Temmuz ayında enflasyon yüzde 1.78 arttı. Buna karşın yıllık enflasyon yüzde 32.11'den yüzde 31.75'e geriledi. Yıllık enflasyondaki düşüş dezenflasyon sürecinin devam ettiğini gösteriyor.
Nitekim Merkez Bankası da Para Politikası Kurulu toplantısında temmuz ayında geçici bir yükseliş yaşanabileceği uyarısını yapmıştı. Veriler, bu öngörünün büyük ölçüde gerçekleştiğini ortaya koydu. Sağlıkta katkı payı düzenlemeleri, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle ulaştırma maliyetlerindeki artış aylık enflasyonu yukarı taşıdı. Ancak bunlar yapısal bir bozulmadan çok, dönemsel etkiler olarak öne çıkıyor.
Asıl dikkat çekici gelişme ise yıllık enflasyonun yüzde 32 seviyesinin altına gerilemesi oldu. Psikolojik eşikler ekonomide çoğu zaman rakamların kendisi kadar önemlidir. Çünkü beklentiler değiştiğinde fiyatlama davranışları da değişmeye başlar. Piyasaların ilk tepkisi de bunu doğruladı. Özellikle bankacılık hisselerinde görülen olumlu seyir, enflasyon görünümüne ilişkin iyimserliğin fiyatlamalara yansımaya başladığını gösterdi.
Temmuz ayında fiyatı en fazla artan kalem yüzde 50.4 ile ayaktan tedavi edici ve rehabilite edici hizmetler oldu. Bunun temel nedeni sağlık katkı paylarında yapılan düzenlemeydi. Onu yüzde 25.87 artışla soğan, sarımsak ve havuç gibi sebzeler izledi. Buna karşılık tüketiciyi rahatlatan gelişmeler de vardı. Taze meyve fiyatları yüzde 20, turunçgiller ise yüzde 13 geriledi. Bu tablo, gıda enflasyonunun artık tüm ürünlerde aynı yönde hareket etmediğini, arz koşulları ve mevsimsel etkilerin daha belirleyici hale geldiğini gösteriyor.
Üretici fiyatlarındaki görünüm de umut verici. Temmuz ayında yıllık üretici enflasyonu yüzde 27.83'e gerilerken aylık artış yüzde 1.52 olarak gerçekleşti. Üretici maliyetlerindeki bu yavaşlama, önümüzdeki aylarda tüketici fiyatlarına geçiş baskısınında azalabileceğine işaret ediyor.
Şimdi kritik soru şu: Yıl sonunda yüzde 20'li enflasyon mümkün mü?
Bunun cevabı, yılın kalan beş ayında oluşacak aylık enflasyon patikasında gizli. Ağustos ayı mevsimsel olarak enflasyonun görece düşük seyrettiği son avantajlı dönemlerden biri. Eğer ağustos ve devamındaki aylarda ortalama aylık enflasyon yüzde 1.5 civarında tutulabilirse, yıl sonu enflasyonunun yüzde 29 seviyelerine yaklaşması sürpriz olmayacak.
İşte bu nedenle yüzde 20'li enflasyon artık hayal olmaktan çıkıyor. Çünkü piyasalar yalnızca bugünkü veriyi değil, önümüzdeki dönemin eğilimini fiyatlar. Yıl sonunun yüzde 29'lu seviyelerde tamamlanması, baz etkisinin de desteğiyle 2027'nin ilk aylarında yüzde20'li enflasyon oranlarının görülmesini güçlü bir ihtimal haline getirebilir.
Elbette bu senaryonun önünde riskler de var. Bunların başında petrol fiyatları geliyor. Orta Doğu'da jeopolitik gerilimler yükselirse enerji maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Sonbaharla birlikte okulların açılması, şehir yaşamının hızlanması ve hizmet sektöründeki fiyat ayarlamaları da aylık enflasyonu yukarı çekebilecek unsurlar arasında yer alıyor. İklim koşulları ise özellikle gıda fiyatlarının seyrinde belirleyici olmaya devam edecek.
Ancak bugünkü tabloya baktığımızda, dezenflasyon programının rotasında ilerlediğini söylemek mümkün. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in vurguladığı mali disiplin, Merkez Bankası'nın sıkı para politikası ve arz yönlü yapısal adımlar birlikte sonuç vermeye başlıyor. Enflasyon hala yüksek, ancak yön aşağı.
Şimdi yeni bir psikolojik eşik var. Artık soru, enflasyonun düşüp düşmeyeceği değil; yüzde 20'li rakamların ne kadar erken görüleceği. Temmuz verileri, bu hedefin ufukta beliren gerçekçi bir ihtimal olduğunu gösteriyor.