Türkiye'nin en iyi haber sitesi
TUBA KALÇIK İLE GÜNDEME DAİR

TUBA KALÇIK

Futbolun yeni gücü kadınlar

Futbol dünyasında erkek egemen yapının kırılması kolay değil. Ancak TFF Başkan Vekili ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Neşe Kavak, Türkiye’de ve uluslararası futbol yönetiminde kadın temsili için önemli bir rol üstleniyor. Kavak’a göre güçlü kadın; güçlü aileyi ve güçlü toplumu doğuruyor

Futbol uzun yıllar erkeklerin hakim olduğu bir alan olarak kabul edildi. Ancak son yıllarda bu tablo yavaş da olsa değişmeye başladı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkan Vekili ve FIFA Sağlık Komitesi üyesi Prof. Dr. Neşe Kavak, hem Türkiye'de hem de uluslararası platformlarda kadınların futboldaki varlığının artması için çalışan isimlerden biri. Sert, kadınların yönetim mekanizmalarında daha fazla yer almasının sadece temsil meselesi olmadığını, aynı zamanda sporun kültürünü ve iletişim dilini de dönüştürdüğünü söylüyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle kadınların toplumdaki rolünden futboldaki temsiline, aile politikalarından demografik değişime kadar pek çok başlığı değerlendirdi.



- Türkiye Futbol Federasyonu'nda görev alıyorsunuz. Bir kadın olarak futbol gibi erkek egemen bir alanda görev almak nasıl bir duygu?
- Futbol gerçekten tüm milletlerin ortak dili. Sosyolojik olarak baktığınızda kültürleri, ekonomileri, hatta siyasetleri etkileyen bir alan. Ancak kabul etmek gerekir ki futbol uzun yıllar erkek egemen bir yapının içinde şekillendi. Uluslararası toplantılarda bunu çok daha net hissediyorsunuz. Yani sadece Türkiye'de değil dünyada da egemen bir alan. Özellikle FIFA ve UEFA kongrelerinde salona baktığınızda kadın sayısının ne kadar sınırlı olduğunu görüyorsunuz. Mesela İngiltere'de İngiltere Futbol Federasyonu Başkanı kadın. Amerika Futbol Federasyonu Başkanı kadın. Yani bu kadar erkek egemen olan bir toplulukta iki kadının ön plana çıkması çok anlamlı. En son Brüksel'de katıldığım UEFA Kongresi'nde hem FIFA Başkanı Gianni Infantino hem de UEFA Başkanı Aleksander Ceferin konuşmalarının ilk paragrafında kadın temsiline özel vurgu yaptı. Bu çok kıymetliydi. Çünkü artık kadınların futboldaki varlığı bir "iyi niyet temennisi" değil, stratejik bir hedef olarak görülüyor. Benim için en anlamlı nokta ise orada bir Türk kadını olarak bulunmak. FIFA Sağlık Komitesi'ne seçilmek hem mesleki hem milli anlamda büyük bir sorumluluk. O masada yalnız kendinizi değil ülkenizi de temsil ediyorsunuz. Kadınların yönetimde daha fazla söz almasını ve daha ön planda olmasını başkanımız çok destekliyor.



BAŞKANIMIZIN DESTEĞİ ÖNEMLİ
- Türkiye Futbol Federasyonu'nda önemli bir görevdesiniz.
Türkiye'de futbolda kadın gücünün arttığını düşünüyor musunuz?
- Artış var ama yeterli mi? Hayır, henüz değil. Yönetim kademelerinde daha fazla kadına ihtiyaç var. Ancak doğru yönde bir irade oluştuğunu görüyorum. Şimdi bizim başkanımız Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu futbolu çok iyi bilen, eşitlikçi, adaletli ve futbol aşığı bir insan. Özellikle kadınların ön planda olması konusunda hassasiyeti çok yüksek. Zaten benim yönetime girmem ve başkan vekili olmamda bu yaklaşım anlamlıydı. Kadınların yönetimde daha fazla söz almasını ve daha ön planda olmasını başkanımız çok destekliyor. Kadınların olduğu masalarda iletişim dili değişiyor, kriz yönetimi farklılaşıyor, sosyal projelere yaklaşım daha kapsayıcı hale geliyor. Futbol artık sadece saha içinden ibaret değil; ekonomik, sosyal ve kültürel bir güç. Dolayısıyla kadınların bu yapının içinde daha fazla yer alması gerekiyor.



