Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NEBİ MİŞ

Toplumsal muhalefetin kanaat üreticileri sorunu

İktidar karşısında, farklı sosyolojik kümelerden, farklı ideolojik geleneklerden ve farklı ekonomik gruplardan oluşan bir toplumsal muhalefet var. Bu kesimlerin iktidara muhalefet etme gerekçelerinde ortaklaştıkları konular bulunduğu gibi, ayrıştıkları alanlar da oldukça fazladır. Dolayısıyla toplumsal muhalefeti tek bir blok olarak değerlendirmek doğru değildir.
Böyle bir gerçeklik olmasına rağmen, muhalif siyasi alanı tek tip bir siyasi aktör ya da parti üzerinden şekillendirme görevini kendi uhdesinde gören çevreler, uzun zamandır bu kesime uygun liderin kim olacağını ya da olmayacağını belirlemeye çalışıyor.
Bu çevrelerin içinde gazeteciler, akademisyenler, sosyal medya figürleri ve genel anlamda kanaat oluşturucular yer alıyor.
Bu çevreler; kimin nasıl övüleceğine, hangi yönlerinin öne çıkarılacağına, hangi eleştirel özelliklerinin belirli bir dönem görmezden gelineceğine, kimin itibarsızlaştırılacağına, hangi eleştirinin meşru sayılacağına ve hangi tartışmanın bastırılacağına karar verme yetkisinin kendi tekellerinde olduğunu varsayıyor.
Toplumsal muhalefetin beklentileriyle zaman kaybetmek istemiyorlar. Muhalefeti yukarıdan aşağıya şekillendirmeye çalışıyorlar. Zaten iktidar karşıtlığı üzerinden, öyle ya da böyle karşılarına çıkarılan adayı desteklemek zorunda oldukları yönündeki bir "ön kabul" ile hareket ediyorlar.
Bunu, Ekmeleddin İhsanoğlu, Muharrem İnce ve Kemal Kılıçdaroğlu örneklerinde gösterdiler. Aynı şekilde, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi ile bu partilerin liderlerinin muhalif siyasal alandaki konumlarının belirlenmesinde de benzer bir rol üstlendiler.
Muhalif siyasal alanın mühendisliğiyle yakından ilgilenen bu kesimler, seçim kaybedildiğinde sorumluluğu paylaşmak istemezler. Daha önce destekledikleri aktörlerin ve partilerin öne çıkarılmasının ya da aday yapılmasının ne kadar yanlış olduğunu çeşitli anekdotlarla anlatmaya başlarlar. Hatta o adayların neden yanlış olduğunu "en erken kendilerinin gördüğünü" söylemekten de geri durmazlar.
Bugünlerde CHP içinde yaşanan Kemal Kılıçdaroğlu-Özgür Özel mücadelesinde, günah keçisi üretme süreçlerinde geçmiş dönemde görmezden gelinen hususlar sıkça dile getirilmeye başlandı. O dönemde toplumun dikkatinden kaçırılan ve bastırılan olumsuzluklar, bugün seçim yenilgisinin gerekçeleri olarak sunuluyor.
Geçmişte söylemedikleri ve muhalif seçmenin dikkatinden kaçırdıkları konuların benzerlerini, bugün destekledikleri aktörler için de yaptıklarını tahmin etmek zor değil.
Yarın bir seçim yenilgisi yaşandığında, bugün ölümüne destekledikleri aktörler hakkında şu cümleleri kuracaklar: "Temiz siyaset iddiasını taşıyamadınız." "Belediyeleri kişisel kariyer basamaklarına dönüştürdünüz." "Toplumsal muhalefetin enerjisini dar bir çevrenin iktidar mücadelesine harcadınız." "Rant ve çıkar ilişkileriyle siyaseti belirlediniz." Ancak kendi elit mücadeleleri adına bugün bu gerçekleri dile getiremiyorlar.
Muhalefetin siyasal ve toplumsal kamuoyu oluşturucuları, her seçim yenilgisinin ardından sorumluluğu bir aktöre ya da bir günah keçisine yükledikleri için yapısal sorunlarla yüzleşmekten kaçıyorlar. Çünkü bu kanaat üreticileri aslında sorunun bir parçası olduklarından, kendi rollerini görünmez kılmaya çalışıyorlar.
Bugün toplumsal muhalefeti belirli siyasi aktörlerin arkasında hizalamaya çalışan muhalefet destekçisi gazeteciler, akademisyenler ve sosyal medya figürleri; temiz siyaset, iyi yönetim, daha iyi hizmet ve kalkınma siyaseti gibi konuları neredeyse hiç gündeme getirmiyor. Çünkü bunları dile getirseler, kendi iç elit hesaplaşmasında zora düşecekler.
Bütün yaptıkları, toplumsal muhalefetin misyonunu siyasi ve toplumsal elitler arasındaki mücadele ve hesaplaşmada yalnızca bir taban desteğine indirgemekten ibaret kalıyor. Bu döngü devam ettikçe, olan seçimde yeni bir lider arayışında araçsallaştırılan toplumsal muhalefete oluyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA