Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

Hızlandırılan hayata nasıl esir düştük?

Geçen hafta İspanyol devlet kanalı TVE'nin ana haber spikeri, tarihe geçen deneysel bir kapanış anonsu yaptı. Önce 6 saniye boyunca kameranın karşısında hareketsiz kaldı ve sonra dedi ki:
"Sessizliğim size uzun mu geldi? Oysa sadece 6 saniye geçti. Muhtemelen birçoğunuz bir şeylerin olmasını, o boşluğu dolduracak herhangi bir şeyin olmasını beklediniz. Giderek kısalan videolar izliyor, ses kayıtlarını hızlandırarak dinliyor ve sürekli hızlandırılmış bir hayatı yaşıyoruz. Devamlı olarak hareketliliğe alışmış haldeyiz. Hal böyleyken, hiçbir şey olmadığında 6 saniye bir sonsuzluk gibi gelebiliyor. Dikkatimiz; uygulamaların, televizyoncuların, reklamcıların bir çeşit savaş alanına dönüştü. Biz de dikkatinizi çekmek için çabalıyoruz. Ancak bugün dikkat sürelerimizde istikrarlı bir düşüş olduğunu gösteren PISA raporu bilgilerinden yola çıkarak sizi hareket etmeyen bir görüntüyle baş başa bırakacağız. Sırada ne olacağını görmek için aceleye gerek yok. (Ekrana birkaç saniye süreyle hareketsiz bir göl görüntüsü geldi) İşte bu düşüncelerle iyi akşamlar diliyorum. Bizi izlediğiniz için teşekkür ederim."
Boksta bazı şoke edici anlar vardır. Bir boksör, diğerini köşeye sıkıştırır, sürekli yumruk sallar ama rakibi tek bir kontra yumruk çıkarır ve bizimkini nakavt eder. Ekran başında o kontra yumruğu yemiş gibi hissettim ama bayılmak yerine kendime geldim.
Gerçekten de hayatımızın akış hızına artık başkaları karar veriyor. Sabırsızlığımızın, hazımsızlığımızın, huzursuzluğumuzun tek sebebi bu. Biraz durmaya, duraksamaya, nefeslenmeye ihtiyacımız var. Çünkü bizi sürekli bir şeyler olmasını bekleyen kaygılı insanlara çevirdiler.
Oysa hayat bisiklet sürmek değildir. Korkmayın, durunca düşmezsiniz!..


Gözlerini beynimize diktiler
Dünyayı tek elden yönetmek için insanoğlunu robotlaştırmaya çalışanların yeni hedefi, insan beynini bilgisayar ortamına transfer edebilmek. Bunun için pek çok bilim adamı bu tehlikeli proje üzerinde çalışıyor.
Yapay zeka öncüsü Ray Kurzweil de bu kervana katıldı. Kurzweil, solunum yoluyla alınan nanopartiküller (toz tanesi büyüklüğünde minik parçacıklar) aracılığıyla insanların beyinlerini bilgisayarlara bağlamayı hedefleyen bir nöroteknoloji girişimine katıldı.
Silikon Vadisi merkezli Subsense, Elon Musk'ın Neuralink'ine alternatif bir beyin-bilgisayar ara yüzü (BBA) geliştirmeye çalışıyor. Şirket, beyne elektrot yerleştirmek için invaziv cerrahiye (vücuda bir kesi, iğne veya cerrahi aletle fiziksel olarak girilerek yapılan tıbbi müdahale) başvurmak yerine burun spreyi kullanmayı planlıyor.
Bu teknoloji, kokuyla ilgili bilgileri ileten olfaktör sinir aracılığıyla burun yolundan beyne elektrik yüklü nanopartiküller göndererek çalışıyor.
Yani yakın bir gelecekte burnunuza püskürtülecek bir spreyle beyniniz bilgisayara taşınacak. Gerisi Allah Kerim...
(Kaynak: Independent Türkçe)


Yapay zekanın freni patladı
Yapay zeka üzerine çalışan üç büyük şirket geçen hafta ciddi bir güvenlik alarmı verdi. Anthtropic, OPENAI ve xAI adlı şirketler ilk kez "Yapay zekanın nerede duracağını bilmediğini" itiraf ettiler.
Bir laboratuvar çalışmasında yapay zekaya, gerçek olmayan bilgisayar sistemlerindeki güvenlik açıklarını bulması için görevler veriliyordu. Fakat bazı testlerde sistemdeki bir hata nedeniyle yapay zeka bu kapalı alanın dışına çıkabildi ve gerçek internete ulaştı. Yapay zeka, karşısına çıkan gerçek bilgisayar sistemlerini de tatbikatın bir parçası sandı. Gerçek şirketlerin sistemlerinde açık aradı, bazılarına izinsiz erişti. Bir olayda gerçek bir veri tabanına ulaştı, başka bir olayda ise gerçek bir yazılım platformuna zararlı bir paket yükledi.
Şimdi sektörün önündeki soru şu.
Yapay zeka çok hızlı gelişiyor da onu kontrol etme yöntemlerimiz aynı hızda gelişmiyorsa ne olacak?
Eyvah ki ne eyvah!


Gaf'let kürsüsü
Bursaspor tribünündeki dünya tatlısı bebeğin fotoğrafının altına bile küfürlü yorum yazdılar. Irkçılığınız batsın!


Ne demiş?
Plajda anlamlı bir tabela: "Kumsala sigara dikmeyin. Biz diktik, yetişmiyor. Kumsalda ayak iziniz kalsın."


Zap'tiye
80'lerin kıyafetlerini değil de, komşuluğunu, dostluğunu, dürüstlüğünü, vefasını özleyenler burada mı?

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA