Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NEBİ MİŞ

İsrail sorunu ve küresel maliyet

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Bir önceki yazıda, İslamabad'da görüşmeler başlamadan, kalıcı barışa ulaşmanın önündeki en büyük engelin İsrail olduğunu vurgulamış ve sürekli savaş halinin durdurulması için bugün savaştan zarar gören tüm dünyanın İsrail üzerinde baskı kurması gerektiğini belirtmiştim.
Gerçekten de Ortadoğu'da kalıcı bir barış sağlanması için ABD'nin öncelikle İsrail'i dizginlemesi gerekir. Bunun zor olduğu, ABD içinden yapılan önemli analizlerde son dönemde daha fazla dile getiriliyor. ABD siyasetini İsrail'in vesayet altına alarak, karar alma mekanizmalarını işlevsizleştirdiği yüksek sesle söylenmeye başlandı.
İran ve ABD arasında 47 yıl sonra yüz yüze yapılan müzakerelerden bir sonuç çıkmadı. Bir anlaşma çıksaydı bile, İsrail bunu 24 saat geçmeden sabote edecekti. Görüşmelerden bir sonuç çıkmadığının ilan edilmesinin hemen ardından İsrail Başbakanı Netanyahu'nun "İsrail'in kendi liderliği altında İran'la savaşmaya devam edeceğini" açıklaması bunu açıkça gösterdi.
Bu açıklamaya Cumhurbaşkanımızı da ekleyerek, "Erdoğan onlara yardım ediyor ve hatta kendi Kürt vatandaşlarını katlediyor" diyerek Türkiye'yi küstahça hedef aldı.
Netanyahu'nun Türkiye'yi hedef almasının bir çok nedeni var. Fakat İran-ABD-İsrail savaşı bağlamında rahatsızlığının ana nedeni, Türkiye'nin en başından itibaren savaşı durdurmaya dönük yürüttüğü diplomatik çabadan rahatsız olmasıdır.
Türkiye bölgede, İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı oyun bozucu ve denge kurucu bir politika izliyor. Bölgedeki tüm ülkelerle, bölgesel istikrarın sağlanması ve tehditlere karşı bir güvenlik mimarisinin oluşturulması için stratejik bir hat kurmaya çalışıyor. Türkiye'nin savaş dışında kalması, aktif diplomasi yürütmesi ve tüm taraflarla güven ilişkisi içinde konuşabilmesi İsrail'i rahatsız ediyor.
Türkiye'nin bir NATO ülkesi olarak, savaşın dışında kalması ve aktif arabuluculuk yürütmesi tüm dünya tarafından olumlu karşılanıyor ve destek görüyor. Bundan dolayı, Netanyahu, bu açıklamaları ile dünyadaki destekçi lobilerine, Türkiye'nin meşruiyetinin hedef alınması için mesaj gönderiyor. Kürtleri bunun içine dahil etmesi de bu hedef göstermenin nereden yapılması gerektiği ile ilgili bir adres tanımlama.
Türkiye ayrıca, İsrail'in Gazze soykırımına karşı küresel alanda "hakikat temelli bir diplomasi" yürüttü. Bir çok ülke ve dünyanın her yerinde kamuoyları İsrail'in işlediği soykırım ve insanlığa karşı işlediği suçlara tepki gösterdi.
Bugün Netanyahu ve yönetiminden bazı isimler, soykırım, savaş suçu ve insanlığa karşı suçlardan yargılanıyor. İnsanlık vicdanı çoktan bu kişileri mahkum etti. Dolayısıyla, tarihinde hiç olmadığı kadar, küresel toplumda İsrail meşruiyet kaybı yaşadı. İran'a başlatılan savaş sonrası da bu meşruiyet kaybı derinleşirken aynı anda da bir sıkışmışlık yaşıyor.
Netanyahu bir taraftan, Trump'a "savaşın seyrini ben belirlerim" diyerek meydan okurken, savaşı durdurmaya dönük Türkiye'nin adımlarından duyduğu rahatsızlığı hadsiz bir şekilde dile getiriyor.
Dünya her geçen gün daha ciddi bir biçimde İsrail sorunu ile yüzleşiyor. Filistinlilere yönelik soykırım, Batılı başkentlerin yönetici elitleriyle toplumları arasında büyük bir çatlak oluşturdu. Yönetimlerin İsrail'e desteği, toplumlarından büyük tepkileri beraberinde getirdi. Bu da toplumsal uyum sorununu doğurdu. Bu çatlak, geleceğe yönelik başka sorunları tetikleyecek.
İran'a başlatılan savaşın maliyetinden dolayı dünya bir çok krizle karşı karşıya. Eğer, İsrail'e yönelik bölgesel ve küresel baskı sonuç üretecek bir seviyeye taşınamaz ise bu maliyet daha da artacak.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.