Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

Antikahramanlar “kahraman” olunca

Grubumuzun muhteşem kültür, sanat, felsefe ve düşünce dergisi Lacivert için benden "hayal kırıklığı yaratan idoller" konusunda bir yazı istediler. Eylül sayısı için dilim döndüğünce, kalemim erdiğince bir şeyler karaladım. Bir bölümünü naçizane paylaşıyorum:
Etrafımdaki çocuk ve gençlere bakıyorum da kahramanlarında (!) nitelik aramadıklarına üzülerek şahit oluyorum. Bir kız grubu çıkıyor, doğru dürüst melodisi bile olmayan, tamamen ritme dayalı "şarkı benzeri" bir şey yapıp, bunu seksi kıyafetler ve erotik danslarla ambalajlayarak, peşlerine milyonlarca çocuğu takıyor.
K Pop denilen, müzik sanatı ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, tamamen "cinsel uyarıya" dayalı, cinsiyetsiz, zehirli bir sözde müzik akımı dünya gençliğinin kültürel bakış açısını manipüle ediyor. Yine ayrı bir hayranlık konusu (!) olan Rap müzik ise içinde barındırdığı ağır şiddet, küfür ve pornografiye varan cinsellikle treni uçuruma yönlendiren bir "makas" işlevi görüyor.

ALGORİTMA KUŞATMASI
Tabii ki çocuk ve gençlerin "kahraman" algısını olumsuz yönde değiştiren en büyük etken, dijital platformlar ve sanal medya. Henüz olgunlaşmamış kitleyi yoldan çıkartmanın "algoritması" keşfedildikten sonra sanal dünya çocuklar ve gençler için geçilmesi imkansız bir mayın tarlasına dönüştü. Yeni düşünce yapısını artık bu algoritmalar belirliyor. Kimsenin "sürüden" ayrılmasına izin verilmiyor. Böylelikle gelecek nesli robot haline getirip tek elden kolayca yönetmeyi hedefliyorlar.
Ne yalan söyleyeyim, hedeflerini de fena halde tutturuyorlar. Çünkü "ıskalama" ihtimalleri yok. Zira önce oku fırlatıp, hedefi de saplandığı yerin etrafına çiziyorlar...
Aslında bu bir "paket program." Az önce sözünü ettiğim, çocukları peşinden sürükleyen kız grubuna gelelim:
Dikkat edin, rol aldıkları reklamlar hep Siyonizm'e destek veren firmaların ürünleri. İlham aldıkları, daha doğrusu düpedüz taklit ettikleri batılı şarkıcılar cinsellik üzerinden prim yapanlar. Yani bir ülkenin fabrika ayarlarını bozmak için ilk olarak çocukları ve gençleri hedefe koyuyorlar. + 18 sahne şovunun Türkiye'deki ilk uygulayıcısı da 8-10 yaşındaki çocukların gözlerini ayıramadığı bu gruptan başkası değil. "Mayın tarlası" derken işte tam da bundan söz ediyordum.

BAŞTACI HIRSIZLAR
Gelelim halkımıza "yutturulmaya" çalışılan diğer sözde kahramanlara:
Asıl işi çalıp çırpmak olduğu sonradan anlaşılan eski belediye başkanı, yeni Cumhurbaşkanı adayını (!) "Türkiye'yi kurtaracak yeni siyasi önder" olarak karşımıza çıkardılar mesela... Ardından o ve ona bağlı çalışan tüm kadrosunun asıl uzmanlık alanının hırsızlık, yolsuzluk, gasp, rüşvet, adam kayırma, taciz ve tecavüz olduğu ortaya çıktı. Bir dönem "kurtuluş yolu" olarak dayatılan bazı tarikat ve cemaatlerin de bu ülkenin geleceğine nasıl ipotek koymaya çalıştıkları, önce 15 Temmuz FETÖ kalkışması, sonra da Süleymancılar kovuşturmasıyla gözler önüne serildi. 13 ilimizi etkileyen Asrın Felaketi sırasında "halk kahramanı" olarak kendini ortaya atan bir şarkıcının kurduğu sözde derneğin boyaları ise yağan ilk yağmurda aktı. Devletin kurumlarını kötüleyip, "Yardımları, yerine ancak biz ulaştırırız" diye ortaya çıkan bu sahtekar ve korosunun, halkın parasını nasıl kumar masalarında ve bahis kuponlarında yediği bir "ibret vesikası" gibi gün yüzüne çıktı. O dönem bu kişiye destek veren, "Gel gel" yapan sözde sanatçılar ve gazeteciler ise kovuşturma başlayınca onu ilk satanlar oldu.

KAYAN YILDIZLAR
Gelelim milletin ayıla bayıla şarkılarını dinlediği, konserlerine gittiği, dizilerini kaçırmadan izlediği "yıldız" bilinenlerin yaldızı dökülmüş hallerine:
Uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınanların pek çoğunun testleri pozitif çıktı. Zararları sadece kendilerine olsa, içim gam yemeyecek ama onları adım adım takip eden, kendilerine idol seçen o masum çocukları, gençleri ne yapacağız?
Kim ne derse desin, hiçbir ünlü bu sorumluluğundan kaçamaz. O hayranlar sadece bir tık'lama sayısı, reyting istatistiği ya da konser gişesi dökümü değildir.
Umarım hayranları arasında sadece hayal kırıklığı yaratmışlardır.
Aksini düşünemiyorum bile...


Zap'tiye
"Ben biraz deli yatarım!.."


Gaf'let kürsüsü
Akciğerinden kemik parçası çıkartılan adam, "Şaşırmadım, ben zaten kemik yemeyi severim" dedi.

Ne demiş?
"Deprem olunca kirayı, Ramazan gelince gıdayı üç katına çıkaran bir toplum ne İslami'dir ne de insani..." (Sanal medyadan)

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA