Bembeyaz bir fonun önünde bembeyaz tuvaleti içinde nasıl bir melek gibi duruyordu Nilüfer, sahnenin önündeki ağır kadife perde kalkarken..
Ve iki elini göğsünün üzerinde kavuşturmuş nasıl bir "Şükran" duygusu ile bakıyordu, karşısında, onu çılgınca alkışlayan binlerce seyirciye..
Uzun uzun baktı.. Tek kelime etmeden, ama kelimelerle anlatılması mümkün olmayan duygularını o duruşu ve gözleriyle nasıl ifade ediyordu..
En önde tam karşısındaydım.. Bir kez daha gözlerimden akan yaşların o duygu seline kapılmasına engel olamadım..
Neler çekmiş, ne savaşlar vermişti..
"Bitti" derken, yeniden başlayan ne savaşlar..
Bırakın 7 bin seyirci önünde tekrar konser verebilmeyi, ayakta, orada olması bile mucizeydi..
Azmin, inancın mucizesi..
Sonra arkadaki senfonik gurup ve pop kombodan oluşan karma orkestranın şefi işaretini verdi ve kendimize geldiğimizde, saatler gece yarısının ötesini gösteriyor, 12'yi geçiyordu..
Nasıl harika bir gece hazırlamışlar, yapımcı Nurcan (Karaca) kardeşimle, Nilüfer..
3 yıl aradan sonra yeniden ona kavuşan seyircisinin, her "Nilüfer Hiti"ni isteyeceği açık. Hepsini söyleseler, sabaha dek sürecek..
Nilüfer bu.. 1970'ten beri sahnelerde.. Lise öğrencisiyken kazandığı Altın Ses Yarışması'nda ben ordaydım. 48 yıl olmuş.. Anlayın..
O 48 yılı özetlemişler işte.. Bir nevi potpuri.. Her şarkı var.. Ama hepsi kısaltılmış.. Öyle olunca nasıl akıp gidiyor zaman, şurup gibi..
Nasıl eşlik ediyor seyirci.. 7 bin+1 yürek, tek yürek olmuş, öyle söylüyoruz..
Kayahan'ın Nilüfer'e neler yaptığını en iyi bilenlerdenim..
Ama Nilüfer'de vefa dağlar gibi..
Onu nasıl anıyor.. Hemen oracıkta "Vefa"nın "V"sinden habersizler otururken, bir daha gözlerimi yaşartıyor Nilüfer..
Sevgili Nurcan..
Bu konser tekrarlanmalı..
Havalar soğuyor doğru.. Ama Uniq'in kapalı salonu var.. Ülker Arena var.. Volkswagen arena var..
Bu konser tekrar tekrar izlenir bir..
İzleyemeyenlere de bir fırsat daha verilir iki..