Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SALİH TUNA

Son viraj ittifakı

Sesli dinlemek için tıklayınız.

İsrail'in bölgede saldırganlığını dizginleyecek, dengeleyecek, hele ki karşılık verebilecek kabiliyete sahip hiçbir devlet istemediğini hâlâ anlayamayanlar var.
S-400'ler yüzünden neden CAATSA yaptırımlarına maruz kaldık sanıyorlar acaba?
ABD'nin entegrasyon gibi NATO argümanları bahaneden ibarettir. Her şey İsrail'in "karın ağrısından" kaynaklanıyor.
S-400'ler sadece bir silah alımı değil, NATO'nun sırlarının Rusya'ya sızmasına neden olabilecek "Truva Atı"dır şeklindeki ABD yaklaşımı komik bile değildi.
Rusya "S-400'leri Türkiye'ye satmayalım, NATO ülkesi olduğu için sırlarımızı ABD'ye sızdırır deseydi" anlaşılır bir şeydi.
F-35 programından çıkartılmamızın temel kaynağı da İsrail'dir.
Bizzat İsrail rejiminin üst düzey şefleri, F-35'lerin Türkiye'ye satılmasının hem stratejik hem de teknik "kırmızı çizgileri" olduğunu söylemediler mi?

***

İsrail'in ABD'yle yaptığı anlaşmanın temeli, İsrail'in bölgede "Niteliksel Askeri Üstünlüğü"nü (Qualitative Military Edge / QME) her daim korumaktır.
Bunun günümüzde en çarpıcı kanıtı şudur:
12 Gün Savaşı'nda İran'ın füzeleri İsrail'in canını acıttığı için ABD-İran müzakerelerinde, ABD nükleer enerjiden ziyade İran füzelerini masaya yatırmak istemiştir.
Demem o ki, hangi bölge ülkesi İsrail'le güvenlik bağlamında boy ölçüşebilecek düzeye erişirse İsrail'in (ve bağlı olduğu küresel Siyonizm'in) hedefindedir.
Hedefte bugün İran vardır, yarın hiç kuşkusuz Türkiye olacaktır.
Türkiye'nin zevale uğrayacağına sevinen İranlılar veya İran'ın zevale uğramasına aşeren bizim aklıevvellere diyecek bir şey yok. (Bazıları evde yoktur ve yapacak da bir şey yoktur. Allah şifa versin.)

***

Uygar dünyanın Siyonist efendileri, bölgedeki tüm ülkeleri İsrail'in istediğinde saldırabileceği, dahası hiçbir direniş gösteremeyecekleri hâle getirmek istiyor.
Bölgemiz tarih boyunca görülmemiş korkunç bir tehditle karşı karşıyadır.
Uluslararası haber ajansları da tarafsız gözlemci değil, bildiğiniz psikolojik harp operatörleridir.
Bizim yazarçizer güruh da ya kendi dar mahallesinde ucuz alkış toplama derdinde ya da müstevli ajanslarının servis ettiği zehri bal niyetine yutmakla meşgul.
Fikir ve kalem ehli, sınırları aşan bir fırtına koparmak yerine, siyasi müzakerelerin sığ sularında kulaç atıp günü kurtarmayı marifet sanıyor.
Oysa akıl yolu bir. Türkiye, İran, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan behemehâl direniş hattı kurmak zorunda. Ne ki bu ülkelerin her birinde "Kimin odası daha geniş?" asabiyetine gömülen sürüsüne bereket insan evladı var.
İşin trajikomik tarafı, eskiden istilacı kapıdaydı, şimdi bizzat içimizde, zihnimizde.
Ya bu 5'li eksen etrafında bir "akıl ittifakı" kurup "istiklal-i tam" çizgimizi tahkim edeceğiz ya da dağınıklığın faturasını topyekûn esaretle ödeyeceğiz.
Esaret ne kötü bir zillettir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.