Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NURULLAH GÜR

Savunma sanayii ekonomide yeni atakları besler

Son yıllarda savunma sanayiinde dikkat çekici bir ivme yakaladık. Savunma sanayii, yenilikçi ve rekabetçi bir ekonomi için ciddi fırsatlar barındırıyor. Enflasyonu hayatımızdan kalıcı olarak çıkardığımızda ekonomimiz daha dirençli ve güçlü olacak

İnsanoğlu ne kadar medenileştiğini ve modernleştiğini iddia etse de çatışma ve savaş, dünyanın değişmez bir gerçeği olmayı sürdürüyor. Son yıllarda sıklaşan ve derinleşen jeopolitik şoklar, bu gerçeği bize bir kez daha hatırlattı. Böyle bir ortamda kendi savunma teknolojilerini üretebilmek, ulusal güvenlik açısından hayati önem taşıyor. Savunma sanayii, aynı zamanda yenilikçi ve rekabetçi bir ekonomi için de ciddi fırsatlar barındırıyor. Askeri amaçlarla geliştirilen pek çok teknoloji zamanla sivil hayata aktarılarak ülkelerin ekonomik büyümesine katkı sağladı. Mikroişlemciler, GPS, internet, uydu teknolojileri, jet motorları ve nükleer enerji bu geçişin en bilinen örnekleri arasında yer alıyor. Türkiye, son yıllarda savunma sanayinde dikkat çekici bir ivme yakaladı.

Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği verilerine göre, 2003- 2023 yılları arasında sektörde faaliyet gösteren şirketlerin dolar bazındaki cirosu 15 kat, Ar-Ge yatırımları 45 kat, çalışan sayısı ise 10 kat arttı. 2002 yılında yalnızca 248 milyon dolar seviyesinde olan savunma ve havacılık ihracatı, 2025 itibarıyla 10 milyar dolara ulaştı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) verilerine göre, Türkiye'nin küresel silah ihracatındaki payı da 2015-2019 dönemindeki yüzde 0.7 seviyesinden sonraki beş yıllık dönemde yüzde 1.7'ye yükseldi. Böylece Türkiye, dünyanın en büyük 11. silah ihracatçısı konumuna geldi.

OYUN DEĞİŞTİRİCİ HAMLELER
Türk savunma sanayi ürünleri ve teknolojileri, sahada da etkinliğini kanıtladı. Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı gibi sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarının yanı sıra Karabağ, Libya ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerinde kullanılan Türk savunma sanayi teknolojileri "oyun değiştirici" roller oynadı.

Bu hafta gerçekleştirilen SAHA EXPO Fuarı, söz konusu gelişim çizgisini bir kez daha gözler önüne serdi. Ne yazık ki içeride bazıları bu gerçeği hâlâ kabullenemiyor. Alaycı bir tavırla gelişmeleri küçümsemeyi sürdürseler de dünya bu ilerlemeyi açıkça görüyor ve takdir ediyor.
Bir zamanlar Türkiye ile teknoloji kelimesini aynı cümle içinde kullanmakta zorlanırdık. İnsanımızın zihnine uzun yıllar boyunca "biz bu işleri yapamayız" algısı işlendi. Şimdi ise çok şükür, ortaokul ve lise çağındaki çocuklarımız geleceğin daha ileri teknolojilerini üretmenin hayalini kuruyor. Tabii ki "bu işi bitirdik" diyebileceğimiz bir noktada değiliz; kat etmemiz gereken çok mesafe var. Milli muharip uçağımız KAAN'ın motoru ve hava savunma sistemi Çelik Kubbe gibi kritik alanlara daha fazla kaynak ve emek harcamalıyız.


SAVUNMADA YAPAN TARIMDA DA YAPAR
SAVUNMA sanayii; kamu kurumları arasında koordinasyon ve sanayi-üniversite arasında güçlü iş birlikleri gerçekleştirildiğinde, reel sektörün dinamizmi ile kamunu stratejik aklı bir araya geldiğinde, seçici teşvikler sağlandığında, güçlü bir siyasi irade ile cesur hamleler büyük bir sabırla atıldığında Türkiye'nin önemli iktisadi başarılar yakalayabildiğini gösteriyor. Türkiye savunma sanayinde önemli işlerin altına imza atarken, diğer yandan hâlâ çift haneli enflasyonla uğraşması gerçekten üzücü. Enflasyon sorununu hayatımızdan kalıcı olarak çıkarttığımızda Türkiye ekonomisi daha dirençli ve güçlü olacak. Düşük enflasyonun sağlayacağı güven ve öngörülebilirlik sayesinde Türkiye sadece savunma sanayinde değil gelecek vaat eden diğer sektörlerde de rahatlıkla teknolojik gelişme kaydedebilir.

Bu hafta açıklanan verilere göre, nisanda aylık bazda enflasyon yüzde 4,18 olarak gerçekleşti. Savaş dezenflasyon sürecine zarar verdi. Fiyatı en çok artan ürün ve hizmetler listesine baktığımızda savaşın etkisini görebiliyoruz. Fakat, savaş gibi dış şoklardan bağımsız olarak, enflasyonu yapısal olarak düşürmemiz gereken alanlar olduğu açık. Gıda enflasyonu bu alanların başında yer alıyor.
TÜİK'in açıkladığı resmi verilere göre, geçtiğimiz yıl kırmızı et üretimi yüzde 10.5, çiğ süt üretimi yüzde 4.9, tahıl üretimi yüzde 9, sebze üretimi yüzde 0.9 ve tavuk yumurtası üretimi yüzde 6 azalmış. Bu gerilemeleri sadece konjonktürel olarak nitelendiremeyiz. Son birkaç yıldır tarım ve hayvancılıkta üretim değerlerimiz tatsız bir seyir izliyor. Gıda enflasyonu düşürdüğümüzde vatandaş genel enflasyonun da düşeceğine inanacak; başta hizmetler sektörü olmak üzere diğer birçok alanda da fiyatlama davranışları normalleşecektir. Bu yüzden tarımda ciddi bir dönüşüme ihtiyacımız var. Tarımsal üretimde verimliliği ve sürdürülebilirliği destekleyen yapısal politikalar dezenflasyon reçetemizin üst sıralarında olmalı. Savunma sanayinde yapabiliyorsak, tarım sektöründe pekâlâ yapabiliriz.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA