Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

Zirvenin gizli mesajları

Davranış Bilimleri Uzmanı Sinem Genez Turan'dan NATO Zirvesi'ni köşemiz için özel olarak değerlendirmesini rica ettim. Ortaya, görünenlerin ardındaki bilimsel gerçekleri deşifre eden enfes bir analiz çıktı:
"Davranış bilimlerinde biliyoruz ki insan beyni kelimelerden önce görüntüyü okur. Karşımızdaki kişinin güvenilir olup olmadığına, tehdit oluşturup oluşturmadığına, yakın mı uzak mı olduğuna dair ilk değerlendirmeyi saniyeler içinde yapar. Devletler de aslında bundan çok farklı değildir. Onlar da önce güvenliği değerlendirir, sonra iş birliğini konuşur. Bu nedenle bana göre NATO Zirvesi'nin asıl konusu yalnızca Ukrayna, savunma bütçeleri ya da yeni stratejik kararlar değildi. Zirvenin görünmeyen ana teması güvenlik algısıydı.

MEKANIN SAHİBİ
Bu güvenlik algısı, daha Trump'ın uçağı Ankara'ya indiği anda sahneye çıktı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın havalimanında Trump'ı bizzat karşılaması ilk bakışta bir protokol ayrıntısı gibi görülebilir, oysa davranış bilimlerinde mekânın sahibi olmak önemli bir güç göstergesidir. Erdoğan, misafirini kendi toprağında karşılayarak hem sıcak bir ev sahipliği gösterdi, hem de ilişkinin zeminini belirledi. Bu, 'Sana değer veriyorum ama bu alan benim' mesajını aynı anda taşıyan güçlü bir diplomatik jestti.
İlk tokalaşmada dikkatimi çeken en önemli ayrıntı, temasın sadece el sıkışmayla sınırlı kalmamasıydı. Trump, tokalaşırken Erdoğan'ın omzuna dokundu. Omuz teması, birçok kültürde resmî mesafeyi bir adım aşan, ilişkiyi kişiselleştiren bir yakınlık işareti olarak değerlendirilebilir. Televizyonlara yansıyan başka karelerde Erdoğan'ın, Trump'la ve Macron'la temaslı yürümesi ise ev sahibinin misafirini sahiplenmesi ve birlikte hareket etme mesajı vermesi açısından dikkat çekiciydi. Bu görüntüler iki lider arasında yalnızca resmî değil, kişisel bir iletişim kanalının da açık olduğuna dair sembolik bir kareydi.

TURKUAZIN ANLAMI
Yürüdükleri turkuaz halı bile bana göre tesadüf değildi. Turkuaz, mavi ile yeşilin birleştiği bir renktir. Mavi birçok kültürde güveni ve istikrarı, yeşil ise dengeyi ve huzuru çağrıştırır. Diplomatik organizasyonlarda renk seçimi, çoğu zaman kurumsal mesajın bir parçasıdır. Daha liderler konuşmaya başlamadan ortamın psikolojisi renklerle kurulmuştu.
Trump'ın Türk askerine Türkçe olarak 'Merhaba asker' diye seslenmesi ise zirvenin en doğal anlarından biriydi. Küçük gibi görünen bu cümle, ev sahibinin kültürüne gösterilen sembolik saygı olarak okunabilir. Askerlerin verdiği karşılığın ardından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın askerleri alkışlaması ise yalnızca askerlere yönelik bir takdir değil, aynı zamanda 'Bu ülkenin ev sahibiyim' mesajını güçlendiren bir davranıştı. Trump'ın buna verdiği içten gülümseme, iki lider arasındaki iletişimin o anda doğal bir akış içinde olduğunu düşündüren nadir anlardan biriydi.

KÖKLÜ TARİH VURGUSU
Külliye'deki resmî tören ise bambaşka bir dili konuşuyordu. Yeniçeriler, mehter takımı, atlı birlikler, tarihî kıyafetler ve 16 Türk devletini temsil eden askerler, yalnızca görsel bir şölen değildi. Bunlar kolektif hafızaya seslenen güçlü sembollerdi. İnsan beyni tarihsel ihtişamı yalnızca bilgi olarak değil, duygu olarak da işler. Köklü tarih, büyük mimari ve ritüeller, çoğu zaman sözcüklerden daha güçlü bir etki bırakır. Misafire sessizce 'Biz sadece bugünün değil, büyük bir tarihsel mirasın temsilcisiyiz' mesajı verilmiş oldu.

