Dün SABAH gazetesinin manşetinde de ifade edildiği gibi FIFA ve UEFA 70 milyonluk Türkiye'yi hafife alırcasına icraatlar yapıyor. Önce 16 Kasım'da İsviçre ile İstanbul'da oynayacağımız Dünya Kupası finalleri play-off maçının hakemi hiçbir neden gösterilmeksizin değiştiriliyor. Yerine verilen ise çok fazla ismi ve deneyimi olmayan, üstelik daha bir ay önce Peru'daki U-17 Dünya Şampiyonası'nda genç millilerimizi çıldırtmış, oyuncularımıza yarı finalde üç kırmızı kart göstermiş Belçikalı bir hakem.
AĞIRLIĞIMIZ KALMADI
Daha bu hakem değişikliğinin şokunu atlatamadan dün ikinci bir darbe daha geliyor. Ülkemiz 2012 Avrupa Şampiyonası'nı düzenleme şansını daha ilk turda kaybediyor. Türkiye olarak adeta futbolda lobisi günden güne eriyen, ağırlığını hissettiremeyen, masa başında sürekli kaybeden bir ülke haline geldik. Oysa ki, 2008 Avrupa Şampiyonası için yapılan oylamada son ana kadar organizasyonu alabilecek konumdayken, son anda Avusturya-İsviçre ikilisine kaybetmiştik. Demek ki Avrupa Birliği falan hikaye. AB'ye girmek için yoğun uğraş veren Türkiye'nin futbolda arka arkaya aldığı masa başı mağlubiyetleri ülke insanını derinden yaralıyor.