Türk Telekom'un uluslararası iştiraki Türk Telekom International (TTI), Kazakistan'ın Almatı kentinde düzenlenen Küresel Operatör Bağlantısı Toplantısı'nda (GCCM 2026) bölgenin önde gelen operatörleri ve teknoloji şirketleriyle bir araya geldi. Şirket, etkinlik kapsamında Kazakistan merkezli Akashi Data Center ile veri merkezlerinin karşılıklı bağlanmasını ve ortak altyapı kullanımını kapsayan bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. Avrupa, Orta Doğu ve Asya'yı kapsayan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren TTI, uçtan uca bağlantı çözümleri, siber güvenlik, bulut bilişim, toptan ses ve mobil dolaşım hizmetleri sunuyor. Şirketin denizaltı kablo sistemlerini de içeren uluslararası fiber ağı yaklaşık 50 bin kilometreye, 24 ülkedeki varlık noktası sayısı ise 135'in üzerine ulaşmış durumda. TTI'nin bu ağ üzerinden 200'den fazla iş ortağı bulunuyor.
KABLO AĞI GENİŞLETMESİ
GCCM 2026'da Azerbaycan, Kazakistan, Çin ve Hindistan başta olmak üzere farklı ülkelerin operatörleriyle görüşen TTI, Türkiye üzerinden Orta Asya, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri, İran, Irak ve Uzak Doğu'ya yönelik yeni trafik ve kapasite fırsatlarını değerlendirdi. Görüşmelerde denizaltı kablo ağının genişletilmesi, fiber altyapının güçlendirilmesi ve dijital varlık noktalarının artırılmasına yönelik iş birlikleri gündeme geldi. Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, şirketin milli teknoloji birikimi, yatırımları ve mühendislik kadrosuyla yalnızca Türkiye'nin değil bölge coğrafyasının teknoloji taşıyıcısı rolünü üstlendiğini söyledi. Yıldırım, Avrupa'dan Orta Doğu'ya, Türk Cumhuriyetleri'nden Orta Asya ve Asya'ya uzanan hatta stratejik bir dijital köprü oluşturduklarını belirterek, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Asya'nın Türkiye'nin tarihî, ekonomik ve stratejik bağları nedeniyle önemli bir potansiyel taşıdığını vurguladı. Yıldırım, veri merkezleri, bulut bilişim, siber güvenlik, yapay zekâ ve yeni nesil bağlantı teknolojileri alanlarında bölgedeki fırsatları değerlendirmeye odaklandıklarını belirtti. Akashi Data Center ile imzalanan mutabakatın da bu vizyonun somut bir yansıması olduğunu ifade eden Yıldırım, anlaşma kapsamında veri merkezlerinin karşılıklı bağlanması, ortak altyapı kullanımı ve yeni nesil ürün ile hizmet geliştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.

İŞBİRLİĞİ GENİŞLEYECEK
TTI Genel Müdürü, bölgesel iş birliklerini telekomünikasyon altyapısıyla sınırlı görmediklerini de sözlerine ekledi. Yıldırım, Azerbaycan'ın Bakü kentinde düzenlenen Formula 1 gibi uluslararası organizasyonlarda ortak çalışma imkanlarının geliştirilmesini de bölgesel iş birliğinin önemli alanlarından biri olarak değerlendirdiklerini söyledi. Türk Telekom Grubu'nun uluslararası kolu olan TTI, bölgesel veri trafiğinde üstlendiği rolle Türkiye'nin dijital vizyonunu küresel arenada temsil etmeyi sürdürüyor.
***
YAPAY ZEKÂNIN ŞİRKETLERE 'GÖRÜNMEYEN İKİNCİ FATURASI' GELİYOR
Şirketler artık kullanımı değil, oluşan değeri sorguluyor. SoftwareOne Türkiye CTO'su Hürol Berber, kurumların yapay zekâ yatırımlarında geldiği yeni evreyi SABAH'a değerlendirdi: "Lisans satın almak kullanım anlamına gelmiyor, kullanım da tek başına iş değeri yarattığı anlamına gelmiyor."
