Yunanistan, Laz böreğini 'Galaktoboureko' ismiyle kendi geleneksel tatlısı olarak tanıtmaya başladı.
Bu lezzet sahiplenme mücadelesinin sonu gelmeyecek gibi görünüyor.
Ancak bu tartışmada Yunanlıların 400 yılı aşkın bir süre Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altında yaşadığı unutuluyor.
İki halkın birçok kültürel özelliği iç içe geçmiş.
İki halk da kemençeyle horon tepiyor. Dolmadan dönere, kokoreçten cacığa aynı yemekleri yiyor.
Yunanlılar sahipleniyorsa Türkler de sahiplenecek!
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler boş durmayacak! Her lezzet için tescil başvurusu yapacak!
Bu mücadeleyi kazanan lezzet kültürünü en iyi yaşatan olacak.

Bence Galaktoboureko, iyi yapılmış, fırından yeni çıkmış çıtır çıtır bir Laz böreği ile yarışamaz.
Galaktoboureko'nun ayırt edici özelliği irmikle yapılan, daha yoğun kıvamlı kremasının olması.
Laz böreğinde ise genellikle un veya nişasta bazlı muhallebi kullanılıyor. Ama bizim bazı ustalar muhallebiyi koyarken biraz cimri davranıyor!
Karabiber Laz böreğinin en karakteristik özelliği. Karabiber Laz böreğine hafif baharatlı ve aromatik bir derinlik katıyor.
Daha tereyağlı, narenciye aromalı ve kremamsı olan Galaktoboureko'da ise karabiber kullanılmıyor.
Laz böreğinde süt tadı daha ön planda oluyor ve karabiber sayesinde tatlı-baharat dengesi mükemmel şekilde sağlanıyor.
Yunanlıların bence başarısız olduğu nokta tatlı-baharat dengesi oluşturamamaları.
Öte yandan, Yunanistan'daki Galaktoboureko porsiyonları Türkiye'ye göre daha büyük ve nerede yerseniz yiyin lezzet standart aşağı yukarı aynı.
Yunanlıların başarısı da burada ortaya çıkıyor.
Fiyat, porsiyon büyüklüğü, hammadde kalitesi ve lezzet dengesi birçok yerde aynı.
Sürprizle karşılaşmıyorsunuz.
İşte bu denge bizde yok.
Lezzetlerimizi Yunanlılara kaptırmamak istiyorsak daha özenli ve kaliteli yapmalıyız.
Fiyat ve lezzette bir standardımız olmalı.
***
ABONELİK KAPİTALİZMİ!
Bazı PlayStation kullanıcıları, Sony'nin fiziksel disk üretimini sonlandırmasını protesto etmek için 23-30 Ağustos tarihleri arasında konsollarını fişten çekecekler.
Birçok insan protestoya destek olacağını açıklıyor.
"Hangi çağda yaşıyoruz disk mi kaldı artık" diyenleriniz olabilir.

Ancak üç-dört yıl önce parasını vererek online platformda indirdiğiniz oyun bir bakıyorsunuz platformdan silinmiş!
Oysa eskiden bir diski istediğiniz zaman konsola takıp oynayabiliyordunuz!
Bu kapitalizmin yeni oyunu aslında. Bu duruma "Abonelik Kapitalizmi" (Subscription Capitalism) deniyor.
Eskiden bir nesneye (DVD, CD, kitap) ödeme yaptığınızda ona fiziksel olarak sahip olurdunuz. Bugün ise bir ürünü satın almak yerine ona geçici olarak erişme hakkı kiralıyorsunuz.
Aboneliğinizi iptal ettiğiniz an, yıllarca ödeme yapmış olsanız bile elinizde hiçbir şey kalmıyor. Sistem artık fiziksel ürün satmak yerine, o ürünü sürekli ödeme gerektiren bir hizmet kalıbına sokuyor.
Bu sömürü elektrikli otomobiller ve akıllı ev teknolojileriyle daha da artacak.
İnsanlar tepki göstermedikçe Abonelik Kapitalizmi büyümeye devam edecek.
***
DİJİTAL REKLAMLARDA YENİ DÖNEM
Ticaret Bakanlığı, 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek dijital reklamlar için yeni düzenlemeyi duyurdu.
Artık influencer'lar, kazanç veya menfaat sağladıkları paylaşımlarda "reklam" ya da "tanıtım" ibaresi kullanacak.
İndirim öncesi fiyat, son 10 gündeki en düşük fiyat olacak.
Firmaların tüketici şikâyetlerine cevap süresi 72 saatten 48 saate düşürülecek. Falcı, medyum, astrolog ve yasa dışı şans oyunu reklamları yasak kapsamına alınacak.

Bence en önemli değişiklik çocuklara kişisel veri profillemesiyle hedefli reklam yapılması yasaklanacak olması.
Böylece çocuklarımız kendilerini direkt hedef alan reklamlardan belli ölçüde korunmuş olacak.
Bir diğer önemli değişiklik ise gerçek kişiden ayırt edilemeyen yapay zekâ karakterlerin reklamlarda açıkça belirtilecek olması.
Bu kural oyuncu ve modellerin işlerini kaybetme riskini düşürebilir.
Ayrıca tüketici, izlediği kişinin gerçek mi yoksa yapay zekâ ile üretilmiş bir karakter mi olduğunu net şekilde anlayacak.
Tabii markalar "Bu reklamda yapay zekâ kullanılmıştır" ibaresini okunmayacak şekilde küçük puntolarla yazarsa tüketici durumu yine fark etmez!
***
İÇERİK KRALDIR!
"Sinemanın sahadan çekiliyor gibi olması çok kötü. Onu geri getirmemiz lazım.
Bu sene 2 Aile Arasında'yı yaptık. Seneye de Vizontele 3 projemiz var. Öyle öyle sinemayı geri almalıyız." Bu açıklama Yılmaz Erdoğan'a ait.

Keşke Erdoğan aynı düşünceli tavrı 2019'da 'Organize İşler 2: Sazan Sarmalı' filmini gösterime girdikten kısa bir süre sonra bir dijital platforma satmasaydı!
Bu karar, filmlerin salonlardan önce dijital platformlarda gösterilme trendini başlatan unsurlardan biriydi.
Erdoğan'ın piyasa koşullarındaki olumsuzluklara rağmen tekrar üretmeye devam edeceğini açıklaması yine de güzel haber.
Ne olursa olsun "Content is King" (İçerik kraldır.) Üreten her zaman kazanır!
***
TAVŞAN DAĞA KÜSMÜŞ...
Karadağ, Türkiye'ye 1 Kasım 2026 itibarıyla vize uygulanacağını duyurdu. Avrupa Birliği'ne girmek için yerine getirilmesi gereken şartlardan biri de bu galiba. 13 bin 812 km² alanda 620 bin nüfusu olan Karadağ, Türkiye'ye vize koysa ne olur, koymasa ne olur? Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış! Kaybeden yine onlar olur.

Bu karardan sonra kimse Karadağ için vize almakla uğraşmaz.
Vizesi olan zaten İspanya'ya, Fransa'ya, İtalya'ya gider! Ancak devletin de pasaportumuzu güçlendirecek hamleler yapması gerekiyor.
***
Altyazı
"Hayat aldığımız nefes sayısı değildir, nefesimizi kesen anların toplamıdır." (Hitch)
