Ekranlardan fırlayan, müzik kliplerini saran ve dijital platformları adeta birer ideolojik propaganda sahasına çeviren LGBT içerik tartışmaları, kaçınılmaz olarak en hassas kalkanımıza; çocuk edebiyatına dayandı. Film ve dizi sektöründeki agresif yayılmacılık yetmemiş olacak ki, şimdi de masum sayfaların arasına gizlenmiş temsil söylemleriyle çocukların taze zihinlerine göz dikilmiş durumda. Geçtiğimiz günlerde Kaliforniya'nın San Francisco şehrindeki Mechanics' Institute, 1969'dan bu yana yayımlanan 200'den fazla LGBTQ+ temalı çocuk kitabını içeren devasa bir arşivi araştırmacıların ve ailelerin erişimine açtı. Eşcinsel bir baba olan koleksiyoner Randall Tarpey- Schwed'in kızları için kitap toplamaya başlamasıyla oluşan bu koleksiyon, bugün 'bağımsız kütüphane' zırhına bürünerek okul kurullarının sansüründen ve kamusal denetimden muaf tutulmaya çalışılıyor. Üstelik bu durum, çocuk edebiyatında masumiyetin yerini nasıl adım adım ideolojik bir dönüşüme bıraktığının da açık bir kanıtı.

NORMALLEŞTİRİLİYOR
Kütüphane müdürü Myles Cooper'ın girişimleriyle erişime açılan bu arşivler karşısında panikleyen ve tepki gösteren velilere hak vermemek elde değil. Aileler haklı olarak haykırıyor: "Çocuğuma ne okutulacağına, onun değer dünyasını kimin şekillendireceğine karar verme hakkı öncelikle bana aittir!" Çocuk kitabı dediklerimiz, sırf renkli resimlerden ve uyku öncesi hikâyelerden ibaret değildir. Her bir satır, bir çocuğun dünyayı, aileyi ve kendi kimliğini algılayış biçimini inşa eden birer yapı taşıdır. Küçük yaş grubundaki; henüz soyut kavramları işleme kabiliyeti gelişmemiş, pedagojik olarak korunmaya muhtaç çocuklara bu tür yetişkin temalarının ve karmaşık cinsel kimlik modellerinin 'normalleştirilerek' sunulması, en hafif tabirle gelişimsel bir sorumsuzluktur.

Çocukların masumiyetini ve pedagojik gerçekleri göz ardı eden bu küresel furyaya karşı Türkiye'nin attığı adımlar ise son derece kıymetli. Son dönemde pedagojik sınırları aşan bazı çocuk kitaplarının kamu otoritelerince 'muzır neşriyat' kapsamına alınması (2023'te Yaramaz Evin Yeni Misafirleri ve 2024'te incelemeye takılan diğer üç kitap gibi), aileyi ve çocuğu koruma kararlılığının somut göstergeleri. Akademik çalışmaların da dikkat çektiği bu müdahaleler, bir sanatsal sansür değil; tam aksine çocuğun üstün yararını gözeten bir sivil savunma mekanizmasıdır. Neticede edebiyat; çocukların hayal gücünü zenginleştirmeli, onlara erdemi, sevgiyi ve evrensel insanı anlatmalı. Birtakım marjinal ajandaların, 'özgürlük' veya 'farkındalık' kılıfı altında küçük yaştaki zihinlere boca edilmesi edebiyat değil, toplumsal mühendisliktir. Geleceğimizi korumak istiyorsak, önce çocuk kitaplarının kapağını kime ve neye açtığımıza çok daha dikkatli bakmak zorundayız.
AŞKI ARARKEN KENDİMİZİ KAYBETTİK
Aşkın hiç olmadığı kadar kolay ulaşılabilir göründüğü bir çağda yaşıyoruz. Birkaç saniyede yeni bir insanla tanışıyor, bir ekran kaydırmasıyla başka bir seçeneğe geçiyor, yüzlerce ihtimal arasından 'doğru kişiyi' bulmaya çalışıyoruz. Peki, seçenekler çoğaldıkça neden yalnızlık da büyüyor? İşte Murat Durak'ın yeni kitabı 'Eşleşme Çağında Sevmek', tam da bu çelişkinin peşine düşüyor.

Erich Fromm'dan Zygmunt Bauman'a, Nietzsche'den Esther Perel'e uzanan fikirleri günümüzün ilişki dünyasıyla buluşturan kitap, yüzlerce seçenek arasında kaybolan modern insana şu soruyu yöneltiyor: "Sorun gerçekten doğru kişiyi bulamamak mı, yoksa ne aradığımızı artık bilmiyor olmak mı?" Bu konuda kafanız karışıksa kitabı tavsiye ederim.

600 BİN LİRALIK DESTEK
Esenler Belediyesi tarafından düzenlenen 7. Esenler Film Festivali kapsamında ulusal kısa film sektörünü desteklemek amacıyla gerçekleştirilen 'Kısa Film Yapım Desteği' bölümü başvuruları başladı. Başvurular için son tarih, 15 Ekim 2026 olarak belirlendi. Destekler kapsamında bu yıl toplam 600 bin TL nakdi ödül dağıtılacak.