Geldiler, yaktılar, yıktılar, bebekleri çocukları katlettiler şimdi de "barış yapıyoruz" diye rüzgar estiriyorlar. ABD'den, Siyonist İsrail'den ve arkalarındaki Batılı güç Siyonist-Emperyalist ittifaktan söz ediyorum.
Gazze'de taş taş üstüne bırakmadılar, İran'ın liderlerini öldürdüler, şehirlerini bombaladılar, Lübnan'ı yerle bir ettiler, Suriye'yi etkisiz kılmak için yapmadıkları şey kalmadı.
Ama hiçbirini yenemediler ve tam tersine yenildiler de... Dahası Siyonist İsrail ilk kez dünya halklarının gözünde nefret edilen, soykırımcı ve savaş suçlusu ilan edilen ülke haline geldi. Faşist liderleri ülke dışına çıkamaz oldu. Dünyanın tek hegoman gücü ABD de karizmasını çizdirmeyi bile göze aldı.
Peki bütün bunlar bir avuç Siyonist İsraillinin sapkının hayalleri için mi yapıldı?
Böyle olmadığı çok açık. Bu durumu birçok Amerikalının da aklı almıyor... Bugün ABD'de onlarca aydın, siyasetçi, gazeteci; "Koca ABD'nin çıkarları Siyonistlerin çılgınlıklarına feda edilemez" diye feryat ediyor ama sonuç değişmiyor. Ve ABD buna rağmen hiçbir zaman İsrail'e desteğini kesmiyor, kesmeye yanaşmıyor bile. Avrupa'da öyle. Onlar olmadan İsrail diye bir ülke olmazdı.
Peki bunun nedeni bu ülkelerin "Yahudi aşkı" mıydı? Değildi tabii... İşin arka planda dünyanın son 500 yılına damgasını vuran, sömürgeci- kapitalist-emperyalistsiyonist blokun çıkarları var ve o blok "düşüşe geçen güç" olsa da istediğini yapıyor, kimsenin de gıkı çıkmıyor.
Bu gerçeği yazar Fazıl Duygun, "Yahudileri Kim Siyonistleştirdi?" adlı kitabında müthiş bir tarihsel arka planla anlatıyor. Siyonizm'in Anglosakson köklerine, Hristiyan Siyonizmine ve küresel hegemonyaya dikkat çeken Duygun, bugün olup bitenleri şöyle değerlendiriyor:
"Bütün devletleri, bütün küreyi ve bütün insanlığı bir ahtapot gibi teslim almış olan bu sistem, tetikçisi Siyonist İsrail'i böyle koruyor, katliamları adeta bir görsel şov halinde gerçekleşmesini sağlıyor."
Gazze'deki soykırım için de şunları söylüyor: "Gazze bu sistemi kabul etmediği için cezalandırılıyor. Yoksa sadece Siyonist ve terörist İsrail'in işi değil bu. Onun çapı yetmez bu vahşete. Gazze'yi mevcut neoliberal sistem ile onun yerine geçmek isteyen küresel tekno-finans derebeyliği ortaklaşa cezalandırıyor."
Duygun, kitabında bu zulüm sistemine ve ABD-İsrail ilişkilerine karşı çıkan Amerikalılardan da söz ediyor.
En başta da MAGA'cılar geliyor. Daha önce İsrail yanlısı olan ünlü gazeteci Tucker Carlson gibi etkili isimler de var. Gazeteci Carlson İsrail'in ABD için stratejik olarak önemsiz olduğunu ve sadece maliyet ürettiğini, Körfez ülkeleriyle ilişkilerin çok daha önemli olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor:
"İsrail'i desteklemek Hıristiyanlık değildir. Bu teolojik bir aldatmacadır. Tanrının seçilmiş halkı diye bir şey yoktur. Allah çocuk katillerini seçmez. Bu sapkınlıktır; bunlar suçludur, hırsızdır."
Duygun, kitabında Siyonist ideolojinin kurumsallaşmasında ve yayılmasında Hıristiyan Siyonistler olarak nitelediği İngiltere ve ABD'nin başını çektiği Evanjelist-Anglosakson güçlerin Yahudilerden daha önce ve aktif bir rol oynadığını ileri sürüyor. Bu da her Yahudi'nin Siyonist olmadığı anlamına geliyor.