Yeni sezonun dizileri şimdiden şekillenmeye başladı. Başarılı dönem yapımlarıyla adeta bir dünya markası haline gelen Bozdağ Film'in, Kuruluş Orhan'dan sonra Atv ekranlarında yayınlanması beklenen yeni projesi de şekillenmeye başladı.
"Aşk ve Taht" adındaki yeni dizi, Anadolu Selçukluları'nın Alaaddin Keykubat liderliğinde gelişen hikayesini eksen alıyor.

Bozdağ Film'in sahibi Mehmet Bozdağ'ın proje tasarımını üstlendiği dizinin senaryo ekibinde ise Serdar Özönalan, Hasan Erimez, Özlem Atasoy ve Melek Yalçın bulunuyor.
Kadro çalışmaları çok yakında başlayacak dizi, Anadolu Selçukluları'nın dünyaya nam salan kuruluş ve yükseliş hikayelerindeki kahramanlıkların yanısıra sarayların duvarları arkasında yaşanan aşk, ihtiras ve komplo öyküleriyle de Muhteşem Yüzyıl tadında olacağa benziyor.
Kim tutar bizi?
İstanbul'da Saha 2026 savunma fuarında Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesi Yıldırımhan'ı tanıtması, dünyada büyük yankı uyandırdı. Hindistan'da yayın yapan Hindustan Times gazetesi, yayınladığı özel dosyada Türkiye'nin yeni füze atağıyla İsrail'de yarattığı paniği analiz etti. İlk kıtalararası balistik füzemiz Yıldırımhan'ın 6 bin kilometre menzile ve Mach 25, yani ses hızının 25 katı hıza sahip olduğu vurgulanan dosyada özellikle İsrail'e uyarı niteliğinde "Türkiye, agresif bir tarzda rekabetçi kıtalararası balistik füze yarışına girerek uzun menzilli vuruş yeteneklerini dramatik bir şekilde genişletiyor" ifadelerine yer verildi.

Diğer yandan Pakistan ve Türkiye, Pakistan tarihinin en büyük savunma anlaşmasını imzaladı. 65 adet KAAN 5. nesil savaş uçağı için 15 milyar dolarlık bir ekonomik hacim içeren anlaşma dünyanın gözlerinin bir kez daha KAAN'a çevrilmesine yol açtı. Muhtemelen önümüzdeki günlerde İspanya'ya KAAN satışı için de masaya oturulacak.
Askeri stratejistler bunların sadece bir satın alma değil, Batı'nın gelişmiş askeri teknoloji üzerindeki hakimiyetine doğrudan bir meydan okuma olduğunu ifade ettiler.
Ve... 2019 yılında Türkiye'ye kamera yaptırımı uygulayan Kanada, bu kez bizden dron almak için kapımızı çaldı.
Yıllardır "oyuna gelen" Türkiye'nin şimdi "oyun kurucu" olduğunu görmek insana nasıl da gurur veriyor.
Helal sana Asen Hoca!
Onu ilk kez 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde yönettiği Göztepe - Alanyaspor maçında izlemiş ve hayran kalmıştım. Kadın hakemimiz Asen Albayrak için bu köşede "Ona her hafta Süper Lig'de maç verilmeli. Kadınlara pozitif ayrımcılık olsun diye değil, hak ettiği için" diye yazmıştım.

Sesimi duymuş olmalılar ki, ligin son haftasında Çaykur Rizespor - Beşiktaş maçında da görev aldı. Öyle başarılı bir yönetim gösterdi ki; maça tempo, heyecan ve kalite kattı. Gördüğünü çaldı, görmediğini VAR'a bıraktı. Tam da olması gerektiği gibi...
Premier Lig'deki İngiliz hakemler gibiydi. Fiziksel mücadeleye prim tanıdı, maçı gereksiz düdüklerle bölmedi, avantaj kuralını harika uyguladı, kesindi, netti, tavizsizdi. Yardımcı hakemleriyle ve VAR'daki meslektaşlarıyla uyum içinde çalıştı. Objektifti, dengeliydi, adildi.
O gıptayla izlediğimiz Fransız kadın hakem Stephanie Frappart'tan artık bizde de var. Hatta daha iyisi...
Şeref kürsüsü
Milyoner'e okuluna devam edebilmek için gerekli 160 bin lirayı kazanmak adına katılan genç kız, hayaline kavuşamadı. Bunun üzerine sunucu Oktay Kaynarca ona burs vermeyi teklif edince stüdyoda müthiş duygusal sahneler yaşandı.
Zap'tiye
Bir araştırmaya göre; iki haftada bir konsere gitmek, hayat süresini uzatıyormuş. Muhtemelen konseri verenin hayatını.
Ne demiş?
"Aşırı düşünmekten ölüyoruz. Her şeyi düşünerek kendimizi öldürüyoruz. Düşün, düşün, düşün... Zaten insan zihnine asla güvenemezsin. Bu bir ölüm tuzağı." (Anthony Hopkins)