İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" davası kısa bir aradan sonra yeniden başladı. Davanın ilk dönemi, "suç örgütü lideri" Ekrem İmamoğlu'nun şovu, YP Genel Başkanı Özgür Özel'in de başkanları "temizleme" çabasıyla geçti. Tam o günlerde şu notu düşmüştüm:
"Artık tutuklu sanıkların ezberlenmiş ifadeleri bitti. Sıra, stüdyoya gelecek gerçek 'itirafçılarda'... Arkada konuşmak için sabırsızlanan tam 76 kişilik bir itirafçı ordusu var."
Kim bunlar?
Bunlar, iddianameye göre İmamoğlu'nun "Organize SuçÖrgütü"nün kilit isimleri. Mesela şu üç ismin fısıldayacakları bile bugüne kadar dinlediğimiz masalları yerle bir etmeye yeter: İşadamları Ali Nuhoğlu, ErtanYıldız ve Yakup Öner...
Ali Nuhoğlu'nu kamuoyu Boğaz'a nazır üç villa olayından, milyarlık ihalelerden iyi biliyor.
Ertan Yıldız ise İmamoğlu'nun Fatih Keleş'le birlikte birinci halkasında yer alan, milyarların "sistem"e aktarıldığını o meşhur toprak döküm işinde, Murat Gülibrahimoğlu-İmamoğlu ortaklığının gizli kodlarını deşifre eden isim.
Bu köşede "VIP Yakup" diye kodladığım harita mühendisi Yakup Öner ise sistemin adeta karakutusu. İstanbul burjuvazisiyle kurulan o elit ilişkileri, AVM gibi devasa rant projelerini ve Boğaziçi'nde hangi ünlü işadamından kaç milyon dolar "bağış"(!) alındığını tek tek, santim santim haritalandıran adam.
Henüz bunların hiçbiri konuşmadı. Ama önceki gün bu isimlerle kıyaslanmayacak bir işadamı konuştu: Seyfi Beyaz... O konuştukça salon buz kesti... Adam hiç geri adım atmadı. İlk gün verdiği ifadeleri mahkeme salonunda da tekrarladı.
Şu sözleri, "Sütte leke var bizim başkanlarımızda yok" diyen YP Genel Başkanı Özel'in dikkatine sunuyorum:
* West Side isimli projede ruhsat ve iskân için rüşvet niteliğinde ödemeler yaptık. Verdiğimiz daire ve paraları rızaen vermedik. İskân ve inşaat ruhsatı süreçlerinde bunları vermek zorunda kaldık.
* Pazarlıklar Adem Soytekin üzerinden yürütüldü. Soytekin'e o günkü değeriyle yaklaşık 10 milyon lira karşılığı olan 7 dükkân ve 5 daire verdik, ayrıca 3 milyon 500 bin lira çek ödedik.
İşadamı Beyaz, Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu adına yapılan 4 taşınmazın devrini de doğruladı.
En sonunda da şu cümleyi kurdu:
"Ekrem İmamoğlu belediye başkanı olduktan sonra sürekli para istenmesi dolayısıyla ben o bölgede iş yapmak istemedim."
Seyfi Beyaz'ın söyledikleri sadece bir başlangıç... Arkada daha 75 kişi var. Onlara Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek gibi yeni itirafçılar da ekleniyor. Böcek son itirafında da aday olması karşılığında Ekrem İmamoğlu'na 5 milyon euroyu "havala" yönetimiyle gönderdiğini açıkladı. Şu tesadüfe bakın, Böcek'in "Parayı gönderdim" dediği Taç Döviz'i kamuoyu iyi biliyor. Önce adı "şaibeli kurultay" meselesinde duyuldu, ardından Kapalıçarşı'ya yapılan operasyonda. O operasyonla ilgili başsavcılığın şu notu herkesi şaşırtmıştı:
"Herhangi bir tabelası olmayan söz konusu firma ile bağlantılı dükkânda yapılan arama neticesinde, kasalarda toplam 47 milyon dolar, 52 milyon euro, 40 adet külçe altın, 150 kg gümüş ele geçirildi."
Bu olaydan sonra çok komik bir olay daha yaşandı. Taç Döviz'in sahibinin oğlu, aracında sakladığı 30 milyon doları çaldırdı. Akıl kârı değil, 30 milyon dolar arabada saklanıyor.
Bütün bunların birbiriyle ne kadar ilişkili olduğunu yargılama sonucunda göreceğiz. Ama şimdiden görünen şu: "Şaibeli Kurultay"-Taç Döviz ve Muhittin Böcek-Taç Döviz ilişkisinde tek bir ortak nokta var: Ekrem İmamoğlu...
Artık şov bitecek, itirafçılar konuşacak. Ve ortaya Adalet Bakanı Akın Gürlek'in deyimiyle belgeli, tanıklı "asrın yolsuzluk davası" fotoğrafı çıkacak.