- Siz aynı zamanda ülkemizi FIFA ve UEFA'da da temsil ediyorsunuz. Ülkemizi bir kadın olarak bu kadar uluslararası kurumlarda temsil etmek?
- Türkiye'de seçilebilirsiniz ama FIFA ve UEFA'da görev almak çok anlamlı. Seçimi onlar belirliyor. Bizden özgeçmişimizi istediler. Değerlendirme sonucunda bizi layık gördüler sağ olsunlar. UEFA kongresine gittik toplantıda belki bin 500 kişi vardı. Kadın sayısına baktığımda 5-6 kişi ancak vardı. Benim Türkiye'den geldiğimi görünce şaşırıp nasıl olur diyorlar. Türkiye'de de kadının bir rolünün olması ve bunun mesajının futbol gibi bir alanda verilmesi çok önemli. Türkiye'de kadınların her alanda gücü var ama futbol gibi evrensel bir alanda da kadının olması ülkemizi temsil etmesi önemli bir şey. Tabii bu durum çok gurur verici.

- Futbolda son yıllarda küfür, gerilim, şiddet gibi tartışmalar sürüyor. Siz bir kadın yönetici olarak bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Futbol bir tutku ama tutku kontrolsüz olduğunda zarar verir. Biz TFF olarak "Futbola Aşığız, Küfüre Karşıyız" sloganını özellikle benimsedik. Bu sadece bir afiş cümlesi değil; bir kültür dönüşümü çağrısıdır. Sporun içinde şiddet dili olmamalı. Küfür sıradanlaştırıldığında, toplumun genel iletişim dili de sertleşir. Tribünlerde kullanılan kelimeler çocukların zihninde yer ediyor. Futbol; dostluk, kardeşlik ve centilmenliktir. Bu kültürü yeniden güçlendirmek zorundayız. TFF olarak bu konuda büyük hassasiyet gösterdiğimizi söyleyebilirim.



KADIN VE ERKEK RAKİP DEĞİL BİRBİRİNİN TAMAMLAYICISIDIR
- 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için neler söylemek istersiniz?

- Ben 8 Mart'ı yalnızca bir takvim günü olarak görmüyorum. 8 Mart, kadın emeğinin, kadın mücadelesinin ve kadın dayanışmasının sembolüdür. Bu nedenle her yıl aynı şeyi söylüyorum: 8 Mart bir gün değil, bir bilinçtir. Kadınlar hayatın her alanında var. Evde anne, işte yönetici, sahada sporcu, akademide bilim insanı, toplumda dönüştürücü güç... Kadın üretkendir, dönüştürücüdür ve birleştiricidir. Güçlü kadın güçlü aile demektir, güçlü aile de güçlü toplum demektir. Kız çocuklarını özgüvenli, ayakları üzerinde duran bireyler olarak yetiştirirken; erkek çocuklarını da kadına saygıyı içselleştirmiş, empati kurabilen bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Kadın ve erkek birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Toplumda denge ancak karşılıklı saygı ve anlayışla kurulur.

DOĞURGANLIK, BİREYSEL TERCİH DEĞİL DEVLET POLİTİKASI HALİNE GELMİŞTİR
- Aile Yılı kapsamında bir çok proje hayata geçirildi. Siz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak buna dair neler söylemek istersiniz?

