Merkez Bankası, yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nu bu hafta açıkladı. Beklendiği üzere yıl sonu enflasyon tahmini yukarıya çekildi. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, enflasyon tahmini yüzde 26'dan 28'e yükselttiklerini duyurdu. Güncellemenin başlıca nedeni, TL cinsinden ithalat fiyatlarının beklenenden daha hızlı artacağı öngörüsü oldu. Sağlık hizmetleri ve elektrikte yapılan idari fiyat ayarlamaları, tahmin artışını getiren etkenler arasında yer aldı.
Enflasyon tahminini yukarı çeken bir diğer unsur ise gıda tarafındaki karmaşık dinamikler olarak öne çıkıyor. Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklıkların ardından bu yıl mevsimsel koşulların olumlu seyretmesi, sebze ve meyve üretimini artırdı. Bu yıl toplam bitkisel üretimin 2025'e kıyasla yüzde 16.5 artması bekleniyor. Sebze ve meyve fiyatları bu dönemde enflasyon üzerinde belirgin bir baskı oluşturmuyor. Hatırlanacağı üzere, bu gelişmenin de katkısıyla haziran ayında gıda enflasyonu aylık bazda negatif gerçekleşmişti.
Buna karşılık, gübre, enerji ve hayvan yemi gibi savaştan doğrudan etkilenen girdilerin fiyatlarındaki artışlar üretim maliyetlerini yükseltiyor. Süt, et ve bunlara bağlı ürünlerde yaşanan arz sıkıntıları fiyat artışlarını beraberinde getirdi. Tüketim sepetindeki ağırlıkları yüksek olan bu kalemlerdeki fiyat artışları, gıda enflasyonunun görünümünü olumsuz etkiliyor. Merkez Bankası'nın gıda enflasyonu tahminini yüzde 26.3'ten 28.5'e yükseltmesi, genel enflasyon tahmininde de yukarı yönlü bir güncellemeyi zorunlu kıldı.

EN KÖTÜSÜ GERİDE KALDI BEKLENTİSİ
Enflasyon Raporu'nda 2027 ve 2028 yıllarına ilişkin tahminlerde değişikliğe gidilmedi. Oysa enflasyonun ana eğilimi dikkate alındığında, bu iki yılın tahminlerinin de yukarı yönlü güncellenmesi beklenirdi. Başkan Karahan basın toplantısında, söz konusu revizyonlar için önümüzdeki haftalarda açıklanacak Orta Vadeli Program'ı (OVP) beklediklerini belirtti. OVP'nin ardından 2027 ve 2028 tahminlerinin de yukarıya çekilmesi kuvvetle muhtemel.
Enflasyon görünümündeki bu tabloya rağmen, Merkez Bankası'ndan gelen mesajlar faiz indiriminin halen masada olduğuna işaret ediyor. En azından yüzde 40 seviyesindeki fiili fonlama faizini yüzde 37 olan politika faizine çekme yönünde bir niyet bulunduğu anlaşılıyor.
Para politikasında kısmi bir gevşeme ihtimalini güçlendirenbirkaç husus var. Her şeyden önce, dünya genelinde piyasalar Hürmüz Boğazı'nda düğümlenen jeopolitik risklerde en kötüsünün geride kaldığına inanıyor. Barış sağlanmasa da çatışmaların seyrekleşmesi böyle bir hava oluşturuyor. Petrol fiyatları yüksek seyretse de kötümser senaryolardaki korkutucu seviyelere çıkmadı. Dolayısıyla enflasyon üzerindeki savaş kaynaklı baskı sürse de üç ay öncesine kıyasla daha düşük seviyelerde. Merkez Bankası, savaşın patlak vermesinin ardından bir önceki raporda petrol fiyatı varsayımını 60.9 dolardan 89.4 dolara yükseltmişti. Güncel raporda ise bu beklentiyi 87.8 dolara indirdi.

İÇ PİYASANIN AHVALİ
İç piyasadaki gelişmeler de faiz indirimi için gerekçe sunuyor. Perakende satışlar ve kartla yapılan harcamalar, tüketimin ivme kaybettiğine işaret ediyor. Tüketim malı ithalatı yılın ilk yarısında, özellikle otomobil ithalatındaki yavaşlamanın etkisiyle geriledi.
Arz tarafında da belirgin bir sıkışma söz konusu. Sanayi üretimi yılın ilk altı ayının dördünde yıllık bazda daraldı. Manşet işsizlik oranı düşük seviyelerde seyretse de Başkan Karahan'ın konuşmasında altını çizdiği üzere, atıl iş gücü oranı ve ilan başına düşen başvuru sayısı yüksek seyrediyor.
Sonuç olarak, iç piyasa para politikasında bir miktar gevşemeye ihtiyaç duyuyor. Özellikle sanayi üretimindeki zayıflamanın önüne geçilmesi, ekonomi politikası açısından öncelikli meselelerden biri olmalı.

PARA POLİTİKASI TAKVİMİ
Merkez Bankası'nın bir sonraki Para Politikası Kurulu toplantısı 10 Eylül'de. Sonrasında 2026 içinde iki toplantı daha var: Biri 22 Ekim'de, diğeri 10 Aralık'ta. Fiili faizin yüzde 40'tan yüzde 37'ye çekilmesi, mevcut koşullarda ancak OVP açıklandıktan sonra mümkün görünüyor. Koşulların oluşması halinde politika faizindeki ilk indirim içinse toplantı takvimi aralık ayını ön plana çıkarıyor.
Para politikasının yönü kritik olsa da ekonominin üretim ayağını güçlendirmek için farklı politika setlerine ihtiyacımız var. İşte bu noktada, önümüzdeki OVP'de yer alacak teşhisler ve yol haritası reel ekonominin geleceği açısından fevkalade önemli olacak.