Fon krizinde anlamsız bir şekilde Berat Albayrak'ı gündeme taşıdılar. Konuştuğum pek çok insan, farklı mesleklerden, farklı ideolojilerden insanlar, konuyu ve zamanlamayı anlayamadıklarını söylüyor; bu saldırıların nedeniyle ilgili bir şey bilip bilmediğimi soruyorlar. Yıllarca Albayrak'ın icraatlarını izledim, defalarca röportaj yaptım, sohbet ettim. Duruşunu ve vizyonunu gördüm. Bırakın içinde yer alması, bu işlere müsamaha göstermesi bile mümkün değil.
Albayrak, Cumhuriyet tarihinin belki de en çok saldırıya, iftiraya uğramış bakanlarından biri. Ama bu kez iftira atanın niyetini okumak daha kolay olacak sanki. 6 yıldır hiçbir yerde görmediniz. Belki birkaç okul fotoğrafı, ailesiyle birkaç maç görüntüsü. Siyasetin kenarından geçmedi. Yine konuyu Berat Albayrak'a bağladınız. "Gölgesinden bile korkmak" dedikleri demek ki bu.
Bir şeyleri gizlemeye çalışıp hedef saptırdıkları çok bariz belli olan, kendilerini komik duruma düşürüp herkesi şaşırtan bir tablo oluştu.
Saldırıların kaynaklarına ve bunları yayan hesaplara bakınca tahminimiz oluşuyor tabii.
Bugüne kadar Albayrak'a neden bu kadar saldırıldı? Erdoğan, "Dünya 5'ten büyüktür" derken Albayrak da bu söyleme uygun ekonomi anlayışı geliştirdi. 6 yıl önce son röportajlarından birinde şöyle konuşmuştu: "Ekonomik anlamda bir milli bağımsızlık modeli ortaya koyduk. İki senedir kıyamet bunun için kopuyor."
Albayrak hakkında konuşacaksak, bugün pek çok alanda meyvelerini topladığımız politikaları ve Türkiye'ye kazandırılan kapasiteyi de konuşalım.
Çünkü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemlerini birbirine bağlayan bir yaklaşım vardı: Türkiye'nin kendi kaynaklarını değerlendirmesi, kendi üretimini geliştirmesi ve bu üretimi finanse edebilmesi.
2017'de açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikası bu açıdan okunmalı. Arz güvenliği, yerli kaynakların değerlendirilmesi ve enerji alanında yerli kapasitenin geliştirilmesi aynı çerçevede ele alındı. Denizlerde daha yoğun arama yapılması ve Türkiye'nin kendi sondaj gemisine sahip olması hedefi de bu çerçevenin parçasıydı.
Böyle yatırımların değerini yalnızca satın alındıkları günün maliyetiyle ölçemezsiniz. Mühendis yetiştirirsiniz, operasyon tecrübesi kazanırsınız, kurumlarınızın bilgi birikimini büyütürsünüz. Zamanla kendi programınızı hazırlayabilecek, kendi kararlarınızı uygulayabilecek güce ulaşırsınız. Enerjide bağımsızlık hedefinin somut karşılığı budur. Bugün gördüğünüz güneş tarlaları, rüzgâr türbinleri, kendi denizinizde doğalgaz, dünyanın farklı denizlerinde petrol arayan filolarınız, mühendislerinizdir.
Bu tercihin önemini bugün daha iyi görüyoruz. Her ülke tedarik zincirindeki yerini korumaya, kritik alanlarda başkasına bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde açıkladığı İVME Finansman Paketi de aynı amaçlaydı: İleri, Verimli, Milli Endüstri... İthalata bağımlılığın azaltılması, katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm için kaynak sağlandı, vergi indirimleri yapıldı, sektörlere ve çalışanlara destek verildi. Vatandaşın düşük krediyle ev sahibi olması sağlandı. Türkiye'nin altınları yurtdışından getirilip ülkede saklanmaya başlandı.
Makroekonomik göstergeleri de hatırlayalım. Yıllık enflasyon Ekim 2019'da yüzde 8.55'e geriledi. TCMB'nin politika faizi Mayıs 2020'de yüzde 8.25'e indi. Türkiye, 2019'da 18 yıl sonra ilk kez yıllık cari fazla verdi. Türkiye pandemi dönemini büyümeyle kapatan birkaç ülkeden biri oldu
Albayrak'ın Ağustos 2020'deki sözleri, bütün bu adımların arkasındaki yaklaşımı anlatıyordu:
"Ekonomide milli bağımsızlığın bir bedeli var. Bizim ecdadımız bu bedeli canı pahasına sayısız kere ödedi. Sıra bizde! Biz bugün bağımsızlık mücadelesinde taşın altına elimizi değil, yüreğimizi koyuyoruz."
Elbette her ekonomi politikası tartışılır
Kamu görevi üstlenen herkes eleştirilir.
Ciddi bir muhasebe, maliyetlerle birlikte kazanılan kapasiteyi, kısa vadeli sonuçları tartışırken uzun vadeli yatırımları da hesaba katmayı gerektirir.
Albayrak'ın Türkiye'ye katkılarını teslim edelim. Ve bugünkü sorunlarımızı çözelim. Yatırımcının beklediği belli: Parasının akıbetini öğrenmek, sorumluların hesap verdiğini görmek ve mağduriyetinin giderilmesi.