Parmakla gösterilen altyapıları, tesisleşmede Avrupa'da ilk akla gelen ülke olmaları, finansal olarak çok iyi durumda olan kulüpleri ve Bayern Münih gibi efsane ve kült kulübe sahip olmaları… Dünya Kupası denilince Brezilya'nın ardından her turnuvada adı favoriler arasında gösterilen Almanya için o yıllar çok geride kalmıştı ve 2026'da da Paraguay duvarına çarpıp evlerine döndüler. İspanya, 2008-10 ve 2012'de 3 kupa kazanırken Löw yönetimindeki Almanların yetenekli jenerasyonunun, Barcelona temelli İspanya'nın fırtına gibi estiği yıllarda alabora olduğu bir gerçek. Hiç kazanamadılar derken bir Avrupa ülkesinin, kıtası dışında Dünya Kupası'nı kaldırması da onlara nasip oldu 2014'te. Üstelik ev sahibi Brezilya'ya yarı finalde 7 gol atıp, Arjantin'i de uzatmalarda devirerek…

AYNI KADERİ PAYLAŞANLAR
1958 ve 1962'yi kazanan Brezilya, 1966'da İngiltere de gruptan çıkamamıştı. 1998'i evinde kazanan Fransa, 4 yıl sonra Uzakdoğu'da turnuvaya grup aşamasında veda etmişti. Dünya Kupası'nı iki kez arka arkaya kazanmayı bırakın, kazanan bir sonraki turnuvada yanıyordu. İtalya 2006'da Berlin'de kupa kaldırıp 2010'da gruptan çıkamazken, G.Afrika'da 2010'da kazanan İspanya, ertesi kupaya grupta veda etmiş, o günden bugüne de iki ülke de Dünya Kupaları'nda gün yüzü görmemişti… Almanlar da aynı kaderi paylaştılar. 2018 Rusya'da grup aşamasında veda ederken bunu son kez 1950'de başarmışlardı (!) Katar'da gruptan kötü averajı yüzünden çıkamayan Almanlar, 2026 için çok umutlu muydular? Hayır ama kimse de son 32'de Paraguay seviyesinde bir takıma elenmelerini beklemiyordu.
NAGELSMANN'IN SONU BELLİ...
Julian Nagelsmann, gruptaki 3 maçta oynattığı futbolla zaten diken üzerindeydi ama net bir 9 numara kullanmak yerine Kai Havertz'de ısrar eden, 40 yaşında kaleci Neuer de 10 Dünya Kupası maçında arka arkaya kalesinde gol görme rekorunu kırınca kaçınılmaz sonla yüzleştiler. Montella gibi Nagelsmann da "İstifa etmiyorum" diyor ama herkes Kloop'un onun koltuğuna bugün olmadı yarın oturacağını biliyor.

PORTAKALLARIN KİMLİK BUNALIMI
Almanlar kadar başarılı altyapıları, ufak nüfuslarına rağmen göçmen oyuncuların da varlığı ile bir futbol fabrikası, bir zamanların en güzel santrforlarının memleketi, rakibini belinden su alan çalımlarıyla baş döndüren kanat oyuncuları ve 10 numaraları… Yetmedi Rinus Michels gibi futbol dâhisinin total futbolla taktikler tarihini değiştirdiği, Cruyff'un memleketi. Herkesin turuncu formalarını giydiği tribünlerde hücum futboluyla nam salmış Hollanda. Kim olduğunuzu unutur, kimlik bunalımı yaşarsanız, çıkışta olan bir ülkenin tokadıyla tatlı rüyalarınız kâbusa dönebilir. "Hollanda varken Fas Milli Takımı'nı seçenlerin aklına şaşarım" cümlesi 10 yıl önce Van Basten'e ait. Önceki gün ülkede en büyük dersi de sanırım Van Basten almıştır.
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK
Fas takımından adeta korkan ve savunmasını beşli kuran Ronald Koeman, penaltılarla kupaya veda ederken kendi oyun kimliğinin dışına çıkıp, Hollanda'yı Hollanda gibi oynatmazken izleyenlere de "korkunun ecele faydası yok" dedirtti. 1978'de Arjantin'e kaybettikten 32 yıl sonra İspanya'ya Dünya Kupası finalinde kaybeden, 4 yıl sonra Brezilya'da Arjantin'e yarı finalde penaltılarla boyun eğen, 2018 Rusya'ya gidemeyen, 4 yıl önce Katar'da çeyrek finalde bir kez daha penaltılarla Arjantin'e mağlup olan Hollanda'nın, bu kupadaki hikâyesi 4 maç kısa kaldı.