- Kadın doğum uzmanı olarak bu veriler beni mesleki ve toplumsal açıdan düşündürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de doğurganlık göstergeleri son yıllarda belirgin biçimde gerilemiştir. Toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocuk iken 2023'te 1.51'e ve 2024'te 1.48'e düşerek nüfusun yenilenme düzeyi olan 2.10'un oldukça altına inmiştir. Bu durum 2001-2024 döneminde doğurganlıkta yaklaşık yüzde 38'lik bir azalmaya işaret etmektedir. TÜİK verilerine göre canlı doğum sayısı da düşüş eğilimi göstermiş; 2024 yılında yıllık canlı doğum sayısı 937 bin 559 olarak gerçekleşerek ilk kez 1 milyonun altına inmiştir. Son 10 yılda toplam canlı doğum sayısında yaklaşık yüzde 30 civarında gerileme olduğu görülmektedir. 2025 yılı için yıllık doğurganlık hızı henüz açıklanmadı. Yayımlanan geçici aylık veriler doğum sayısındaki düşüş eğiliminin sürdüğüne işaret etmekte. Bu sadece bir istatistik değil; geleceğin demografik tablosu. Genç nüfus azalırsa üretim azalır, dinamizm azalır. Bu nedenle aile politikaları stratejik öneme sahip. Doğurganlık meselesi artık sadece bireysel bir tercih değil, stratejik bir devlet politikası konusu haline gelmiştir. Bu noktada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın son yıllarda aileyi güçlendirmeye yönelik attığı adımları son derece kıymetli buluyorum.



AİLEM BENİM İÇİN GÜÇ KAYNAĞI
- Çok yoğun çalışıyorsunuz. Bu yoğunluğunuz içinde ailenize nasıl vakit ayırıyorsunuz?

- Hayatım gerçekten çok yoğun. Aslında bir işte çalışıp sadece iş kadını olsanız hayat belki daha kolay olur. Ama benim çok değişik şapkalarım var. Ne bileyim ben doktorluğa devam ediyorum, sağlık sektöründe faaliyet gösteriyoruz, Academic Group Yönetim Kurulu Başkanıyım, Türkiye İş Kadınları Derneği'nin başkan yardımcısıyım, TFF'de görevim var. Bir yandan da anne kimliğim var. Mehmet ve Hasan Kavak adında iki oğlum var. Hepsinin sorumluluğu ayrı. Allah'tan eşim çok destekçi. Bu dönemde evi tamamen ona bıraktım. Ama pratik bir insanımdır. Onların hayatındaki gelişmeleri yakından takip etmeye özen gösteririm. Çünkü çocuklar için varlığınızı hissetmeleri önemlidir. Kadın hem anne olabilir hem yönetici olabilir. Önemli olan sistemli olmak, destek istemekten çekinmemek ve öncelikleri doğru belirlemek. Aile benim için güç kaynağıdır. Yoğun bir günün sonunda eve dönmek, çocuklarımla konuşmak bana yeniden enerji verir.

DEVLETİN ATTIĞI ADIMLAR KIYMETLİ
Devletin attığı adımları da kıymetli buluyorum. Özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadının güçlenmesine, aile yapısının korunmasına ve kadına yönelik şiddetle mücadeleye yönelik yürüttüğü sosyal destek programları, farkındalık çalışmaları ve koruyucu mekanizmalar son derece önemli. Kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekleyen projeler, toplumsal dönüşüm açısından stratejik değere sahip. Bu tür çalışmalar sürdürülebilir olduğu sürece sahadaki değişimi daha net göreceğimize inanıyorum.

KADINLARA BİR MESAJIM VAR
8 Mart vesilesiyle tüm kadınlara şunu söylemek istiyorum: Üretmekten, çalışmaktan, hayal kurmaktan vazgeçmeyin. Hiçbir başarı tesadüf değildir. Kadın isterse hem anne olur hem lider olur hem bilim insanı olur. Önemli olan kendine inanmak ve vazgeçmemektir. 8 Mart vesilesiyle hayatın her alanında emeği olan, mücadele eden, değer üreten tüm kadınları yürekten selamlıyorum. Kadın güçlenirse toplum güçlenir.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.