Türkiye'nin en iyi haber sitesi

NEBİ MİŞ

Türkiye rüzgârı ve siyasi kıyaslama

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin il başkanları toplantısında dün yaptığı konuşmada son yıllarda uluslararası siyasette bir "Türkiye rüzgârının estiğini" söyledi.
Bu argümanı, "Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye'nin kapısı daha sık çalınıyor. Türkiye'nin ne diyeceği, nasıl tavır alacağı dikkatle takip ediliyor. Türkiye gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor" ifadeleri ile gerekçelendirdi.
Küresel sistemin kırılma yaşadığı, güç rekabetinin sertleştiği ve bölgesel krizlerin yoğunlaştığı bir dönemde Türkiye'nin pozitif ayrışmasını sağlayan dinamikleri de şöyle sıraladı: "Şurası tartışmasız bir hakikattir; belirsizliklerin küresel düzeyde arttığı, her gün yeni bir krizin patlak verdiği, haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu günümüz jeopolitiğinde Türkiye'nin en büyük şansı, AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Tecrübeli, liyakatli, dürüst, çalışkan kadroların işbaşında olmasıdır."
Dünya'da krizlerin giderek derinleştiği bu dönemde ülkelerin iç siyasetleri ve ülke yönetimleri açısından karşımızda iki farklı tablo var. İlki, krizler karşısında savrulan, iç istikrarı zayıflayan ülke ve yönetimler. İkincisi ise, krizlere karşı ülke direncini artırmış, kriz yönetim refleksi ve karar alma kapasitesi yüksek ve aldığı kararı uygulama becerisi gelişmiş yönetimler ve ülkeler.
Türkiye tablonun ikinci kısmında. Bu ülkelerin sayısının çok sınırlı olduğunu vurgulamaya gerek yok. Türkiye'nin küresel sistemde pozitif ayrışan istisnai yönünün ortaya çıkmasında; siyasi liderlik, yönetimde kurumsal süreklilik, tecrübe, karar alma kapasitesi, kriz yönetim becerisi ve yetişmiş insan kaynağı gibi farklı dinamikler var.

***

Dünyadaki gelişmeler üzerinden farklı mecralarda yürüyen tartışmalarda sıkça sorulan bir soru var: 2023 seçimlerini muhalefet kazansaydı bugün Türkiye'nin küresel ve bölgesel düzelmede yeri neresi olurdu?
Bu soruya cevap ararken toplum/ seçmen siyasi kıyaslama yapıyor. Partilerin liderini, kadrolarını, siyaset yapma biçimini, söylemlerini, sorun çözme kapasitelerini, eksikliklerini, artılarını terazide tartıyor.
Partilerin çekirdek tabanları var. Bu kesimler zaten kendi partilerini her halükârda destekler. Destekledikleri partilerin söylem ve eylemlerini meşrulaştıran yönlerini muhakkak bulurlar. Kamusal alanda da meşrulaştırıcı gerekçelerini söylemekten geri durmazlar.
Örneğin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in partisinden istifa eden bir belediye başkanına küfür de içeren hakaretleri çekirdek partililer tarafından her türlü meşrulaştırılır. Nitekim öyle de oldu.
Ancak, iktidara mesafeli olsa bile, çekirdek seçmenin dışındakiler her yeni gelişmede siyasi kıyaslamaya devam eder. Özellikle son yıllarda, iktidar ve muhalefeti seçmenin kıyaslayabileceği geniş bir alanı var. Yerel yönetimlerde iktidar olan ve CHP'nin öncülük ettiği muhalefetin toplumsal beklentileri karşılayamadığı görülüyor. Yine dış politika vizyonlarını karşılaştırmak için küresel ve bölgesel gelişmeler geniş bir imkân sunuyor.
Bu siyasi kıyaslamada, CHP'nin parti içi hizip tartışmalarını, liderlik kapasitesini, belediye başkanları üzerinden yaşanan gerilimleri, parti kadrolarının söylem ve eylemlerini, siyasi ve toplumsal seçkinlerin yaklaşımlarını ve hakaret-polemik dilini değerlendirmeye tabi tutuyor.
Bu değerlendirmenin sonucunda ve dünyada "Türkiye rüzgârının estiği" bir dönemde "seçimleri muhalefet kazansaydı bugün Türkiye'nin küresel ve bölgesel düzelmede yeri neresi olurdu" sorusunun cevabını rahatlıkla ve rasyonel bir zeminde verebiliyor.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.