TFF'nin Riva tesislerine gidenler ortamın beş yıldızlı oteli andırdığını, misafirlere ikram edilen yemeklerin lezzetini dillerinden düşürmezler. TFF'nin X hesabından da gördüğümüz üzere başkanı kim ziyaret etse sırtında adının yazılı olduğu forma hediye edilir. Bakın bunlar olması gerekenler… EURO 92'de son dakikada plajdan topladığı futbolcularla kupaya giden Danimarka -ki şampiyon oldu- bile daha iyi organize olmuştur. Dünya Kupası'na gideceğimiz, ilk maçımızdan 70 gün önce belli olmuştu. Eleştirilerin odağında TFF başkanı var. Ama liderlik, talep etmeyi gerektirir. Play-of finali sonrasında 1 Nisan'da Riva'da organizasyon toplantısı yapılsa, artılar, eksiler masaya yatırılsa, öneriler bir araya getirilse neredeyse sınırsız bütçeye sahip TFF, Bizim Çocuklar'a çok daha iyi şartlar sağlayabilirdi. Ayrıntılar mühimdir... Arizona'nın kavuran sıcağında kamp yapmaya bir kişi itiraz etmedi mi? Ürdün, maçlardan sonra soyunma odasına ülkesinden getirdiği kutu kutu tatlıları, minik hediyelikleri bırakıp tüm dünya medyasında yer alırken bizimkilerin aklına uçağa bisküvi, lokum, nazar boncuğu koymak bile gelmemiş. Futbolcuların ağız tadını bilen bir aşçı, bozuk morallerini toparlayacak bir terapist, jet-lag yüzünden bozulan uyku düzenlerine müdahale edebilecek bir uyku uzmanı, hiçbiri yok. Ama neymiş ilk ki maçta kaleyle atılmış 64 şut varmış. Sonbaharda uluslar liginde Fransa, İtalya ve Belçika gibi çok önemli rakiplerle oynayacağız. Dünya kupasını geride bırakıp saha içi ve saha dışı her türlü hatayı düzeltecek bir futbol aklıyla bu maçlara hazırlanmalıyız.

YÜKSELEN AFRİKA KITASININ SIRRI!
Katar'daki dünya kupasında 5 kontenjanı olan Afrika kıtası 48 takımlı dünya kupasına 10 ülkeyle geldi. 2022'de Fas yarı final oynayarak kıtanın gururu olurken diğer milli takımlar sessizce evlerine dönmüştü. Oysaki 2018 Rusya'da Senegal, Fas, Tunus, Mısır ve Nijerya gruplarından çıkmıştı. Tunus çok kötü bir turnuva geçirdi, averaj takımı oldu ama 9 Afrika milli takımı kendini son 32'ye attı. Peki bu işin sırır ne? Afrika ülkelerinin milli takımlarında taktik disiplinin düşük olduğu, fizik ve ikili mücadelelerdeki gücün yetenekle birleştiğinde başarı geldiği tezine şimdi bir anti tez var. 10 Afrika ülkesinden turnuvaya giden 250 futbolcudan 115 tanesi Avrupa katısı doğumlu. Ve futbol eğitimlerini başta Fransa ispanya ve Hollanda olmak üzere Avrupa kulüplerinin akademilerinde aldılar. Geçmişte yetenek avcıları başta da Arsene Wenger olmak üzere kıtanın yetenekli gençlerini 16-18 yaş aralığında takip eder, inanırlarsa Avrupa'ya getirirlerdi. Şimdi tersine bir göç yaşanıyor. Başta Fransa milli takımı olmak üzere birçok Avrupa milli takımında Afrika kökenli futbolcular zaten 25 yıldır forma giyiyorlar. Ama bu tersine göç belki ikametgahları değişmese bile sadece milli takım tercihleriyle Afrika kıtasının milli takımlarının kalitesini yukarıya çekiyor.