Üç damarı tıkalı olan ve acilen anjiyo yapılması gerektiği belirtilen B.T., İstanbul-Bakırköy'deki özel bir hastaneye sevk edilmişti.
B.T., ameliyat masasındayken hastane muhasebecisi H.Y. ameliyat odasına girerek kendisiyle stent fiyatı pazarlığı yapmıştı.
Ben de H.Y.'ye bu köşede tepki göstermiştim.
Elbette bu olay ilk değildi geçmişte birçok acil hasta buna benzer durumlarla karşılaşılmıştı.
Ve şimdi H.Y, "Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık" suçundan tutuklandı.
Özel hastane de sanki sütten çıkmış ak kaşıkmış gibi H.Y.'yi kovdu!
Rahmetli Hıncal Abi, 'sosyal medya mahkemesi' diye bir kavram atmıştı ortaya.
H.Y. örneğinde oldu gibi bir olay sosyal medyaya düştüğünde milyonlarca insan sanki mahkeme jürisiymiş gibi karar veriyor.
Olay büyüyünce önce emniyet sonra da yargı devreye giriyor.
Sosyal medya sayesinde üzerine gidilmeyecek birçok olayın peşine düşüldü ve adalet yerini buldu.
Ancak bazen de yanlış anlaşılmalar ve önyargılar yüzünden insanlar boş yere linç edildiler. Yanlış gözaltı kararları da alındı. Son yıllarda emniyet ve yargının sosyal medyada gündem olan vakalarda hızlı hareket etmesi güzel. Ancak bazen sanki kamuoyunun öfkesini dindirmek adına kararlar alınıyor!
Bence H.Y olayında da benzer bir durum söz konusu.
Evet, H.Y.'nin davranışı etik dışı ama asıl sorumlu; ona bu yetkiyi veren hastane yönetimi.
Yasal olarak stent takılmadan önce hastadan onay alınması gerekiyor.
Sanki H.Y. anjiyo operasyonunun parasını kendi cebine atacak!
Hastanenin başhekimi var, sahibi var, müdürü var! Ne yani H.Y. bu kişilerin uyarılarına karşı çıkıp mı parayı konuştu!
H.Y. günah keçisi ilan edilince ticarethane gibi çalışan birçok özel hastanede sorunlar çözülmüş mü olacak?
Bu kararın kamu adına tek bir yararı olabilir.
O da; hastane çalışanlarına "Kraldan çok kralcı olmayın. Özel hastane de her hata için bir günah keçisi mutlak bulunur. Yönetimin baskılarına boyun eğip etik dışı hareket etmeyin" mesajı verilmiş oldu.
Ama bu mesaj H.Y.'nin böylesine ağır bir suçlamaya maruz kalmasının adil olmadığı gerçeğini değiştirmez!
***
BANKALARIN SORUMLULUĞU MÜŞTERİYE ATMASI
Antalya'da emekli maaşıyla geçinen Faruk Gülcemal, sosyal medyada bir linke tıkladıktan sonra telefonunun kilitlendi, telefonunu hiç açamadı.
Ertesi gün telefoncuya gidip, telefonu açtırdı. Fatura ödemek için telefon bankacılığına girdiğinde ise kendi adına 600 bin liralık kredi çekildiğini öğrendi!
Bunun gibi birçok olay yaşanıyor!
Vatandaş hesabını bloke edemesin diye özellikle gece geç saatlerde telefonlar hack'leniyor.
Böylece onay mesajı gibi iki faktörlü doğrulama önlemleri de aşılmış olunuyor!
Bu olayın aynısını geçtiğimiz aylarda üniversiteden arkadaşımın babası Kırşehir'de yaşadı.
Hem hesaplarındaki bütün para alınmış hem de yüklü miktarda krediler çekilmişti!
Tıpkı bu haberdeki gibi emekli adamın hayatı karardı!
Bankalar insanlara bankacılık uygulamalarından kolayca kredi çektirmeye ikna etmek için birçok kampanya sunuyor ve "Güvenmediğiniz linklere tıklamayın" diyerek olası dolandırıcılıklarda tüm sorumluluğu müşterilere yüklüyor!
Bankalar daha çok kar edecek diye vatandaş, dolandırıcıların kucağına itiliyor!
Bankaların yaşlı bir emeklinin gece yarısı cep telefonunda 600 bin TL kredi çekmesini şüpheli işlem olarak görecek bir güvenlik mekanizması geliştirmesi bu kadar zor mu?
Bankacılık sisteminin özünde yeter ki kredi çekilsin, kim çekerse çeksin anlayışı söz konusu!
Bu tür dolandırıcılık işlemlerinde müşterisini koruyamayan bankaları sorumlu tutacak yasalara ihtiyaç var! Bankalar siber güvenlik projelerine daha çok yatırım yapmalılar.
Belli bir yaşın üstündeki insanların internet uygulamalarından kredi çekmesi zorlaştırılmalı. Krediye ihtiyacı olan müşteri zaten banka şubesine gider!
Gece yarısı 600 bin TL kredi başvurusuna onay vermek dolandırıcıların işini kolaylaştırmaktır. Yazık günah binlerce insanın hayatı kararıyor!
***
75 YAŞ ÜSTÜNE ARAÇ KULLANMA YASAĞI
Avrupa Birliği, tarihinde ilk kez 75 yaş üstü sürücüler için otomobil kullanma yasağı getirecek.
Sağlık raporu alsalar dahi 75 yaş üstü insanlar araç kullanamayacaklar. Amaç sürüş güvenliğini artırmak.
Ancak, yaşlı sürücüler bu kararı 'anlamsız' buluyor ve itiraz ediyor.
Bence yaşlı sürücülerin hem kendilerinin hem de başkalarının hayatını riske atmama adına yerinde bir karar.
Elbette bazı yaşlılar, gençlerden daha dikkatli sürücü ama bu istisnai bir durum.
Çünkü yaşlı sürücüler refleks kaybı nedeniyle trafik kazalarına daha çok yol açıyorlar.
Bu yasa Türkiye'de de gündeme gelebilir.
Ülkemizde ehliyet yenileme yaşı 65. 70 yaşını geçen sürücüler de beş yılda bir sağlık raporu almak zorunda.
80 yaş ve üzeri sürücüler için ise bu süre 2 yıl ile sınırlı.
Yaşlı sürücüler bu önerime kızabilirler ama istatistikler yaşlı sürücülerin daha çok kazaya yol açtığını gösteriyor.
***
BU HABERDEN 5 SEZONLUK DİZİ ÇIKAR
Sabah gazetesinden Ceyhan Torlak gündeme damga vuran bir habere imza attı.
Muğla Akyaka'da annesi evliyken yasak aşk ilişkisi sonucu dünyaya gelen Berrin N., gerçek babasının kimliğini 50 yıl sonra öğrendi.
Berrin N., yıllarca babası olarak bildiği Mahir A.'nın aslında babası Mustafa Uyanık'ın katili olduğunu öğrendi.
Açılan davada, Berrin N.'nin gerçek babasının Akyaka'nın en zenginlerinden Mustafa Uyanık olduğu DNA testiyle kanıtlandı.
Berrin N, yüklü bir mirasa ortak olma ihtimaliyle teselli mi bulsun, yoksa 48 yıl babasını öldüren kişiyi baba bildiğine mi üzülsün!
Berrin N.'nin yaşadığı travmayı Freud bile mezarından kalkıp incelese çare olmayabilir.
Filmlere konu olacak bir trajedi. Hatta bu olaydan beş sezonluk dizi çıkar!
***
Alt yazı
'Her insanın kayıp bir puzzle parçası vardır. Kayıp parça olmayı öğrenin, size her şeylerini versinler.' (Red Sparrow)