Konuya, kitabın ortasından girelim ve 50 ülkenin katıldığı, bölgemizde icra edilen en büyük "Birleşik Müşterek Tatbikat olan EFES- 2026" bağlamındaki kritik eşiği, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'le yaptığımız sohbetin başına yerleştirelim.
"Sn Cumhurbaşkanımızın liderliğinde millî savunma sanayimizin ulaştığı seviyeyle insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyacımız olan teknolojileri, yerli ve millî olarak tasarlayıp üretiyor ve çok sayıda ülkeye de ihraç ediyoruz!"
Bakan Güler'in, çarpıcı bir diğer tespiti ile devam edelim:
"İstikrarsızlığın ve belirsizliğin had safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Savunma alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir! ...Türkiye'nin katkı sunmadığı hiçbir güvenlik ve istikrar denkleminden kalıcı sonuç alınamayacağı açıkça görülmektedir. Artık caydırıcılığın yeni adı Türkiye'dir".
***
Şimdi, Sn Güler'in açıklamalarının stratejik çerçevesini, öncelik sıralamasına göre aktaralım.
Cumhurbaşkanımızın ve Sn Bahçeli'nin inisiyatifiyle başlatılan "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarılı olmasını samimi olarak arzu ediyoruz. PKK ve iltisaklı tüm gruplar koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidir.
Temmuz ayında Ankara'da "NATO Liderler Zirvesi" düzenlenecek. Geçen ay NATO Genel Sekreteri ülkemizi ziyaret etti. Görüşmemizde, NATO marjında plânlanan "Savunma Sanayii Forumunun" müttefikler arasındaki savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesine sağlayacağı katkıyı teyit ettik.

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) askerî iş birliğini dikkatle takip ediyoruz. Bugirişimin askerî açıdan Türkiye'ye karşı tehdit oluşturması söz konusu değil. GKRY, bölgede istikrarsızlığın sebebi olan aktörler için "sadık bir müttefik" rolü üstlenmekte. Bu durum GKRY halkı için ileride güvenlik sorunu haline gelebilir.
Fransa ve Yunanistan'ın birtakım senaryolar üzerinden yaptığı paylaşımlar, barış ve istikrara zarar verme riski taşımakta. Hatırlatmak isterim ki... Bölgemizde oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askerî ittifakın, Türkiye'ye karşı başarı şansı bulunmamaktadır!
Ege ve Doğu Akdeniz'de yapıcı diyalogdan yanayız. Ancak müttefiklik ruhuna aykırı adımların sahadaki durumu değiştiremeyeceği de bilinmelidir.
Türkiye olarak Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı garantörlüğün bize vermiş olduğu yetkileri kullanmaktan çekinmeyiz.
Suriye'de kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Gelişmeleri "stratejik sabır" ve çok boyutlu güvenlik yaklaşımıyla ele alıyor, sınır güvenliğimiz ve terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesi için yoğun çalışıyoruz.
Suriye'de, petrol sahalarının kontrolü ve gümrük kapılarının yönetiminin; egemenlik ve toprak bütünlüğü temelinde yürütülmesi büyük önem taşıyor. SDG'nin yerel yapılara entegrasyona uyum sağladığı görülüyor. Askerî entegrasyon sürecinde bazı sorunlar olmakla birlikte ilerleme yaşanıyor.
ABD-İsrail/İran hattındaki gerilim; hava ve füze tehditlerinden enerji arz güvenliğine, deniz ticaret yollarının emniyetinden teröre kadar uzanan eksende güvenlik ortamındaki kırılganlığı artırıyor. Bizim yaklaşımımız nettir: "Bölgesel gerilimlerin kalıcı çözümü askerî yöntemlerde değil, diplomasi ve diyalog zeminindedir!"
Bölgemizde ve küresel ölçekte yaşanan çatışmalar ülkeler arasında ortak kapasite geliştirmenin gerekliğini bir kez daha teyit etti. Bütün ülkeler ittifak ararken "Türkiye aramıyor" demek doğru olmaz. Türkiye, Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ağırlığı yüksek ülkeler arasında geliştirilecek iş birliği mekanizması bölgesel ve küresel barışa ekonomik güvenliğe katkılar sunacaktır.
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere, küresel enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından çok duyarlıyız. Hürmüz'de seyrüsefer serbestisinin korunmasına yönelik çok uluslu girişimlere destek verebilir, taraflar anlaşırsa mayın temizleme faaliyetlerine katılabiliriz.
Somali Millî Ordusu'nun terörle mücadele operasyonlarını destekliyoruz. Sondaj faaliyetleri ile Somali'de inşa edilen "Uzay Limanı ve Test Atış Alanı"nın emniyetini sağlamakta kararlıyız.
Birleşik Krallık'tan alınacak yeni üretim Eurofighter'ların envantere girişine kadar Katar ve Umman'dan belirli sayıda uçağın alımı planlanmakta. Bölgedeki son gelişmelerin bu iki ülke ile işletilen temin süreçlerine olumsuz etkisi söz konusu değil. Sözleşme imzalanıp pilot eğitimleri belli bir seviyeye ulaştığında uçakları ülkemize getireceğiz.
Bizim stratejik önceliğimiz, yerli ve millî imkânlarla geliştirilen KAAN. Hedefimiz, hava gücümüzde dışa bağımlılığı azaltarak yüksek teknolojiye dayalı, sürdürülebilir millî savunma altyapısını kalıcı hâle getirmek.
MSB AR-GE merkezimizde yaptığımız çalışmalarda amacımız; "Türkiye Cumhuriyeti'nin isterse her şeyi başarabileceğini" ortaya koymaktı. Yıldırımhan füzemizin laboratuvar testlerini bitirdik, saha testlerine başlayacağız.