ın saldırı öncesinde ABD'yi bilgilendirmesiymiş.
Yani İran Irak yönetimine onlar da ABD'ye haber vermiş.
***
Ne var ki dünya kamuoyu 8 Ocak'ta Irak'taki ABD üslerine saldırının yapıldığı saatlerde 176 sivili taşıyan Ukrayna'ya ait bir yolcu uçağının Tahran'da düşmesine de odaklanmıştı.