Yoksa çocuğum İngilizce öğrenmese mi?..
Bu duyguya neden mi kapıldım? İngilizce bilmeyenlerin sadece bir melodi ve ritim olarak dinleyip beğendiği ama sözleri açıkça pornografi içeren yabancı şarkıcı ve grupların şarkıları yüzünden.
Örneğin, Doja Cat'in Need to Know şarkısı... Sözlerini burada yazmam mümkün değil. Çünkü yasak ilişkiyi överken en ağır, en sert, en yakası açılmadık cinsel fantezilerden söz ediyor.
Listeyi daha da uzatabilirim.

Cardi B & Megan Thee Stallion - WAP, Ariana Grande ft. Nicki Minaj - Side To Side, Rihanna - S&M, Zayn Malik - Pillowtalk, Britney Spears - 3 ve niceleri... İşleri güçleri yabancıları taklit etmek olan, şarkıdan kıyafete, melodiden dansa kadar hazır tarzları prova etmeden üzerlerine geçiren bizim kız grupları ve şarkıcılarımız da cinsel atıflar içeren şarkılarla hayranlarına sesleniyorlar. Peki kim bu hayranlar? 9-17 yaş aralığındaki çocuklarımız.

Bilmem farkında mısınız? Cinsellik, pop müziğin omurgası haline geldi. Müzik yapımcıları ve menajerler artık "uyarmayan" şarkının satmayacağı gibi tehlikeli bir fikre saplandı. Şarkıda, klipte, dansta, konserde "iliştirme cinsellikten" geçilmiyor.
Manifest, Hadise, Gülşen, Melek Mosso, Simge Sağın, Mabel Matiz ve diğerleri...
Parayı bulmanın en kestirme yolu icat edilmişken; çoluğu, çocuğu düşünen kim?
Sanatın da içini boşaltıyorlar
Bizi, yani insanları içi boş teneke gibi tın tın öttürmek, inancımızı, milli duygularımızı, aile birlikteliğimizi, ahlak anlayışımızı, evlilik müessesesine saygımızı, yardımseverliğimizi, zarafetimizi, sağduyumuzu elimizden almak ve hepimizi uzaktan kumanda edilebilen tek tip robotlara dönüştürmek için bir yerlerden düğmeye basıldığından artık hiç şüphem yok.

Bu amaca uygun olarak yeni hedef ise sanat oldu. Gün geçmiyor ki "sanat" yakıştırması yapılan bir garabet ortaya çıkmasın. Bu kez de Suriyeli sanatçı (!) Huzayma el- Ayed'in World Art Dubai etkinliği kapsamında sergilediği "What you see is not you - deeper than you know" (Gördüğün şey sen değilsin - bildiğinden çok daha derin) adlı canlı performansını izletmek için adam başı 500 dolara bilet sattılar. Bir odaya doluşan sanatseverlerin (!) karşısına Suriyeli arkadaş elinde bir çekiçle çıktı. Sonra da odada bulunan aynayı çekiçle tuz buz etti. "Sanat" bu kadardı... Daha sonra izleyiciler cam kırıklarının üzerinden atlayarak evlerinin yolunu tuttular.
Bu kadarını hak etti mi?
Fenerbahçe Kulübü, Şampiyonlar Ligi'ne katılma yolundaki en önemli maçı olan Lyon karşılaşması için deplasmandaki Gençlerbirliği mücadelesinin ertelenmesini talep etmiş, Federasyon reddetmiş. Takım bu nedenle kadroda revizyonla maça çıkmak zorunda kalmış. Kaleniz üçüncü kalecinize kalmış. Hakem iki mutlak penaltıyı vermemiş. 2 şut direkten dönmüş.

Fenerbahçe'den transfer olan rakip kaleci İrfancan Eğribayat 6 kurtarışla kariyer performansına ulaşmış. Bütün bunlara rağmen Teknik Direktör İsmail Kartal'ın daha ilk maçta yerden yere vurulması en hafif tabiriyle insafsızlık değil de nedir?
Lyon gibi hayati bir maç öncesinde bu yıkıcı eleştirilere girişenler, eğer bunu "potansiyel" yeni teknik direktör adına yapıyorlarsa, bu en büyük kalleşliktir!
Gaf'let kürsüsü
Gençlerbirliği maçında 4 yaşındaki çocuğun üzerindeki Fenerbahçe formasını zorla çıkarttıran mahluk, sen sadece o güzel camianın değil, dünyanın yüz karasısın!

Zap'tiye
Tacizci CHP'li vekil "İçkime ilaç attılar" demiş. Bir tek Nuri Alço'yu suçlamadıkları kalmıştı!
Ne demiş?
"Futbolcular artık milyoner ve milyoner gibi davranıyorlar. Daha fazla para vererek onları itaat ettiremezsiniz. Sadece ikna edebilirsiniz." (Ünlü teknik adam Arsen Wenger'in sözleri)