Türkiye'nin en iyi haber sitesi

OSMAN MÜFTÜOĞLU

Alzheimer riskini bilmek yetmez; Saatin ne zaman çalacağını da bilmeliyiz!

Yeni ve çok önemli bir araştırma, basit bir kan testi ile genetik bilginin birlikte değerlendirilmesinin Alzheimer’a bağlı bilişsel bozulmanın zamanlaması hakkında bize yeni bir pencere açabileceğini gösteriyor

Alzheimer söz konusu olduğunda hep aynı soruyu soruyoruz:
"Bende risk var mı?"
Bilim şimdi daha zor, daha önemli ve daha işe yarar ikinci sorunun peşinde:
"Eğer risk varsa, belirtiler ne zaman başlayabilir?"
The Lancet Neurology'de yayımlanan yeni ve çok önemli bir araştırma, basit bir kan testi ile genetik bilginin birlikte değerlendirilmesinin Alzheimer'a bağlı bilişsel bozulmanın zamanlaması hakkında bize yeni bir pencere açabileceğini gösteriyor.

8.582 KİŞİDEN MESAJ
Araştırmacılar, farklı etnik kökenlerden 8.582 kişiyi kapsayan yedi büyük çalışmanın verilerini bir araya getirdi. İncelenen iki temel gösterge vardı:
Kandaki p-tau217 düzeyi
APOE genotipi
p-tau217, Alzheimer sürecinde beyinde biriken amiloid ve tau patolojisiyle yakından ilişkili bir kan göstergesidir. Henüz unutkanlık başlamadan, kişi günlük hayatını normal biçimde sürdürürken bile yükselmeye başlayabilir.
APOE ise Alzheimer'a yakalanmayı kesinleştiren bir "hastalık geni" değildir.Ancak APOE4 olarak adlandırılan varyant, geç başlangıçlı Alzheimer için bilinen en güçlü genetik risk faktörlerinden biridir. Bir kopya taşımak riski artırır; iki kopya taşımak riski daha da yükseltir.
Buna rağmen APOE4 taşıyan herkes Alzheimer olmaz, APOE4 taşımayanlarda da Alzheimer gelişebilir.
Yeni araştırmanın önemi, bu iki bilgiyi güçlü bir zaman hesabında birleştirmesidir.
Araştırmada p-tau217 düzeyi yükseldikçe gelecekte bilişsel bozulma ihtimali arttı. Fakat aynı p-tau217 değerine sahip herkesin aynı hızla ilerlemediği görüldü.

En az bir APOE4 kopyası taşıyanlarda, p-tau217 yükselişinden sonra bilişsel belirtilerin ortaya çıkabileceği pencere ortalama 3–4 yıla yaklaşıyordu. Diğer APOE tiplerinde ise bu pencere yaklaşık 5–6 yıla uzanabiliyordu.
Başka bir ifadeyle APOE4, yalnızca riski artırmıyor; Alzheimer biyolojisi başlamışsa sürecin klinik belirtilere doğru daha hızlı ilerlemesiyle de ilişkili görünüyor.
Rakamlar da dikkat çekici: p-tau217'deki her bir standart sapmalık yükseliş, yeni bilişsel bozulma riskini APOE4 taşıyanlarda yüzde 76, taşımayanlarda yüzde 26 artırıyordu.
Aynı yükseliş, bilişsel bozulmaya kadar geçen süreyi APOE4 taşıyanlarda yüzde 23, taşımayanlarda yüzde 13 kısaltıyordu.
Araştırmacılar yalnızca teorik bir başlangıç yaşı hesaplamadı. Takip sırasında gerçekten ortaya çıkan bilişsel bozulmayı da değerlendirdi.

BU BULGU NEDEN ÖNEMLİ?
Alzheimer'ın biyolojik süreci, unutkanlığın başlamasından yıllar önce sessizce ilerleyebiliyor. Bu nedenle geleceğin asıl hedefi hastalığı teşhis etmekten çok, belirtiler başlamadan önce süreci yakalamak ve doğru zamanda müdahale etmek olacak.
Fakat burada kritik bir sorun var:
Tedaviyi çok erken başlatırsanız kişiyi gereksiz yan etkilere ve maliyete maruz bırakabilirsiniz.
Çok geç başlatırsanız korunabilecek beyin dokusunun bir bölümü kaybedilmiş olabilir.
İşte p-tau217 ile APOE bilgisinin birlikteliği, gelecekte bu "tedavi penceresini" belirlememize yardımcı olabilir.
Kimin riskli olduğunu bilmek yetmeyecek. Riskin ne kadar yakın olduğunu da anlamamız gerekecek.