ERDOĞAN'IN GÜCÜ
Beştepe'deki ikili görüşmede ise, beden dili daha da ilginçti. Trump konuşurken sık sık öne eğildi, ellerini aktif biçimde kullandı ve gövdesini Erdoğan'a yöneltti. Erdoğan ise daha geride, koltuğa yaslanmış, sakin ve dinleyen taraftaydı. Davranış bilimlerinde öne eğilmek ilgi, enerji ve etkileme isteğini; geriye yaslanmak ise bulunduğu alanda rahatlık ve kontrol hissini gösterebilir.
İki lider arasındaki çiçek düzenlemesi bile psikolojik açıdan ilginçti. Diplomatik görüşmelerde masaya yerleştirilen büyük çiçek aranjmanları yalnızca dekor değildir. Aynı zamanda fiziksel ve psikolojik bir tampon görevi görebilir. Yakınlığı sıcak tutarken kişisel alanı da korur.
Akşam verilen resmî yemekte Türkiye bu kez diplomasiyi mutfak üzerinden anlattı. Trabzon tereyağı, Kayseri mantısı, Maraş dondurması, Hizan balı ve Anadolu'nun farklı şehirlerinden seçilen lezzetler tek sofrada buluştu. Diplomasi bazen masada değil, sofrada kurulur. Çünkü yemek, kültürün en güçlü temsil biçimlerinden biridir. 'Biz buyuz' demenin en zarif yollarından biridir.
Ertesi gün çekilen aile fotoğrafı ise zirvenin belki de en güçlü görsel metniydi. Fotoğrafın tamamı simetri üzerine kurulmuştu. Kimsenin diğerini gölgelemeyeceği, ittifakın birlik görüntüsünü öne çıkaracak dengeli bir kompozisyon hazırlanmıştı. Liderlerin büyük çoğunluğu koyu mavi ve lacivert tonları tercih etmişti. NATO'nun kurumsal rengi olan mavi, güven ve istikrar mesajını görsel olarak da güçlendiriyordu.
Bu fotoğrafta dikkat çeken bir diğer unsur ise istisnalardı. Çünkü davranış bilimlerinde bazen çoğunluk değil, farklı olan konuşur. Koyu tonların arasında tercih edilen canlı renkler, fotoğrafın görsel odağını değiştiriyor ve istemeden de olsa dikkat çekiyordu.

BEDEN YALAN SÖYLEMEZ
Bu iki günün sonunda bende kalan en güçlü izlenim şu oldu:
NATO Zirvesi aslında sadece askerî bir toplantı değildi. Bu zirve, güvenlik algısının, sembollerin, beden dilinin ve diplomatik ritüellerin aynı sahnede buluştuğu büyük bir iletişim gösterisiydi.
Bazen tarihe geçen şey imzalanan anlaşmalar değildir. Bazen tarihe geçen şey, turkuaz halıda yan yana yürüyen iki lider, omza konan bir el, mehterin sesi, aile fotoğrafındaki tek kare ya da bir sofrada paylaşılan ekmektir. Çünkü kelimeler siyaseti anlatır. Beden ise çoğu zaman gerçeğin sessiz tanığıdır.


Külliye bunun içindi
Dünya liderlerinin Külliye'ye girişlerindeki hayran ve şaşkın yüz ifadelerini fark ettiniz mi? Özellikle İzlanda'nın genç kadın başbakanı Kristrún Mjöll Frostadóttir'in büyülenmiş bakışları, Külliye'nin yapımına karşı çıkanları mahcup edecek cinstendi.

"Halkın Evi" işte bunun için yapılmıştı. Türkiye'nin gücünü, kudretini, ihtişamını, tarihe kök salışını ve mimari kültürünü hem yabancıların hem de "içimizdeki yabancıların" yüzüne çarpmak için... Bu zirvenin eski Çankaya Köşkü'nde yapıldığını düşünebiliyor musunuz? Binanın boyutu, aile fotoğrafı çekilmesine bile elvermezdi.


Zap'tiye
Dünyayı kendisine hayran bırakan Tayfun Blok 3 füzemiz Karadeniz'de 7 metrelik hareketli hedefi vurdu. Balıklar ve alıklar rahatsız olmamıştır inşallah!

Gaf'let kürsüsü
TV 100'de yayınlanan Fenerbahçe - Admira Vacker maçında reji sarı-lacivertlilerin ilk golünü kaçırdı.

Ne demiş?
"Hayal kuracağınız yerler için imar izni almayı unutmayın. Sonra hep yıkıyorlar." (Sanal medyadan)

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA