MEVLÜT TEZEL

Yunanistan’ı zengin ettik

Ege kıyılarındaki limanlardan yapılan 8 bin 629 gemi seferi ile 1 milyon 153 bin 727 yolcu, Yunan adalarına seyahat etti.
Bu sayının çoğu Türklerden oluşuyor.
Yunan adalarında 7 gün konaklama imkânı sağlayan kapıda vize uygulaması Yunanistan'a yaradı.
Bir de kara yoluyla gidenler var!
Yunanistan'a yurtdışından gelen yabancı ziyaretçi sayısı, 2024 yılının Ocak-Ekim döneminde yüzde 10 dolayında artarak 35,7 milyonu geçti.
Demek ki, turizmde rakiplerimizden biri olan Yunanistan'a yüzde 10 faydamız dokunmuş.
Yunanistan'la Ege kıyılarımız benzer.

Aynı güneş, aynı deniz burada da var ama son dönemde ülkemizdeki turistik konaklama ve yeme- içme fiyatlarındaki anormal artışlar da Yunanistan'ın tercih edilmesinde rol oynamış olabilir.
Gidenlerin paylaştığı adisyonlar da fiyat-kalite oranı açısından Yunanistan'ı cazip kılıyor.
Yol ve vize masraflarını da hesaba katarsak Yunanistan ile Türkiye arasında tatil masrafı hemen hemen aynı oluyor.
Bazıları Yunanistan'ın daha ucuz olduğunu söylüyor.
Bazıları bu duruma milliyetçi yaklaşıyor.
Bence Yunanistan'a gidenlerin en büyük motivasyonu; "Avrupa için Schengen vizesi alamıyorum, bari Yunanistan'a gideyim. Farklı bir yer görmüş olurum. Hem orda ortam rahat." Bu yıl Yunanistan'a gidecek Türklerin sayısının 1.5 milyonu aşması bekleniyor.
Bu noktada bizim turizm işletmelerinin alacağı kararlar da önemli.
Eğer ortada bir kayıp varsa yabancı turistleri el üstünde tutup, Türk müşterileri hor görmeye devam etmez herhalde!
Konaklama ve yeme-içme fiyatları da belki düşebilir. Tabii bunlar hep iyimser tahminler.
Asıl belirleyici olacak olan arztalep dengesi.

***


MİKROPLASTİK BİLMECESİ!
Eve sipariş ettiğimiz yemeklerde, ambalajlı gıdalarda, hatta yediğimiz balıkta bile mikroplastik var.
Ortalama bir insanın her yıl sadece içme suyundan yaklaşık 4 bin plastik parçacık yuttuğu tahmin ediliyor.
Mikroplastiklerin beyin ve kalp gibi organlarda dahi biriktiğini ortaya koyan pek çok bilim insanı, bunun önemli sorunlara yol açabileceğini söylüyor.
Ama mikroplastiklerin abartıldığını düşünenler de var.

Örneğin Rusya Bilimler Akademisi'nden Aleksey Koklov, mikroplastiklerin doğada çok daha fazla bulunan tahta ve beton parçacıklarından daha zararlı olmadığını, tüm maddelerin doğal süreçlerin sonucunda daha küçük parçalara dönüştüğünü açıkladı:
"Yalnızca mikroplastikler değil, tüm nanomaddeler insan kanına karışabilir.
Duvarlar zamanla toz ve kuma dönüşüyor ve bunlar da insan vücuduna giriyor. Mikroplastik parçacıklarının özellikle zararlı olduğuna dair bir kanıt yok." Milyonlarca yıldır tozla başa çıkan insanların, mikroplastiklere karşı da kendilerini savunabileceğini düşünen Koklov, suçu medyaya atıyor:
"Medya sansasyonel hikayelere ihtiyaç duyduğu için mikroplastiği önemli bir endişe kaynağı haline getirdi." İsteyen Rus bilim insanına kulak verip endişeye kapılmaz ama Koklov bana biraz Çernobil felaketinden sonra radyasyonlu çay içen bizim bakanı hatırlattı.
Koklov'un Moskova Devlet Üniversitesi Polimer ve Kristal Fiziği Bölümü'nün başkanı olduğunu da hatırlatayım.
Sanki uzmanı olduğu alanı savunmuş gibi hissettim.

***


SAHTE İÇKİ TURİZMİ ETKİLER
Ankara'da sahte içki nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı 59'a yükseldi.
Yoğun bakımda entübe edilen kişi sayısı ise 35 oldu.
Bunlar korkunç rakamlar.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada 28 şüpheli tutuklandı.
Kaçak alkol üreten ve satanlara üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası veriliyor.
Eğer bu suç, örgütlü bir şekilde işlenmişse verilecek ceza iki katına kadar çıkarılabiliyor.
Top, roket atışı yapsan 59 kişiyi bu kadar kısa sürede öldüremezsin.
59 kişiyi öldürmenin cezası bu kadar düşük olmamalı.
Daha önce de yazdım; Türkiye turizm ülkesi. Sahte içki yüzünden yaşanan ölümler turist sayısını düşürebilir!
İnsanlar restoranda, barda alkol tüketmeyi riskli görebilir, bu da yeme içme sektörünü etkiler.
Sahte içki satışını artıran bütün nedenler tespit edilip bu sorun çözülmeli.

***


HAKKINI ARAYAN KAZANIYOR
Ankara'da bir baba, ilkokul ikinci sınıfa geçen kızının eğitim ve yemek ücretlerine yapılan fahiş zamma karşı Çankaya Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurdu.

Özel okulun eğitim ücretine yüzde 65'ten, yemek ücretine de enflasyondan fazla zam yaptığını tespit eden Hakem Heyeti, veliyi haklı buldu.
Kararı okula tebliğ eden baba, şimdi ücret iadesini bekliyor.
Bu karar emsal teşkil edecek lakin birçok veli hakkını aramıyor. Özel okulların yaptığı fırsatçılık.
Hakkını arayan kazanıyor.

***


LİMONLU SUYA GEREK VAR MI?
Sabah uyanır uyanmaz ılık limonlu su içen birçok insan var. Limonlu suyun sağlığa birçok faydasının olduğunu düşünüyorlar. Ama Oregon Eyalet Üniversitesi'nde beslenme profesörü Emily Ho, ılık limonlu su içmek güne başlamak ferahlatıcı ve sağlıklı bir yol olsa da, faydalarının çoğunun kanıtlanmadığını açıkladı.

Boston Üniversitesi'nde beslenme profesörü Joan Salge Blake de limonlu suyun özel bir yanı olmadığını açıkladı:
"Bir bardak normal su, bir fincan bitki çayı ve hatta bir fincan kahveden de aynı faydaları elde edebilirsiniz."
Uzmanlar limonlu suyun kilo verdirdiğine dair de bilimsel bir kanıt olmadığını söylüyor. Özetle limonlu suyu abartmamak ve ona mucize bir sıvı diye yaklaşmamak lazım. Ya da gazlı içecek yerine limonlu su içmek daha faydalıdır diye düşünebiliriz. Sabah uyandığınızda sindirim sisteminizi harekete geçirmek için bir bardak su içmek yeterli.

***


Altyazı
"Bilginin arttığı yerde acı da artar." (Andrei Rublev)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.