Küresel ölçekte yapay zekâya ayrılan bütçeler bu yıl rekor kırarken, kurumların gündemi de hızla değişiyor. Gartner'ın son raporuna göre dünya genelindeki yapay zekâ harcamaları 2026'da yıllık bazda yüzde 47 artışla 2.59 trilyon dolara ulaşacak; bu yatırımın önemli bir kısmını ise artık kurumların kendisi, yani teknoloji devleri ve bulut sağlayıcılarının dışındaki şirketler yönlendiriyor. Ancak yatırım büyüdükçe ortaya yeni bir soru çıkıyor: Bu yatırımın karşılığı gerçekten alınıyor mu? SoftwareOne Türkiye CTO'su Hürol Berber, şirketlerin bu sorunun cevabını aramaya yeni başladığını söylüyor. Köklerini 1997-1998 yıllarında kurulan DataServ'e, ardından Comparex ve 2019'da SoftwareOne çatısına dayandıran, 2025'te Crayon ile birleşerek 70'in üzerinde ülkede 70 binden fazla müşteriye hizmet veren 13 bin çalışanlı bir yapıya dönüşen şirket, bugün Microsoft ve Amazon'un en büyük küresel iş ortaklarından biri konumunda.

YATIRIM HIZ KESMİYOR
"Bugün şirketler AI'ın kullanımını ölçmeye başladı; ama kullanım ile üretilen iş değerini ilişkilendirme konusunda henüz yolun başındayız" diyen Berber'e göre yapay zekâ dünyasının yeni gündemi iki başlıkta toplanıyor: güvenlik ve optimizasyon. Kurumlar artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamayı değil, onu ne kadar güvenli, verimli ve sürdürülebilir kullandıklarını sorguluyor. Agentic AI'ın yaygınlaşmasıyla birlikte kimlik, yetkilendirme, erişim ve denetim izi konularının önümüzdeki dönemde yalnızca CIO'ların değil; güvenlik, finans, hukuk ve insan kaynakları birimlerinin birlikte ele alacağı bir yönetişim konusuna dönüşeceğini öngörüyor. Berber, yapay zekâ ölçeklendikçe bulut faturalarında yeni bir maliyet katmanının oluştuğuna dikkat çekiyor: Model ve API kullanımı, işlem gücü, depolama ve veri hareketi gibi kalemler hızla büyüyor. Ona göre mesele bulutun pahalı olması değil, kontrol edilmeyen tüketimin pahalı hale gelmesi. "AI'ın ilk faturası lisans faturasıydı. İkinci faturası tüketim faturası olacak." Uluslararası araştırmalara göre çalışanların önemli bir kısmı, kurumsal onay olmadan yapay zekâ araçları kullanıyor ve bu araçlara şirket verisi taşıyabiliyor. Berber, Shadow AI'ı klasik Shadow IT'den daha kritik hale getiren şeyin, çalışanların yalnızca onaysız bir uygulama kullanmaması, o uygulamaya şirket verisini de taşıyabilmesi olduğunu söylüyor.

Müşteri sözleşmesi, finansal bilgi, kaynak kodu ya da kurum içi bir doküman kontrolsüz bir GenAI aracına yüklendiğinde konunun yalnızca siber güvenlik olmaktan çıkıp veri yönetişimi, kişisel veriler, fikri mülkiyet ve uyumluluk boyutuna taştığını belirtiyor. "Shadow AI'ı yalnızca yasaklayarak çözemezsiniz; güvenli ve yönetilebilir alternatif sunmanız gerekir" diyen Berber'e göre, yapay zekâ artık tek bir teknoloji kalemi değil; bir tarafta bulut ve model tüketimi, diğer tarafta SaaS ve kullanıcı lisansları, bunların üzerinde de güvenlik, veri ve uyumluluk katmanı bulunuyor. Bu nedenle kurumların FinOps (bulut maliyet yönetimi) ile Software Asset Management (SAM) disiplinlerini birlikte ele alması gerektiğini söylüyor. "AI ekonomisini yönetmek için maliyet, kullanım ve iş değerini aynı masaya koymak gerekiyor." SoftwareOne, 2025'te Crayon ile birleşmesinin ardından Gartner ve IDC tarafından yazılım varlık yönetimi hizmetlerinde altı yıldır üst üste lider olarak konumlandırılıyor. Berber, şirketin bir "vendor" değil, danışmanlık ve bulut hizmetleri üzerine konumlanmış bir iş ortağı olduğunu; asıl değerin ürün satışından değil, teknolojilerin doğru kullanılmasını sağlayan hizmet katmanından geldiğini vurguluyor.
TÜRKİYE'NİN POTANSİYELİ YÜKSEK
Türkiye pazarına ilişkin değerlendirmesinde Berber, hyperscaler tabanlı public cloud kullanımının ülkede hâlâ gelişime açık olduğunu, bu durumun önemli bir büyüme fırsatı yarattığını söylüyor. Döviz dalgalanmaları gibi ekonomik koşulların teknoloji yatırımlarını etkilediğini ancak bunun da bazı fırsatlar doğurabileceğini belirtiyor. Berber'e göre Türkiye'nin coğrafi konumu, maliyet avantajı ve yetişmiş insan kaynağı, hyperscaler yatırımlarının artması hâlinde ülkeyi önemli bir teknoloji merkezine dönüştürebilir; ancak bunun hızı büyük ölçüde regülasyonların netleşmesine bağlı. Sonuç: Rekabet avantajı artık kullanımda değil, yönetimde.
***
KÜRESEL YAPAY ZEKA HAMLESİ
Yapay zekâ odaklı çözümlerini bağımsız girişimler olarak ölçeklendiren PEAKUP, küresel büyümesini hızlandırarak halka açılmayı hedefliyor
Teknoloji sektöründe bulut altyapılarından yapay zekâ entegrasyonlarına uzanan 12 yılı aşkın bir deneyime sahip olan PEAKUP, küresel bir AI odaklı teknoloji şirketine dönüşme yolculuğunda önemli bir aşamaya ulaştı. PEAKUP'ın başarı hikâyesinin temelinde insan kaynağına yapılan yatırım yer alıyor. 2012 yılında Türkiye'de henüz bulut teknolojileri yeni gelişirken İTÜ Maden Fakültesi laboratuvarlarında verilen gece eğitimleriyle temelleri atılan PEAKUP Akademi, şirketin ilk çekirdek kadrosunu oluşturdu. Şirketin Kurucusu ve CEO'su Ahmet Toprakçı, PEAKUP'ın kurumsal süreçlerde "ayakları yere basan" yapay zekâ çözümleri sunarak hızla büyüdüğünü ve hedeflerinin merkezine küresel ölçekte halka açılmayı (IPO) yerleştirdiklerini belirtti.

HALKA AÇILMA STRATEJİSİ
PEAKUP, finansal performansında dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakalamış durumda. 2025 yılını yaklaşık 320 milyon TL ciro ile geride bırakan şirket, 2026'nın ilk altı ayında 600 milyon TL'nin üzerinde ciroya ulaşarak geçen yılın toplam performansını ikiye katladı. Takvim yılı bazında 1 milyar TL'nin üzerine çıkmayı öngören PEAKUP, temmuz-haziran dönemi olarak takip ettiği mali yıl kapanışında ise 1.5 ile 2 milyar TL arasında bir ciro hedefliyor. Büyüme stratejisinde dış yatırımcı almak yerine halka açılmayı (IPO) önceliklendiren şirket, finansal nakit akışını tekrarlayan gelir modelleri ve 2027-2030 projeksiyonlarını kapsayan indirgenmiş nakit akımı şablonlarıyla yönetiyor. Şirketin mevcut gelir yapısında servis hizmetleri yüzde 45-50, lisans satışları yüzde 40-50 ve özel teknoloji ürünleri ise yüzde 20 civarında pay alıyor.
ÜRÜNLER STARTUP HIZINDA
PEAKUP'ın küresel vizyonunda, geliştirdiği ürünlerin bağımsız birer startup mantığıyla ve SaaS modeliyle ölçeklendirilmesi kritik bir yer tutuyor. Şirket; e-posta imza çözümünden kurum içi iletişim platformu Velio'ya kadar ürettiği yazılımları Avustralya, Singapur, İngiltere ve Avrupa genelinde aktif olarak konumlandırıyor. PEAKUP'ın toplam cirosundaki yurtdışı payı yüzde 18-20 bandına çıktı.