Bir yandan Ortadoğu'daki savaşın etkileri bir yandan enflasyonla mücadele, petrol ve hammadde baskısıyla artan maliyetler. Peki reel sektör ne durumda?ASKON Başkanı Orhan Aydın ile sohbet etme fırsatı buldum. Sahadan gelen veriyi en net okuyan isimlerden biri olarak anlattıkları, aslında bugün iş dünyasının fotoğrafını çok açık ortaya koyuyor. İstanbul'da da Anadolu'da da tablo değişmiyor. Aydın'ın ifadesiyle, "İş dünyasının bir numaralı gündemi faiz, faiz, faiz. Her masada konuşulan ilk konu faiz ve hemen ardından enflasyon geliyor."
Aslında bir süredir daha iyimser bir hava oluşmuş, faizlerde kademeli düşüş beklentisi iş dünyasını umutlandırmıştı. Ancak savaşın yeniden tırmanmasıyla bu süreç adeta durdu. Şimdi beklenti, yıl sonuna kadar sınırlı da olsa indirimlerin devam etmesi. Ama ortaya çıkacak tablo hâlâ yatırım için yeterince cazip değil. Aydın'ın altını çizdiği en kritik nokta şu: "Yüzde 50 maliyetle kredi kullanan bir KOBİ, bu maliyeti doğrudan ürününe yansıtıyor. Bu da enflasyonu besleyen temel kanallardan biri haline geliyor."
İş dünyasının burada net bir talebi var: Üreten, ihracat yapan ve istihdam sağlayan firmaların ayrı bir kategoride değerlendirilmesi. Çünkü bu firmalar sadece ticari aktör değil, aynı zamanda Türkiye'nin üretim gücünü ve istihdamını ayakta tutan yapı taşları. Elbette destekler var. Reeskont kredileri, Eximbank kaynakları ve KOSGEB destekleri önemli. Son olarak açıklanan 120 milyar liralık destek paketi de iş dünyasında dikkatle takip ediliyor. Ancak Aydın'a göre asıl mesele bu desteklerin hızla sahaya yansıması ve finansman maliyetlerinin kalıcı şekilde aşağı gelmesi. Çünkü yatırımın yeniden başlaması için kritik eşik çok net: Yüzde 20'nin altında bir faiz ortamı. Aksi halde yeni yatırım kararlarının alınması zorlaşıyor. Aydın'ın bir başka tespiti ise gerçekçi: Küresel şartlar zor, Türkiye de bu konjonktürden etkileniyor. "Kızılcık şerbeti içiyoruz" benzetmesiyle tarif ettiği bu süreç, aslında sıkılaşma döneminin sancılı ama gerekli olduğuna işaret ediyor. Buna rağmen iş dünyası umudunu koruyor. Hedef değişmiş değil, sadece takvim ötelenmiş durumda. Tek haneli enflasyon ve faiz hedefinin 5-6 ay gecikmeyle de olsa yakalanacağına inanılıyor. Ve belki de en kritik cümle şu: Anadolu'nun üreticisi pes etmiyor. Tüm zorluklara rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya devam ediyor. Türkiye ekonomisinin gerçek gücü de tam olarak burada yatıyor.
***
ADALET BAKANI'NA YATIRIMCI ZİYARETİ
Ekonomi cephesinde herkes teşvik paketlerine odaklanmışken, iş dünyası çok daha temel bir başlık için Ankara'daydı: Güven. Geçtiğimiz hafta iş dünyasının temsilcileri, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Edindiğimiz bilgilere göre, toplantının ana gündemi 12. Yargı Paketi oldu. İş dünyası açısından mesaj net: Yatırımın önündeki en büyük eşik hukuki öngörülebilirlik. Çünkü sermaye hızlı karar verir ama aynı hızla yön de değiştirebilir. Bu nedenle 12. Yargı Paketi'nin hızla hayata geçirilmesi, yalnızca bir reform değil; doğrudan yatırım iklimini belirleyecek stratejik bir adım olarak görülüyor. Görüşmeden çıkan en önemli sonuç Bakan Gürlek'in bu sürece açık ve net şekilde sıcak baktığı mesajı oldu. 12. Yargı Paketi'nin hızla hayata geçirilmesine yönelik güçlü bir irade ortaya konduğu ifade ediliyor. Bu yaklaşım, iş dünyasında oldukça olumlu karşılandı. Çünkü güçlü ve öngörülebilir bir hukuk sistemi, özellikle yabancı yatırımcı için en kritik güven unsuru. Türkiye'nin üretim gücü ve potansiyeli zaten ortada. Güçlü bir hukuk altyapısı, özellikle yabancı yatırımcı için Türkiye'yi yeni dönemde yeniden cazibe merkezi haline getirebilir.