Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MEVLÜT TEZEL

Gerçeğin yerine yalanın tercih edilmesi!

İspanyol yıldız futbolcusu Marc Cucurella, bence şu an aktif en iyi sol kanat-bek oyuncusu ama ilginç ismi ve uzun kıvırcık saçları, futboldaki yeteneğinden daha çok dikkat çekiyor.
Hatta bazı futbolseverler Cucurella'nın hem ismine hem de saçlarına —kaba bir tabir olacak ama— 'kıl oluyorlar'!
Cucurella'nın saçları çoğu zaman espri konusu oluyor.
Önceki gün sosyal medyada Cucurella'nın bir TV röportajında gözyaşları içinde otizmli oğlunu anlatırken şu açıklamayı yaptığı iddia edildi:
"Otizmli bir oğlum var. Keşke hiç param olmasaydı da oğlum sağlıklı olsaydı. Saçlarımı onu sevdiği için uzatıyorum... Bir gün beni unutursa, en azından saçlarımdan tanıyabilsin diye."
Ve bu kısa video viral oldu. Birçok insan duygusal yorumlar yaptı.
Bazıları "Saçlarına etmediğim laf kalmamıştı senden özür diliyorum. Büyük adammışsın" diye paylaşımlar yaptı.
Evet, hikâye duygusal ve etkileyici ama gerçek değil.

ANNESİ İÇİN...
Cucurella, simgesi haline gelen saçlarının hikâyesini daha önce verdiği röportajlarda açıkça paylaşmıştı.
Küçük yaşlarda futbol oynarken annesi, sahadaki diğer çocukların arasından onu daha rahat ayırt edebilmek ve kolayca tanıyabilmek için saçlarını uzatmasını istemiş.
Cucurella da o zamandan beri bu imajını korudu.
Öte yandan Cucurella ve eşi Rodriguez'in en büyük çocukları Mateo'nun otizmli olduğu bilgisi doğru.
Çift, çocuklarının otizm tanısı ve ailece yaşadıkları farkındalık süreci hakkında açık yüreklilikle paylaşımlarda bulundu.
Otizm konusunda farkındalık yaratması adına bu paylaşımlar çok değerliydi.
Sadio Mane'nin elinde ekranı kırık ve eski bir telefonla görüntülenince "Ben köyüme okul, hastane ve cami yaptırıyorum. Ekranı tamir ettirmeye gerek yok" diye sosyal medyada uydurulan daha birçok palavra hikaye var.
Bu durumun 'Post-Truth' (Hakikat- Ötesi) diye kavramsal bir adı var.
Post-truth düzeninde bir bilginin gerçek veya kanıtlanabilir olmasından ziyade, hissettirdiği duygu ön plandadır.
Cucurella örneğinde olduğu gibi; "Annesi sahada onu kolay tanısın diye uzattı" bilgisi rasyonel ve sıradandır.
Ancak "Otizmli çocuğu için uzattı" yalanı güçlü bir duygusal bağ ve empati kurdurur.
İnsanlar gerçeğe değil, kendilerini iyi veya duygulu hissettiren anlatıya inanmayı ve bunu paylaşmayı tercih ederler.
Özetle yalan olmasına rağmen bundan sonra "Cucurella saçlarını otizmli oğlu için uzun tutuyor" diye bilinecek.
Post-truth çağını yaşıyoruz.
Gerçekliğin artık fazla bir önemi yok. Bilgi yalan da olsa hikâyenin ne hissettirdiği daha önemli artık.
Bir kişi ya da bir konu hakkında yalan da olsa genel kanı oluştuysa geri dönüş olmuyor!
Bir de asıl tehlikeli olan 'post-truth politics' kavramı var!
Günümüzde halkların doğru gibi hissettiği ama aslında hiçbir temeli olmayan, kanıtlanamayan argümanlara inanmasını iyi değerlendiren siyasetçiler kariyerlerinde çok yol alıyorlar.

***

İNSAN SOĞUTAN BUZDOLABI
Tam da bunaltıcı sıcakları yaşıyorken işte size buz gibi bir haber:
Bir Japon şirket Do Hiemon Box adı verilen tek kişilik bir soğutma kabini üretmeye başladı.
Kabin dev bir buzdolabına benziyor ancak yalnızca insan vücudunu soğutmak için tasarlanmış.
Bu kabin iç sıcaklığını 15 derecede tutarak, içeri adım attığınız andan itibaren yaklaşık 5 dereceye kadar soğutulmuş havayı başınıza, boynunuza, omuzlarınıza ve sırtınıza doğru üflüyor.

Kabinin içinde 5-10 dakika arasında buz gibi oluyorsunuz. Aşırı sıcakların yarattığı bitkinlikten kurtuluyorsunuz.
Olası bir kötü durumu engellemek için kabin 20. dakikadan itibaren soğutma işlemini durduruyor.
Bizim Adana'da serinlemek için buzdolabına giren fırıncılardan çalmışlar bu fikri!
Bu kabinleri Adana'da Antalya'da otomat gibi yoğun bölgelere koyanlar, haberlere konu olur, güzel para kazanır.

***

PEMBE SEPETLE MARKETTE SEVGİLİ BULMAK
Finlandiya'daki bazı süpermarketlerde, bekârların yeni biriyle tanışmaya ve flörte açık olduğunu göstermek için pembe alışveriş sepeti kullandığı eğlenceli bir sosyal akım varmış.
Müşteriler, Fince sepet anlamına gelen "kori" ve bekâr anlamına gelen "sinkku" kelimelerinin birleşimi olan bu pembe sepetleri alarak markette diğer bekârlarla tanışabiliyor.

Yaratıcı bir fikir ama "Ben sevgili, eş arıyorum" diye pembe sepet kullanmak bence karizmayı çizer!
"Ben asosyalim, çevremde sevgili bulamıyorum o yüzden bu sepeti taşıyorum" demek gibi bir durum bu ama Finlandiyalıların hoşuna gitmiş demek ki.
Peki, vatandaş ne diyor bu konuya?
Sosyal medyada şöyle ilginç yorumlarla karşılaştım:
■ "Bizim marketlerde uygulansa, 'hangisi daha ucuz' diye fiyat karşılaştırması yaparken yanlışlıkla evleniriz."
■ "Pembe sepeti alıp tam birine yanaşacakken kasada kartın reddedilmesi... Karizmanın çizildiği o an."
■ "Finlandiyalılar zaten utangaç, iki pembe sepetli yan yana gelse reyonun önünde saatlerce konuşmadan birbirine bakar."
■ "Bizim buralara gelse, anneler çocuklarına eş bulmak için bütün pembe sepetleri erkenden reyonlardan toplar."
■ "Flörtleşmek için pembe sepet alıp, günün sonunda sadece indirimli ürünleri kovalayıp eve yalnız dönmek..."
"Millet sevgilisini market reyonundan seçiyor, biz hâlâ uygulamalarda sağa sola kaydırarak vakit kaybedelim."

***

Altyazı
"Biz duygusal açıdan çok cahiliz. Bize anatomi, hipotenüsün karesinin dik kenarların karelerinin toplamına eşit olduğu gibi her tür b.ku öğrettiler. Ama insan ruhuna ilişkin tek bir şey öğrenmedik. Kendimiz ve başkaları hakkında kara cahiliz aslında." (Scenes From a Marriage)

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA