Bu akşam Atv ekranlarında seyirciyle ilk kez buluşacak Aşk ve Taht dizisini "yerinde" incelemek üzere geçen hafta Riva'daki Bozdağ Film Platoları'ndaydım.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu mekan artık dünyada dönem dizilerinin başkentidir. Avrupa'nın bu en büyük film çekim merkezi, yakın bir tarihte ABD'deki ünlü Universal Film Stüdyoları'nı bile geride bırakacağa benziyor.

3,5 DÖNÜMLÜK SARAY
Anadolu Selçuklu Devleti'nin Alaattin Keykubat dönemini işleyen dizi için tam 3 bin 500 metrekarelik, sayısız salon ve odadan oluşan gerçek bir saray inşa edilmiş. Keykubat'ın yatak odasına varıncaya dek hepsini detaylıca inceledim. En çok da şadırvanlı harem salonu ilgimi çekti. Kim bilir cariyeler burada ne gıybetler yapacak, ne kumpaslar kuracak, ne entrikalar çevirecekler. Zira adından da anlaşılacağı üzere dizi; aşkı tahttan önde tutuyor. Yani bu kez karşımıza kadını ve romantizmi başrole koyan, duygusal dozu yüksek bir dönem dizisi geliyor ve bu yönüyle de Muhteşem Yüzyıl'ın yükseğe koyduğu çıtayı aşacak gibi görünüyor.

Dizinin bana umut veren unsurlarından biri de yönetmen koltuğunu paylaşan Yağmur- Durul Taylan kardeşlerin pozitif enerjisi oldu. Öyle olumlu, öyle neşeli, istekli ve enerjiktiler ki, bu işte başarısız olma şansları adeta yok gibiydi.
Aynı sinerjiyi oyuncular arasında da gördüm. Hepsi de bu denli mükemmel bir projenin içinde olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyorlardı. Hani neredeyse oynamak için üste para vermeye hazır gibiydiler.
Alaattin Keykubat'ı canlandıran Akın Akınözü üç aydır kendini adeta platoya kapatmış, ruhunu ve enerjisini tarih kitapları, kılıç ve binicilik derslerine adamış. Onu takip eden bir ekip yöneticisinden şu sözleri duydum: "Sanki bu rol için doğmuş ve yıllardır bu rolü bekliyormuş gibi. Hayatımda bu kadar çalışkan bir oyuncu görmedim."

YENİ MERYEM UZERLİ
Bu arada baş kadın karakter Destina'ya hayat verecek Bosnalı oyuncu Meryem Siljak'ın isminin yanına şimdiden uğurlu tik'imi iliştirdim. Son derece sevimli, doğal ve etkileyici. Kırık Türkçesiyle rolüne "cuk" oturuyor. Yeni Meryem Uzerli'miz hayırlı olsun. (İsimleri bile aynı)
Dizinin yayın günü olarak seçilen çarşamba bile yapımın "iddiasını" ortaya koyuyor. Zira aynı gün Avrupa Kupaları ve Ziraat Türkiye Kupası maçları açık kanallarda yayınlanacak.
Belli ki Keykubat'ın kılıcı, futbol topunu havada ikiye ayıracak kadar keskin.
Büyük yeteneği kaybettik
Serhat Kılıç bu ülkenin gerçek yerini bulamamış büyük yeteneklerinden biriydi.
Oyuncuydu, sunucuydu, harika bir ses sanatçısıydı ve hepsinden önemlisi entelektüel katsayısı son derece yüksek bir felsefe adamıydı.
Onu sahnede İngilizce rock ve soul şarkıları söylerken izlediğimde gözlerime ve kulaklarıma inanamamıştım. Evet, konservatuar mezunuydu ama böylesine bir şarkı söyleme yeteneğini onca yıldır "gizli tutmak" da meseleydi doğrusu. Ertesi gün bu sütunlarda hayret, heyecan ve coşkuyla yazdığım yazının her satırı aklımda.

Kimi gün Seksenler'in Ergun Plak'ı, kimi gün dönem dizilerinin eli kılıçlı cengaveri, kimi gün bir Nuri Bilge Ceylan filminin çözümlenemez, derin karakteriydi.
Serhat'ın daha bizlere sunacağı çok güzellik vardı. Olmadı...
Allah gani gani rahmet eylesin...
Seksenler laneti mi?
Serhat Kılıç'ın ardından 2012 yılında TRT ekranlarında yayına başlayan Seksenler'in kadrosundan hayatını kaybeden oyuncular akıllara geldi:
Rasim Öztekin, Kemal Kuruçay, Vural Çelik, Ayberk Atilla, Atilla Arcan, Efe Deprem, Emin Gümüşkaya.
Mekanları cennet olsun...
Gaf'let kürsüsü
Beşiktaşlı Vlahoviç'in Fenerbahçeli Skriniar'a yaptığı "gay" hareketine kırmızı kart gösterilmeyecekse, hangi harekete gösterilecek?

Ne demiş?
Bir sanal medya yazışması: Ceyda: Aylık 20 bin TL aşağısı selam bile vermesin. Makyaj masrafıma yetişemezler. Gitarist: Aylık 20 bin liralık makyaja ihtiyacın varsa zaten bir b.ka benzemiyorsundur.