Aslında fena halde hayal kırıklığına uğradığımı söylemek isterim.. "Yaz başından beri en iyi iş yapan film" demişlerdi.. İzleyen arkadaşlar da tavsiye etmişti.. Ben de sinema sezonunu Suretler'le (Surrogates) açma kararı verdim..
Üstelik Bruce Willis'i de seviyordum, Bilim Kurguyu da..
Hayal kırıklığımın ilk sebebi, Bilim Kurgu bu defa bilimin gerisinde kalmış sanki..
Bir yanda klonlama, öte yanda Kök Hücre ile, insanın kopyasının (Yani Suret'i, yani Surrogate'inin) üretilmesinin eli kulağındayken, hâlâ 1800'lerden kalma Robotlar üzerine kurgu yapmak, çok kısır bir hayalcilik değil mi?. Geçen Pazar ne güzel anlatmıştı Sunay, Robot'un tarihçesini bizim programda.. Robot, gerçekleşmeden eskidi Hollywoodlu dostlar.. Eskidi..
Efendim, insanlar kendilerini kızağa çekmişler.. Bir yerde uzanıyorlar ve beyinlerinden gönderdikleri emirlerle, tamamen kendilerine, ya da isterlerse başkasına, hatta karşı cinse benzeyen robot suretlerini yönlendiriyorlar.
Diyelim siz bin yaşındasınız, çökmüş gitmiş. Karınız bir kaza geçirmiş, yüzü bakılmaz hale gelmiş.. Ama gencecik ve fıstık gibi robotlarınız sizin yerinize sevişiyor..
Polissiniz.. Caninin peşine, kopya robot düşüyor. O ölüyor. Siz yeni robotla devam ediyorsunuz.. Falan filan..
Bruce Willis polis.. Gizli bir el, tüm suretleri öldürmeye başlıyor. Bu arada Bruce'un robotu da ölüyor ve Bruce yıllar sonra canlı canlı sokağa çıkıp olayı çözmeye çalışıyor..
Valla ben sevemedim.. Canınız bilir!..