TEK TESTLE ALZHEIMER TAKVİMİ ÇIKAR MI?
Hayır!
Bu araştırma hiçbir kişiye "Üç yıl sonra Alzheimer olacaksınız" demiyor.
Çalışmadaki sonuçlar, geniş topluluklardan elde edilen olasılıksal tahminlerdir.
Üstelik araştırmada "bilişsel bozulma" başlığı altında hafif bilişsel bozukluk ve demans birlikte değerlendirildi. Çalışmanın başka sınırları da var:
Çoğu katılımcıda p-tau217 yalnızca bir kez ölçüldü.
Kullanılan laboratuvar yöntemleri ve eşik değerleri aynı değildi.
Tahmin gücü APOE4 taşıyanlarda daha belirgindi.
Etnik gruplar arasında klinik öngörü gücü bakımından bazı farklılıklar görüldü.
APOE, Alzheimer riskini etkileyen genetik yapının yalnızca bir parçasıdır.
Bu nedenle p-tau217 sonucunu tek başına "Alzheimer var", APOE4 sonucunu ise "Alzheimer olacağım" şeklinde yorumlamak ciddi bir hatadır.
Hayır!
Hiçbir unutkanlık yakınması olmayan, bilişsel testleri normal, aile öyküsü bulunmayan kişi- lerin yalnızca merak nedeniyle p-tau217 ve APOE testi yaptırmaları doğru değildir.
Çünkü henüz bilişsel olarak tamamen sağlıklı kişilere verilmek üzere onaylanmış koruyucu bir antikor tedavisi bulunmuyor.
Üstelik APOE testi sıradan bir kolesterol testi değildir. Sonucu yalnızca kişiyi değil, çocuklarını ve kardeşlerini de ilgilendirebilir.
Bana göre geleceğin Alzheimer değerlendirmesi tek bir kan değerinden oluşmayacak. Daha güvenilir bir yaklaşım şu parçaları birlikte değerlendirecek:
Kişinin yıllar içindeki bilişsel performans eğimi.
Hafıza, dikkat ve yürütücü işlev testleri.
Kandaki p-tau217, Aβ42/40, GFAP ve NfL gibi biyobelirteçler.
APOE ve gerektiğinde daha geniş genetik risk profili.
Uyku, işitme, damar sağlığı ve metabolik riskler.
Gerek-tiğinde amiloid PET, tau PET, beyin MR'ı veya beyinomurilik sıvısı incelemeleri.

OSMAN HOCA BU TESTLERİ KİMLERE ÖNERİYOR?
Bu testleri herkese değil, doğru kişiye, doğru zamanda ve doğru uzmanlık ekibiyle öneriyorum.
Özellikle şu gruplarda değerlendirme düşünülebilir:
İlerleyici unutkanlık, kelime bulma güçlüğü veya yön kaybı yaşayanlar.
Hafif bilişsel bozukluk saptananlar.
Bilişsel testlerinde önceki yıllara göre belirgin gerileme görülenler.
Ailesinde birden fazla Alzheimer vakası bulunanlar.
Ailesinde erken yaşta başlayan Alzheimer öyküsü olanlar.
Beyin görüntülemesi veya diğer biyobelirteçleri şüpheli bulunanlar.
Alzheimer tanısı ile başka demans türleri arasında ayrım yapılması gerekenler.
Uygun klinik araştırmalara katılması planlanan kişiler p-tau217, bu kişilerde Alzheimer biyolojisinin bulunup bulunmadığını anlamaya yardımcı olabilir. APOE testi ise ancak sonucu klinik kararı gerçekten değiştirecekse, kişinin bilgilendirilmiş onayı alınarak ve mümkünse genetik danışmanlıkla yapılmalıdır.


OSMAN HOCA NE DİYOR?
Bu araştırma Alzheimer'ı kesin olarak öngören bir kehanet testi sunmuyor. Fakat tıbbı "Hastalık var mı?" sorusundan "Hastalık ne zaman klinik hale gelebilir?" sorusuna taşıyor. Bu, Check-Forward tıbbının tam merkezindeki değişimdir. APOE kader değildir. p-tau217 de tek başına teşhis değildir. Doğru yaklaşım; korkuya kapılmak değil, bilişsel kapasiteyi düzenli izlemek, damar ve metabolizma sağlığını korumak, iyi uyumak, hareket etmek, işitmeyi ihmal etmemek ve gerektiğinde bütün verileri uzman bir ekiple birlikte değerlendirmektir. Alzheimer riskini bilmek önemlidir. Fakat asıl büyük dönüşüm, o riskin saatini doğru okuyabilmek olacaktır.

