  |
|
Tavukçulukta bilinmeyenler
Sayın Balçiçek Pamir, başarılı yayıncılığınızı her zaman takdir eden yazılarınızı zevkle okuyan bir kişi olarak 01 Kasım 2004 tarihinde yayınlanan röportajınızı da okudum. Yayıncılık yönünden mükemmeldi. Sizi kutlarım. Ancak, başkanı olduğum ve yıllardır bilimsel uğraşı alanım olan tavukçulukla ilgili olarak verilen yanlış mesajları düzeltmeyi görev saydım. Tavukçuluk 2.5 milyar dolar civarındaki yıllık cirosu ile ülkemiz tarımı içinde en güçlü sektörlerden biridir. Ülkemizde yaklaşık 10.000 adet etlik piliç ve 5.000 adet yumurta üretim işletmesi mevcuttur. Yüzde 20 protein, vücuda gerekli tüm vitamin ve mineral maddeleri içeren tavuk etinde yağ oranı sadece yüzde 4.5'tir, kalori değeri ise sadece 1260 Kcal/kg'dir. İleri ülkelerde yıllarca süren ıslah çalışmaları sonucunda, melez azmanlığı (heterusis) denilen olay gerçekleşmiş ve kısa zamanda (39-42 gün) en az miktarda yemi tüketmek suretiyle, kesim çağına gelebilen ve çeşitli ticari adlarla piyasaya sürülen bugünkü yediğimiz piliçler ortaya çıkmıştır. Bu gelişmeyi sağlayan faktör, onların yemlerine hormon katılması değil, genetik yapılarının bir özelliğidir. Etlik piliç üretiminde kullanılan kümesler kapalı ve hangar gibi depolar değildir. Tavuklar, onların protein, karbonhidrat, vitamin, mineral madde vb. tüm ihtiyaçları göz önüne alınarak; buğday, mısır, soya, balık unu gibi tabii gıdaların belirli oranlarda karışımından oluşan reyonlarda beslenmektedirler. AB ülkelerinde ve Türkiye'de hayvansal üretimde hormon kullanımı yıllardır yasaktır. İyi sonuç alınabilmesi için hormonun doğrudan hayvanın organizmasına verilmesi gerekmektedir, bunun da tavukçulukta uygulanması mümkün değildir. Ağız tadıdır, zevkler ve renkler tartışılamaz. Bırakalım kuzu eti sevenler onu yesinler, ama tavuk eti yemek isteyenleri de hiç düşünmeden, rahatça bu sağlıklı ve ucuz eti afiyetle yemelerini engellemeyelim. Prof.Dr. RÜVEYDE AKBAY (Bilimsel Tavukçuluk Derneği Dünya Başkanı) - ANKARA
|