Yazla birlikte yine Bodrum'daki lahmacun fiyatları tartışılır oldu. Bu kez polemiğin diğer ucunda Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci var. Bir lahmacun ve ayranın 2 bin 500 liraya satıldığı mekanlar için Başkan "Siz orada lahmacunu satın almıyorsunuz, orada o kişilerle oturma hürriyetini, o çatal bıçağı kullanma hürriyetini, o manzarada o lüksü yaşama hürriyetini satın alıyorsunuz" demişti.
Sanırsınız St. Tropez'deki beach'e gitmişsiniz de yan şezlongda Gigi Hadid ile Bradley Cooper sohbet ediyor. Yahu Bodrum'da bir lahmacuna 2 bin 500 lira bayılan, Adanalı pamuk ağasının sonradan görme oğlu, ya da zengin birini düşürebilir miyim diye bakınan bar sahnesinin uvertür hatunundan başkası değil. Elit dediğin zaten oraları bu güruha terk etmiş, özel yatıyla Göcek koylarını turluyor.
Başkan'ın sözünü ettiği çatal bıçak deseniz, her yerde aynı. Ayrıca o lahmacunu yemek için çatal bıçağa da gerek duymuyorlar. Dürüp, tıkıveriyorlar ağızlarına...
Şahit olduğunuz "lüks" ise tamamen kolpa. Kiralık pahalı otomobiller, sırf hava olsun diye deniz taksiyle iskeleye yanaşıp, hesap geldiğinde pazarlığa tutuşanlar. Hele Yalıkavak'ta çakma kol saatlerinin üzerine havyar koydurup yalayan salaklara denk gelme ihtimalinizi bir düşünsenize...
Sayın Başkan, hem bu eziyete katlanıp hem lahmacuna talim etmenin neresi lüks, söyler misiniz?
Kalsın, ben almayayım...
Turizm mi terörizm mi?
Turistik beldelerde yaşayan yerli halkın yaz aylarında çektiği eziyete öyle üzülüyorum ki... Gelen turist o cennet koyları çöp içinde bırakıp gidiyor. Zaten beldenin altyapısı kış nüfusuna göre planlanmış, yazın 4'e 5'e katlanan nüfus yoğunluğunu kaldıramıyor. Çöpler yığınlarla ortada kalıyor. Sinekler ve türlü haşere sahilleri kaplıyor. Herkes duşa saldırdığı için saat 18.00'den sonra sular ya ip gibi akıyor ya da tümden kesiliyor. Turistlerin klimaya yüklenmesi yüzünden trafolar bu ekstra yükü taşıyamıyor, sık sık elektrik kesintileri yaşanıyor. Hadi esnafa para bıraksalar, içim gam yemeyecek. Sokaklar insan dolu ama dükkanlar sinek avlıyor. Bir poşet çekirdek ve bir külah dondurma ile günü geçiren bir "kuru kalabalık" var. Fırsatçı esnafın yaz döneminde fiyatları iki katına çıkarması da cabası.
Yerli halk dört gözle okulların açılmasını bekliyor. Huzur içinde denize girip, yeniden ucuzlayan çarşıya pazara çıkabilmek için...

Futbol 5. vitese taktı
Futbol yeni kural değişiklikleri ile giderek hızlanıyor. Kaleci topu oyuna 5 saniyede sokmazsa, rakip korner kazanıyor. Taç atışı 5 saniyede yapılmazsa top rakibe geçiyor. Oyuncu değişikliğinin 10 saniye içinde gerçekleşmesi gerekiyor. Sakatlık nedeniyle yerde yatan oyuncu, kenarda bir dakika bekledikten sonra oyuna alınıyor.
Bütün bunlar futbolun kesintisiz akmasını sağlamak ve oyunu hızlandırmak için. Bu nedenle artık devir, "çabuk oyuncuların" devri. Hızlı karar veren, oyunun gidişatını önceden okuyabilen, refleksleri ve karar mekanizmaları süratli oyuncular öne çıkıyor. Örnek mi? İspanya Milli Takımı'nın sol kanat oyuncusu, yeni Real Madrid'li Cucurella.
Onu son yıllarda bu denli makbul kılan en önemli özelliği, çabukluğu. Defansta herkesten önce yerini alıp, en doğru zamanda müdahalesini yapıyor. Topu oyuna sokarken herkesten hızlı düşünüyor. Ribauntları nerede alacağını biliyor ve sanki gizli bir navigasyonla orada bitiyor. Eminim, Real Madrid bu sezon onunla çok daha hızlı olacak.
Trafikte sürat felakettir, futbolda ise muzafferiyet...

Ne demiş?
Ücretli plaj girişindeki tabela: "Şezlonglarımız tek kişiliktir. Danaya 7 kişi girebilirsiniz, şezlonga değil."

Gaf'let kürsüsü
Bodrum Türkbükü'nde vatandaşın faydalanabileceği halk plajına sadece 6 şemsiye sığabiliyor.

Zap'tiye
Gamsız sürücünün beyanı.