Tarihi göndermeli "çekirge istilası" asparagaslarıyla, "dolar patlayacak" kehanetleriyle, yabancı istihbarat artıklarının dolaşıma soktuğu "Erdoğan ortalıkta görünmüyor" videolarıyla Yeni Parti'yi gazlamaya çalıştılar.
Astrologlar bile cepheye çağrıldı; yıldız fallarından "Zorunlu erken seçim kapıda, Yeni Parti için bundan daha uygun bir zaman olamazdı" fetvaları çıktı.
Baktılar ki istedikleri dalgayı yaratamıyorlar, bu kez de Özgür Özel'in ne kadar bilinçli hareket ettiğini göstermek için stratejiler uydurdular. Güya Özel, kendisine yakın bazı milletvekillerini ve belediye başkanlarını bilinçli olarak CHP'de bırakmış. İstediği zaman düğmelerine basıp "patlatacak", istifa ettirecekmiş. Bildiğiniz Truva atı hikâyesi.
Partinin bölünme sürecini "kontrollü bir göç" gibi resmeden bu senaryolar ne mantıklı de ne gerçekçi. Aksine, tam tersi bir dinamik daha olası.
"Amacı ne" sorusu bir yana, öncelikle Manisalı Özel cin fikirli Odysseus falan değil. Böyle uzun vadeli ve incelikli bir plan yapacak halde olmadığını biliyoruz. Ayrılma kararını bile birkaç günde kesinleştirdi; süreç gün gün şekillendi. Partinin isim hakkı tartışmaları bunun en net göstergesi. Yeni oluşumun adı, logosu ve hukuki zemini bile aceleyle netleşirken, "kimi bırakıp kimi ne zaman çekeceğiz" hesabı yapmak abartılı.
Özel, CHP'de kalan isimlerin pozisyonunu bilinçli bir tercih gibi sunuyor. Oysa kalanlar arasında hem Kılıçdaroğlu'na yakın isimler hem de "kişiler değişir, ilkeler kalır" diyenler var. Bu, "gizli ajan" operasyonundan ziyade herkesin kendi hesabını yaptığı bir ayrışma.
Çünkü bu bir ana muhalefet yarışı. İktidar perspektifinden uzak. Yeni Parti 91 vekille ana muhalefet koltuğuna otururken CHP 44 vekille geride kaldı. Amaç sandıkta iktidar olmak değil, mecliste ve kamuoyunda "asıl muhalefet biziz" iddiasını güçlendirmek. Böyle bir yarışta uzun vadeli kulis oyunları yerine hızlı konumlanma öne çıkıyor. Geçici kalış senaryosu bu telaşlı gerçeklikle uyuşmuyor.
Bir vekil veya belediye başkanı "geçici" kalmayı kabul ederse bu açık bir çifte oyundur; Türkiye siyasetinde uzun süre gizlenmez. Serkan Sarı açıkça partide kaldığını ilan etti. Faik Öztrak, Engin Altay, Oğuz Kaan Salıcı, Gamze Akkuş İlgezdi gibi isimler uzun süredir bilinen çizgide. Bunları "gizli Özelajanı" saymak kendi geçmişleriyle ve taban algısıyla çelişir.
Belediye başkanları tarafında da durum farklı değil. Özel, kuruluş sonrası baskı yapılmamasını ve sürecin kademeli olacağını söyledi. Yerel iktidar, bütçe ve seçmen ilişkileri onları temkinli kılıyor. Ani geçiş belediye dengelerini sarsar.
Daha muhtemel olan, aksi istikamette bir hareket. Kılıçdaroğlu'nun "arınma" söylemi ve kurumsal kontrolü, bazı kararsızları CHP'de tutabilir hatta geri getirebilir.