 |  |
  |
|
Yanlış bilgi ile saçma fikirlere sahip olunur
Hayatımızda ne kadar çok önyargı ve ne kadar fazla klişe var. Her şey eskiyor, her şeyin modası geçiyor. Fakat bunlar hep beynimizde ve ağzımızda. Üstelik bu klişeler bizi kavgalara da sürüklüyor. Örneğin "Atatürk Devrimleri" denilince, bunları tartışmaların üzerinde tutuyoruz. Mesela bakın "Harf Devrimi"ne.. Alfabemizi değiştirip, Arap harflerinden Latin harflerine geçmişiz. Yani bir yabancı alfabeyi bırakıp, bir başka yabancı alfa- beyi benimsemişiz. Elif-be-te-se diyecek yerde artık a-b-c diyoruz. Güzel de, bunun kavgası olur mu artık. Elin Latin'inin alfabesine "Milli" deyip, "Biz bu alfabeye Q, X ve W" harflerini sokmayacağız" diyerek yasak koyup, milli alfabe mücadelesi verilir mi yani? Oldu olacak "Coca Cola şişe ile hayatımıza girdi. Bunun kutulanmasına izin vermeyiz" diye de slogan atalım. Neyse.. Biz köşe yazarları oturduğumuz yerde böyle şeylere de takılırız. Hem ABD Başkan seçimlerinin sonuçları, hem Tatlıses-Asena gerginliği, hem Başbakan Erdoğan'ın yorgunluktan olacak önüne gelene fırça atması girer ilgi alanımıza. Ama beni bu klişeler en fazla rahatsız ediyor son günlerde. Çünkü herkes "Bu konular tartışılmaz" diyerek, ne kadar değişim projesi varsa, onları engellemeye çalışmakta. Baktım, İnternethaber'in pırıltılı yazarı Fikri Akyüz, Türk milletinin ezberindeki klişelerin küçük bir bölümünü listelemiş. Çeşitli durumlar gündeme gelip tartışıldıkları zaman, bu klişelerden birini kullanarak tartışmayı saatlerce götürebilirsiniz. Birkaç tanesini aktarayım: Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılmasıdır/ 1. Dünya Savaşı'nda Almanlar yenildiği için, biz de yenilmiş olduk / Türk, Kürt, Çerkez, Arnavut, Boşnak kardeştir/ Benim ninem de başörtülüydü/ Ormanları özelleştirmek, vatan toprağını peşkeş çekmektir/ Batı, Hıristiyan kulübüdür/ Ermeni meselesi Osmanlı'nın işidir, bizi ilgilendirmez/ Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz/ Demiryolları, komünistlerin işidir/ Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar. Gerçekten de şu "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" klişesine bakın mesela. Ya bilgi sandığınız şey yanlış bilgiyse? Mesela Baltacı Mehmet Paşa ile Katerina arasındaki ilişki seks değil de rüşvet ise. Veya laikliğin içeriğindeki "İnanç ve ibadet özgürlüğü", bizim bildiğimiz "Din ile devlet işlerinin ayrılması" kadar ağırlıklı ise? Fikri Akyüz'ün listelediği klişelerden biri de"Türkiye'de yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer" cümlesi. Oysa bunun bile artık doğru olmadığını, iklimlerin değiştiğini ve yaz günü İstanbul'u sel bastığını görmedik mi? Siz neden "Kyoto Protokolü"nün yapıldığını, ozon tabakasındaki delik büyürse dünyadaki yazların da kışların da başka türlü olabileceğini bilmezseniz, sonsuza kadar "Yazlar sıcak ve kuraktır" diyerek, sel sularına bir ağustos günü kapılabilirsiniz. Aynı şekilde global konjonktürün zorladığı her gelişmeye "Lozan tartışılmaz" diyerek karşı da çıkarsınız mesela. Oysa Lozan'da 12 Adalar İtalya'nındı. Şimdi Yunanistan'ın. Kıbrıs İngilizler'indi, şimdi değil. Hatay Türkiye'nin değildi, şimdi Türkiye'nin. Boğazlar Rejimi Montrö'de değiştirilmiş. Batı Trakya'da Türkler duruyor ama İstanbul'da Rum kalmamış. Yani tartışılmaz denilen Lozan zaten defalarca değiştirilmiş. Bütün bu konuları, "Bunlar tartışılmaz" diyerek, yanlış bilgilerle savuştur- maya kalkarsanız, sonunda sizi tartışmaya başlarlar. Bu arada hatırlatayım. Fikri Akyüz'ün çarpıcı yazılarını Maviağaç Yayınevi (Su Seviyesi İki Ayakla Ölçülmez) kitaplaştırdı. Herkese tavsiye ederim.
|