BU köşeye gelen mesajlar arasında beni en fazla gururlandıranlar, "Sayenizde ekran hafiyesi olduk. Artık programları eleştirel gözle izliyor ve pek çok hata buluyoruz..." diye başlayanlar. "Yakından Kumanda" olarak yola çıkarken, en büyük dileğimiz "bilinçli televizyon tüketicilerinin" sayısını artırmaktı. Zira televizyon sektörüne kalite ve öz denetim getirmenin yolu buradan geçiyordu. Görüyorum ki, "Yakından Kumanda" yaklaşık iki yılı bulan bu kısa yayın hayatı boyunca üstlendiği görevi başarıyla yerine getirmiş. Köşemize her gün öyle ilginç mektup ve mesajlar ulaşıyor ki, hayretten ağzım bir karış açık kalıyor. Neredeyse her evde bir televizyon eleştirmeni, bir dizi yönetmeni, bir senarist adayı olduğunu görmek, gelecek adına beni fazlasıyla umutlandırıyor. İzleyicilerimiz öyle detaylar yakalıyorlar ki, "Yahu ben bunu nasıl atlamışım?" diye hayıflanıyorum. Sonra sözünü ettikleri görüntüyü kasetlerden izlediğimde kızgınlık ve utanç, yerini büyük bir gurura bırakıyor. "İşte..." diyorum, "Bizim okulun bir mezunu daha..." Bu hafta yine onlardan gelen pek çok eleştiri ve yorumu köşemize taşıdım. Artanları da bugüne sakladım. İşte bizim gönüllü ekran hafiyelerinin "suçüstü" yaptığı olaylardan seçmeler: İzmir'den Melih Bildiren, "Kurtlar Vadisi" nde Seyfo Dayı'nın çay servisi sırasında demliğin yan yattığını, ama içinden bir damla bile çay dökülmediğini görmüş. Sonra "Bir İstanbul Masalı"nda göğsünden bıçaklanan Selim'in ameliyattan sonra yarasının çevresinin göğüs kıllarıyla kaplı olduğunu gtrüp, sormuş: "Bu tür operasyonlarda vücut tüylerinin mikrop barındırma riski yüksektir. Bunların tamamen tıraş edilmesi gerekmez mi?" Doktor arkadaşlarıma sordum, hepsi "Evet, tıraş edilmeli" dediler. Serhan Hayat adlı okurumuz yine "Kurtlar Vadisi" dizisinde rastladığı bir devamlılık hatasına dikkat çekmiş. Karahanlı, Testere Necmi'nin kalemini kırıp, Laz Ziya'ya veriyor. Laz Ziya daha sonra Polat ile görüşürken kırık kalemi ona vermek istiyor. Ama Karahanlı'nın kırdığı kalem siyah, Laz Ziya'nın verdiği ise yeşil... Ayşen Demiriz adlı okurumuz ise "Patron Kim?" dizisinde Sibel'in eski eşi Ahmet'in düğün öncesi oğlu Mert'e "Sen benim en sevdiğim oğlumsun" demesine şaşırmış. Zira Ahmet'in tek çocuğu olduğu biliniyor. Ya, işte böyle... Ekran dedektiflerinin sayısı hızla artıyor. Artık "nasıl olsa yerler" diye, ekrana özensiz mönüler servis etme dönemi sona eriyor galiba...