Türkiye'nin en iyi haber sitesi

MERT HÜSEYİN AKGÜN

Yeni Yasama Yılında Meclis

Ülkenin en yüksek kamusal müzakere ve karar alma organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, 50 günlük bir aranın ardından yeni yasama yılına başladı. Esasen Parlamentonun İçtüzük uyarınca 1 Temmuz'da tatile girmesi gerekirken, bekleyen yasal düzenlemeler Meclisin 10 Ağustos'a kadar çalışmaya devam etmesini zorunlu kıldı. Gerçekten 1 Temmuz'dan itibaren TBMM yoğun bir çalışmayla, 55 farklı kanunda değişiklik yapan, 143 maddeden müteşekkil toplam sekiz kanunu kabul etti.

Bunlar arasında PKK terör örgütünün tasfiyesinin hukuki zeminini düzenleyen (7595 sayılı) Kanun, caydırıcılığı sağlama ve suçla mücadele bağlamında çocukların ceza ve infaz sorumluluğunu değiştiren (7593 sayılı) Kanun, öğrenci affı ve yükseköğretim düzenlemesi (7592 sayılı Kanun) ve yargısal işleyişin etkinliği ile verimliliğini artırmayı hedefleyen 12. Yargı Paketi (7589 sayılı Kanun) gibi siyasi ve toplumsal hayat bakımından önemli düzenlemeler bulunuyordu.

"Uzlaşı", "Mutabakat İçinde Rekabet" ve "Yeni Anayasaya" Güçlü Çağrı

Yasama organı, mutat olduğu üzere 1 Ekim'de Cumhurbaşkanının hitabıyla açıldı. Geleneksel olarak devlet başkanları parlamento açılışlarında hayatiyet arz eden konulara değinir, devletin tecessüm ettiği makam olarak güncel ve fakat derin bir perspektif sunarlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşmasında Türk siyasetinin geleceğine ilişkin geniş bir siyasal çerçeve içinden önemli mesajlar verdi. Erdoğan partizan kutuplaşmaların hakim olduğu cephe siyaseti yerine, siyasal rekabeti koruyan ve fakat ortak ulusal çıkarları gözeten, "Büyük Türkiye Mutabakatı" ve "iç cephenin tahkim edilmesi" olarak tarif ettiği "yeni siyaset" önerisinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye" sürecindeki kritik bir adım olan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunun" 467 vekilin desteği, yani yüzde seksene varan rekor oyla kabul edilmesini "tarihi" olarak nitelendiren Erdoğan'ın uzlaşı, hoşgörü ve diyalog çağrısının ardından, olağan değerlendirmelerin ötesinde, son derece güçlü ve detaylı bir yeni anayasa vurgusu yapması dikkat çekiciydi. Yeni yasama yılının aynı zamanda ilk Türk anayasası olan Kanun-ı Esasi'nin 150. seneidevriyesine tesadüf ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanının yeni anayasa açıklaması dikkatle okunduğunda şu mesajlar üzerinde durulabilir:

1961 ve 1982 Anayasalarındaki askeri darbe iradesi meşruiyete zarar verdi, anayasanın sosyal sözleşme niteliğine gölge düşürdü. İkinci olarak bugüne kadar farklı dönemlerde, farklı saiklerle 1982 Anayasasının pek çok hükmü değişti, ancak anayasa insicamını yitirdi. Bu nedenle Türkiye "bütünlüklü bir anayasal mimariye" ihtiyaç duyuyor.

Üçüncüsü, Anayasanın ilk dört maddesinde siyasi partiler arasında yaygın bir uzlaşma olduğu görülüyor, dolayısıyla bu konuda yeni anayasa çalışmalarını engelleyecek herhangi bir sorun ortaya çıkmayacaktır. Dördüncüsü, Terörsüz Türkiye'nin "çerçeve" yasasının kabulünde 467 milletvekilinin oyuyla yakalanan oydaşma yeni anayasa için de ümit verici bir referans noktası teşkil edebilir. Nihayet buradan ilhamla gelişecek yeni siyasetin üreteceği yeni anayasa; güçlü devlet, özgür toplum, hukukun üstünlüğü ve kurumsallaşmış çoğulcu demokrasiyi hedeflemelidir.

Şüphesiz 28. Dönem Meclisinin önünde aşağı yukarı bir buçuk yıllık bir sürenin kaldığı ve partiler arası müzakereler, anayasanın yazımı, oylamalar ve seçim sürecine girilmesinin getirebileceği handikaplar göz önüne alındığında yeni anayasanın kolay ulaşılacak bir hedef olmadığı söylenebilir. Buna karşın ve hatta belki de bu sebeple, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "467" vurgusu temelinde son derece ayrıntılandırılmış bir "yeni siyaset" ve yeni anayasa tasavvuru sunmasına kulak vermek gerekir.

Yasama Gündemi

TBMM'nin olağan takvimine dönecek olursak Genel Kurul'un gündeminde ilk olarak Türk Kızılay Kanunu teklifi yer alıyor. Kökenleri 1868 tarihli Hilal-i Ahmer Cemiyetine dayanan Türk Kızılay kamusal misyonları bulunan, bununla birlikte bir devlet kuruluşu da olmayan nevi şahsına münhasır bir kurum. Bugüne kadar faaliyetlerini kendi Tüzüğü doğrultusunda yürüten Kızılay'ın görevlerini daha etkin şekilde yerine getirmesi için hukuki altyapısı münhasır yasal düzenleme ile güçlendiriliyor.

Genel Kurul ve Komisyonlar, Kızılay teklifinde olduğu gibi hem geçen yasama yılından kalan teklifleri ele alacak hem de yeni kanun teklifleri üzerinde çalışacak. Bu kapsamda yabancı dijital konaklama platformları için turizmin gelişimini, tüketicinin korunmasını ve adil rekabeti gözeten, vergilendirme, lisanslama ve denetim esaslarını belirleyen yeni bir hukuki rejim öngören kanun teklifi Meclise geldi. Yeni yasal çerçeve ile bu platformların faaliyetlerine yeniden başlaması öngörülüyor. Komisyon aşamasında bulunan on maddelik teklif Türkiye'nin dijital turizm ekosisteminde yeni bir sayfa açacak.

Bir diğer önemli düzenleme ise 13. Yargı Paketi olacak. Paket kapsamında süresiz nafaka uygulaması ve boşanma davalarına ilişkin kronikleşen sorunlar gibi aile hukukuna ilişkin meselelerin yanı sıra sosyal medya platformlarına kimlik doğrulama yöntemleriyle giriş yapılması gibi hususların yer alacağı tahmin ediliyor.

"Terörsüz Türkiye" Mesaisi

Parlamentonun önemli konu başlıklarından biri de "Terörsüz Türkiye" süreci olacak. Bilindiği üzere 7595 sayılı kanun, terör örgütünün tasfiye sürecini takip etmek üzere bir İzleme Komisyonu kurulmasını öngörmüştü.

Komisyon, sürecin kamu adına parlamenter takibi ve değerlendirilmesi misyonunu yerine getirecek, gerek görürse çeşitli önerilerde bulunabilecek. Önümüzdeki günlerde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un siyasi partilerle yapacağı görüşmelerle, komisyonun üye kompozisyonunun, çalışma usul ve esaslarının istişare edilmesi ve akabinde de komisyonun kurulması bekleniyor. Sürecin toplumsal meşruiyeti ve demokratik hesap verebilirlik açısından komisyonun varlığı faydalı olacaktır.

Tüm bunların dışında son haftalarda ülke gündemini meşgul eden sermaye piyasalarındaki birtakım fonların dahil olduğu gelişmeler de Meclis gündemine geldi. İçtüzük gereğince "Genel Kurula duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü acele hallerde" Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, gündem dışı söz isteyebilir ve TBMM'yi bilgilendirebilir. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, parlamentoyu "Fon Koordinasyon Kurulu"nun çalışmaları, fonlardaki temerrüt sorununun kapsamı ve niteliği hakkında hükümet adına bilgilendirdi. AK Parti grubunun da bu kapsamda olağanüstü tasfiye kuralları içeren bir kanun teklifini çok geçmeden Meclis'e sunması öngörülüyor.

Görüldüğü üzere Meclis yeni yasama yılına sıcak ve yoğun bir gündem ile başladı. Önümüzdeki dönemde orta vadeli ekonomik programın hayata geçirilmesinden Terörsüz Türkiye sürecine, Mekke Anlaşmasının TBMM onayına sunulmasından yeni hükümet bütçesinin kabulüne kadar uzanan pek çok başlıkta parlamento, kanun koyucu erk olarak Türkiye'nin geleceğini şekillendirmeye devam edecek. Şüphesiz seçim sath-ı mailine doğru ilerlendiği için yapılan yasal düzenlemelerin siyasi önem ve anlamı da aynı nispette artacak.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA