Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SALİH TUNA

‘Mo’ değil Muhammed

Müslüman futbolcuların isimlerinin Türkiye'de Batılı "formlarıyla" telaffuz edilmesi masum bir dil alışkanlığı mıdır yoksa düpedüz zihinsel sömürgecilik mi?
Trabzonspor'un sözleşmeli futbolcusu Benjamin (Bouchouari) mesela.
İslamî gelenekteki Türkçe karşılığı Bünyamin. Fakat TFF kayıtlarında Benjamin geçiyor.
Diyeceksiniz ki, "Çocuk Faslı falan ama belki adının İslamî geleneğini çağrıştırmasından hazzetmiyor veya Müslüman olduğunun bilinmesini istemiyor..."
Hayır, öyle değil.
Tam aksine, Trabzonspor dergisine verdiği röportajda, maçlardan evvel odaklanmak ve sakinleşmek için oturup Kuran-ı Kerim dinlediğini söylüyor.
Yok be kardeşim, biz de biliyoruz kadim isimlerin farklı dilsel biçimleri olduğunu ve mezkûr ismin de Frankofon yazım ve söyleminin "Benjamin"e tekabül ettiğini.
Zaten Fas 1912-1956 yılları arasında Fransız sömürgesiydi. Hâliyle o pasaporttaki Benjamin adını Frankofonlaşma tarihinin bir parçası olarak okuyabiliriz.
Lakin burası Türkiye...
Burada, kendi dilindeki isim karşılığı olan Bünyamin dururken neden ısrarla "Benjamin" diyorsun, derdin ne?

***

Benjamin sadece bir örnekti, hep böyle yapılıyor. Ömer oluyor sana "Omar", Yusuf oluyor "Youssef" ila ahir...
En trajiği de Muhammed'i "Mo" yapmak!
Kimden mi bahsediyorum? Futbol tarihinin sayılı yıldızlarından MuhammedSalah'tan...
İngilizce'de "Mohammed" isminin "Mo" şeklinde kısaltılmasının birçok nedeni vardır. Hadi biz başka taraflara yelken açmayalım, en masum nedene, "telaffuz sorununa" odaklanalım.
Ama bizim ülkemizde Muhammed'e "Mo" demek de ne oluyor?
Türkiye'de, İngilizce'deki gibi bir telaffuz zorluğu mu var?
Türkçe konuşan biri için "Muhammed Salah" demek son derece kolay değil mi? Bu topraklarda tarih boyunca on binlerce aynı adlı Müslüman yaşamadı mı?
Lafın düzünü edelim:
Bir Müslüman'ın başka bir Müslüman'ın adını, Batı'nın telaffuzuna veya isimlendirme normuna uyarlaması zihinsel sömürgeciliğe maruz kalmasının acıklı emaresidir.
Çünkü zihinsel sömürgecilik şöyle çalışır:
Birey, efendinin ürettiği kalıpları (telaffuzu veya kısaltmayı) hiçbir süzgeçten geçirmeden "modernlik", "evrensellik" veya "havalı bir jargona hâkimiyet" zannederek içselleştirir.
Kendi dilinde bin yıldır var olan "Muhammed" veya "Ömer" dururken, Batı'nın transkripsiyon süzgecinden geçmiş hâllerini terennüm etmek, kültürel özgüven kaybının göstergesidir.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA