Türkiye, ABD bölgeden çekilirken oluşan boşluğu dolduruyor ve İsrail'in megali ideası Arz-ı Mevud'un önünü kesiyor.
Ankara, Suriye'de 13 yıllık iç savaş boyunca yürüttüğü insani ve askeri stratejinin karşılığını aldı. 911 kilometrelik sınırımızın öte yakasında artık Türkiye'nin jeopolitik çıkarlarıyla ters düşmeyen bir müttefikimiz var.
Türkiye, ABD'nin çekildiği Irak'ta da hem merkezi hükümetle hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi'yle iyi ilişkiler kurarak nüfuz alanını genişletti. Körfez'de stratejik öneme sahip Katar'da ve Kızıldeniz'in girişinde kritik konumdaki Somali'de üsler kurdu.
Şimdiki hedefi ise Mekke Ortak Savunma Anlaşması çerçevesinde Suudi Arabistan'da etkinliğini artırmak.
Ortaya çıkan bu tablodan kimler rahatsız olur?
Arap Yarımadası'ndaki devletleri İbrahim Anlaşmaları'na mecbur etmek için her yolu deneyen İsrail tabii ki. Bir de 1979'da sahneye çıkana kadar İsrail'le savaşan Arap devletlerini iç karışıklıklar ve mezhep çatışmalarıyla meşgul eden İran.
Peki, ya içeridekiler?
Yine "Ne işimiz var Arap çöllerinde, Ortadoğu bataklığında" edebiyatına sarılanlar kimin gönüllü askeri?
Duyan da erler Osmanlı döneminde olduğu gibi kara trene binip Mekke'ye gidecekler sanır.
Cephe mi kaldı? Bu çağda askeri varlık; hava savunma sistemleri, radar gibi teknik altyapı ve bunlara nezaret eden az sayıda profesyonel personel demek.
Türkiye'nin Katar'da olduğu gibi Suudi Arabistan'da da üsler kurması, mesela Mekke yakınlarına son dönemde ürettiği Çelik Kubbe'yi konuşlandırması kötü bir şey mi?
Kaldı ki Mehmetçik, Müslüman coğrafyasında nereye gitse savaşın değil barışın kapısını açar. Bilenlere sorun; Afganistan'da Türk bayrağının dalgalandığı noktada çatışma çıkmıyor.
Bu arada, Haaretz'in haberine göre, sahayı Türkiye ve Pakistan'a kaptırmak istemeyen İsrail, Suudi Arabistan'a askeri destek bile teklif etti.
Riyad, bu tuzağı elinin tersiyle itti
Ne var ki, Kanada'dan açtıkları hesaplarla sosyal medyada Mekke İttifakı üzerinden milliyetçilik nutukları atan malum çevre, mezhepçi maskesi takmış karanlık tipler bu gelişmeyi bile çarpıtıyor.
"Bakın İsrail de Gazze'ye destek veren Husilere karşı. Türkiye, İsrail'le birlikte Husilere saldıracak" diyorlar.
Oysa Türkiye'nin Suudi Arabistan'daki olası varlığının önünü kesmeye çalışarak hizmet ettikleri hedef, tam da İsrail'in istediği sonuç. Husilerle terbiye edilmeye çalışılan Riyad'ın denize düşüp İsrail yılanına sarılması ve Mekke Anlaşması yerine İbrahim Anlaşmaları'na mecbur kalması.
İsrail'in Husilere karşı olması meselesine gelince...
Akşam yazarı Murat Özer, pazartesi Sebep Sonuç'ta Husilerin darbe yaptığı Islah Partisi'nin Müslüman Kardeşler üyesi olduğunu tane tane anlattı. Müslüman Kardeşler'in Filistin'deki kolu hangi yapı? Husiler, İsrail'in ezeli düşmanını zayıflatarak Gazze'yi savunuyor ve Tel Aviv bundan rahatsız, öyle mi!
Elbette, kambersiz düğün olmaz. Türkiye ne zaman İsrail'in Arz-ı Mevud sınırlarını tehdit eden bir bölgede askeri varlık gösterecek olsa iyot gibi açığa çıkan yukarıda tarif ettiğim ittifaka dün Özgür Özel de dâhil oldu.
Hamas'ı terör örgütü ilan eden, İsrail'le gül gibi geçinip giden Esad'ın iktidarının devamı için çırpınan Özel, "Mekke Anlaşması Trump'ın planıdır" dedi.
Özgür Bey, Mekke İttifakı'nın temellerinin daha Trump yokken, Gazze soykırımı başladığında atıldığını bilmiyor mu?
Elbette biliyor. Ama o da sözüm ona İslamcı ve milliyetçi maskesi takmış yol arkadaşları gibi, YPG'yi kurup besleyen demokratları, bölgemizdeki ABD varlığını azaltma yönünde radikal adım atan Trump'a tercih ediyor.
Sizce neden?