İşgalcinin veya müstevli işbirlikçisi bilumum darbecinin ağzının suyunu ne akıtır bilir misiniz?
Paramparça edilmiş, birbirine tastamam düşmanlaştırılmış, tüm irtibat telleri kopartılmış bir sosyoloji...
Bu demek değildir ki suspus olmuş yahut her kafadan emir komuta içinde aynı sesin çıktığı toplum iyidir.
Asla.
Tartışmak, her şeyden evvel sağlıklı toplumun alametifarikasıdır.
Lakin tartışmaktan düşünce-fikir yerine iflah olmaz bir husumet veya iletişimsizlik hasıl oluyorsa işte o vakit tehlike çanları çalar.
Bir de tartışmanın zamanı çok önemlidir. Mesela, şu günlerde hangi gerekçeyle olursa olsun mezhep tartışması yapıyorsanız, sonuç itibarıyla İsrail'in istediğini yapıyorsunuz demektir.
***
Eski Cumhurbaşkanı
Gül malum netameli günlerde "İçişlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve dış müdahale kaçınılmaz hâle gelir..." demişti.
Toplumsal fay hatlarının onarılması şeklinde bir tavzihle okunduğunda bu sözün bir anlamı var.
Fakat içeriyi karıştıran eller ile dış müdahaleyi tezgâhlayan eller işbirliği içindeyse ne olacak?
Sözcü yazarçizerleri "Bizim yapamadığımızı Fetullah yaptı" diyerek FETÖ'ye toplumsal meşruiyet kazandırmaya çalışmasaydı...
Koskoca muhalefet 17-25 Aralık tapelerini
Meclis kürsülerinden okuyarak FETÖ'nün taşeronluğuna soyunmasaydı...
Kimi muhalif eşhas
Merkel'e "Sakın gelme, Erdoğan'ı meşrulaştırırsın" diye yalvaracak kadar tozutmasalardı...
15 Temmuz'daki o kanlı işgal girişimi kendine o sosyolojik çatlağı bulabilir miydi?
Aynı şekilde
"Bayrak Harekât Planı" ile sosyoloji hazırlanmasaydı, 12 Eylül darbesi o kadar kolay gerçekleştirilebilir miydi?
Hele ki "Netekim Paşa" yaşı tutmayan çocukların yaşını büyültüp astığını maharetmiş gibi açıklar mıydı?
***
ABD ve
İsrail'i
İran'a saldırmaya heveslendiren asıl şeyin saldırı öncesi patlak veren kitlesel protestolar olduğunu İngilizlerin Reuters haber ajansı bile geçen gün dile getirdi.
Anlaşılan, "İçerisi karıştı, tam zamanıdır" deyip hedefe
Hamaney'i koydular. Fakat evdeki hesap
Tahran'a uymadı.
Hamaney'in kanı İran toplumunu daha da kenetledi.
Demek ki aynı kahpe denklem sınırlarımızın dışında da geçerli.
Etrafımızı işgalcilerin kuşattığı, İsrail'in kuduz köpek gibi sağa sola saldırdığı bu dönemde, toplumsal ittifaka her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğunu tartışamayız.
Halihazırdaki bölünmüşlüklerimiz yetmiyormuş gibi, bir de kalkıp mezhepçilik üzerinden fitne üretmeye çalışmak tek kelimeyle ihanettir.
Çünkü sosyolojiyi bölen o zehirli hançer, gün gelir müstevlinin kapıyı kıran koçbaşı olur.