KABAK ÇEKİRDEĞİNDE NELER GİZLİ?
Bu küçük çekirdeğin içinde büyük bir besin hazinesi var:
Bitkisel protein
Magnezyum
Çinko
Demir ve fosfor
Kalp dostu doymamış yağlar
Lif
Antioksidanlar ve fitosteroller
Kabak çekirdeği kasların, kemiklerin ve bağışıklık sisteminin desteklenmesine katkıda bulunur. İçerdiği magnezyum enerji üretimi, sinir sistemi ve uyku düzeni için; çinko ise bağışıklık ve prostat sağlığı için önemlidir. Ama ölçüyü kaçırmayın: Kalorisi yüksektir. İdeal miktar günde bir küçük avuçtır. Tuzsuz, kavrulmamış ya da hafif kavrulmuş olanı tercih edin.
KÜÇÜK ÇEKİRDEK, BÜYÜK DESTEK!


ZEYTİNYAĞI NİÇİN BİR UZUN ÖMÜR MUCİZESİDİR?
Zeytinyağı yalnızca sağlıklı bir yağ değil; damarları, beyni ve hücreleri koruyan güçlü bir besindir.
Oleik asit, LDL kolesterolün oksitlenmesini azaltmaya, insülin duyarlılığını ve kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olur.
Hidroksitirozol, güçlü antioksidan etkisiyle damarları ve DNA'yı oksidatif hasardan korur.
Oleuropein, iltihabı baskılamaya, tansiyon ve kan şekeri dengesini desteklemeye katkı sağlar.
Oleokantal ise ibuprofen benzeri anti-enflamatuvar etkisiyle kronik sessiz inflamasyona karşı çalışır; beyin sağlığını destekleyebilir. Ancak mucize şişede değil, düzenli kullanımda: Sofranızda sızma, taze, koyu şişede saklanan kaliteli zeytinyağına yer açın. Onu kızartma yağına indirgemeyin; salatalarda, sebzelerde ve yoğurtla her gün ölçülü biçimde tüketin. Uzun ömür, çoğu zaman sofrada başlar. İşte sır!

TAHİN NEDEN ÇOK POPÜLER?
Çünkü tahin küçük hacimde büyük besin gücü taşır. Susamdan elde edilen bu geleneksel lezzet; sağlıklı doymamış yağlar, bitkisel protein, lif, kalsiyum, magnezyum ve güçlü antioksidanlar içerir. Kalp-damar sağlığını destekler, uzun süre tok tutar, bağırsakların çalışmasına katkı sağlar. Kahvaltıya da yoğurda da çok yakışır.
Ama unutmayın: Tahin sağlıklıdır fakat kalorisi yüksektir. Çoğu kişi için günde 1–2 yemek kaşığı yeterlidir. Kısacası: Tahin moda olduğu için değil, besleyici olduğu için kıymetli!

SARIMSAĞI YUTMAYIN, UYANDIRIN!
Sarımsağın kıymetli bileşiği allisin, dişin içinde hazır beklemez. Sarımsak ezildiğinde veya ince doğrandığında oluşmaya başlar.
En doğru kullanım formülü: Bir diş sarımsağı ezin veya ince doğrayın. 5–10 dakika bekletin. Yoğurda, salataya, cacığa ya da yemeğe ekleyin. Pişirecekseniz uzun süre kavurmayın; mümkünse yemeğin sonuna doğru ilave edin.
Aç karnına yutmak şart mı? Hayır! Hatta reflüsü, gastriti veya hassas bağırsağı olanlarda yanma, gaz ve bulantı yapabilir. Yemekle birlikte tüketmek çoğu kişi için daha konforludur.
Ne kadar? Çoğu sağlıklı kişi için günlük bir diş, yemek düzeninin içinde makul bir miktardır. "Bir diş iyiyse beş diş daha iyidir" hesabı sarımsakta işlemez!
DİKKAT! Kan sulandırıcı veya aspirin kullananlar, ameliyat hazırlığında olanlar ve düzenli ilaç alanlar yoğun sarımsak tüketimini ya da sarımsak takviyelerini doktorlarıyla konuşmalıdır.
Kısacası: EZ, BEKLET, YEMEĞE EKLE... AMA SARIMSAKTAN MUCİZE BEKLEME!
Sarımsak faydalı bir besindir; ilaçların yerine geçen beyaz önlüklü bir eczacı değildir.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA