"Ekonomi bilen, toz yutmuş, dayak yemiş, demokrasiye inanan, bunu öncelikle kendi partisine uygulayacak, dünyaya soldan bakan, 40 yaşlarında bir insan arıyoruz."
Bu cümlelerin sahibi arkadaşımız, eski DİSK Genel Başkanı, eski milletvekili ve 10 Aralık Platformu öncü kadrosundan Rıdvan Budak. Antalya'da düzenlediği basın toplantısında aradıkları liderin özelliklerini böyle saydı ve ekledi: "Var mı tanıdığınız?"
Bahçeşehir'de oturan Budak'ın bu açıklamalarına Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, "Komşu bize niye danışmadın" diye gönül koyar mı bilmiyoruz. Çünkü bu üniversite bünyesindeki Siyaset ve Liderlik Okulu'nda üç yıldır lider adayları yetiştiriliyor. Hem de Demirel'den Erdoğan'a, Denktaş'tan Ecevit'e, Mumcu'dan İnönü'ye, Cindoruk'tan Yılmaz'a kadar konunun akla gelebilecek tüm uzmanlarının katkılarıyla.
Şaka bir yana; "Solda yenilenme, bütünleşme kitleselleşme" sloganıyla ve "Solu iktidara getirme" hedefiyle yola çıkan 10 Aralık Platformu, belirledikleri takvimin neredeyse sonuna yaklaşmalarına rağmen hâlâ içlerinden veya dışarıdan bir lider bulamadılar.
DİSK'in öncülüğünde (haydi itirazları önlemek için "kolaylaştırıcılığında" diyelim) geçen yıl 14-15 Ekim'de Bolu'daki toplantıyla başlayan hareket, İstanbul, Eskişehir, İzmir ve Adana'da, kendi ifadeleriyle kitlelerle buluştu. Dediklerine göre, sıklaştırılmış toplantılarla yaz başında maratonu tamamlamayı planlıyorlar. Sonra? Karar anı gelecek: Partileşelim mi yoksa sivil toplum örgütü olarak mı kalalım?
Bugüne kadar "Partileşecek misiniz" sorularına genellikle kaçamak veya ihtiyatlı yanıtlar verdiler: " Parti kurmak gibi bir misyonumuz yok. Ancak Türkiye'nin savaştan çıkmış gibi yenilenmeye ihtiyacı var. Biz solu iktidara getirmek istiyoruz, hedefimiz bu. Sağın alternatifinin sağ olmasına seyirci kalamayız." (DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi)
Lider olmak veya doğmak
Partileşme konusunda karar verilmediği veya verilemediği için tabii, liderlik sorunu da ötelendi. Böyle bir sorun yokmuş gibi davranıldı: "Ben değil, biz olacağız. Önce arabayı dolduracağız, sonra nasıl olsa arabayı çekecek lider çıkar."
Budak'ın dün yaptığı açıklama, kararsızlık boşluğunda yuvarlanmaya devam ettiklerini gösteriyor. Çünkü partiye değil, sola yeni bir lider arayışında olduklarını söyledi. Sonra da bu "Anka kuşu"nda olması gereken özellikleri saydı: "Ekonomi bilen, toz yutmuş, dayak yemiş, vs,vs..." Onca hukukumuz var; insan kaynakları uzmanlarına dayanarak arayışlarına yardımcı olabilecek birkaç ipucu sıralayalım: 15 yaşından önce anne veya babasını kaybedenlerde liderlik yetenekleri daha güçlü oluyor. O nedenle öksüz veya yetimlere özel önem versinler.
İlk çocuklar liderliğe daha yatkın sayılıyor. Zira eve kardeş gelince sevgi ve ilgi tekelini kaybettiğini görüp kendini kanıtlamak için her fırsatı değerlendiriyor. Bunu da bir kenara yazsınlar.
Liderlerin çoğu uzun boylulardan çıkıyor. Aradıkları kişi 1.80'den aşağı olmasın.
Tüm bunlar işe yaramazsa, astrologlara başvursunlar: Burcu akrep, terazi, boğa, yengeç, koç, aslan olanları tercih etsinler. İkizler, başak ve balıktan zinhar uzak dursunlar.
Ve nihayet Erdoğan'ın Lider Okulu'nda verdiği dersi okusunlar: "Lider olunmaz, doğulur."
Umarız sevgili Budak'ın şahsında 10 Aralık Platformu ekibine bir faydamız dokunur. Konfüçyüs'ün dediği gibi, "Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz..."