Üzerinden tam 57 yıl geçti ama bugün gibi gözlerimin önünde...
Yazlarımızı geçirdiğimiz Marmara Adası'ndan İstanbul'daki evimize apar topar gelmemizin sebebini anlayamamıştım. Rahmetli annem ve ağabeylerim de öyle... Evin salonuna girince, anladık. O sihirli kutu karşımızda duruyordu. Televizyon...
Elektroniğe çok meraklı olan rahmetli babam bize sürpriz yapmış ve Almanya'dan bir televizyon getirmişti. Zamanlaması da müthişti. O gün insanoğlunun Ay'a ilk ayak bastığı anlar canlı yayınlanacaktı.

Siyah beyaz ekrandaki o bulanık görüntüler beni büyülemişti. O görüntülerin ardından çevremdeki her çocuk astronot olmayı hayal ederken ben o görüntüleri aktaran kişi yani "televizyoncu" olmayı kafama koymuştum.
Geçen hafta sabaha karşı National Geographic'den canlı yayınlanan NASA'nın 50 yıl sonraki ilk insanlı Ay görevi Artemis 2'yi izlerken, gözümün önünden o anlar geçti.
Yarım yüzyılın ardından hayalim gerçek olmuştu. Üstelik sadece televizyoncu olmakla kalmamış, tüm televizyon dünyasını kritik eden bir gazeteci/ yorumcu/köşe yazarı olmuştum. İşte, şimdi, şu an, burada bunu yapıyorum. Ay'a ayak basarken "Benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım" diyen Neil Armstrong ile beraber benim de hayalim gerçek oldu.
Allah tüm çocukların güzel hayallerini gerçek eylesin...
"200 liraya yerime park et!"
İstanbul'un otopark sorunu sonunda yeni bir sektör yarattı. Eyüp Sultan'da Ali Rıza Şakrak isimli hafif ticari araç sahibi, şaka olsun diye arka camına "Satılık park yeri. Yer lazımsa çıkarım" yazıp altına da telefon numarasını bıraktı. Gün boyu onlarca kişi 200 lira karşılığında o park yerine talip oldu. Hatta aylık abone olmak isteyenler bile çıktı.

Şaka sahibi Şakrak, baktı ki bu işte gelecek var, ciddi ciddi bu işi gelir kapısına dönüştürmek için kolları sıvadı. Şimdi özel bir aplikasyon ile İstanbul'un park sorunu yaşanan bölgelerinde park ettiği yeri satmak isteyenlerle, park arayanları buluşturup bundan komisyon almayı düşlüyor.
Alın size bir "İstanbul'un taşı toprağı altın" haberi daha...
Bu pozisyon niye tartışılmadı?
Öncelikle Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, şoförü ve diğer araçta bulunanlara geçmiş olsun diyorum. Gerçekten de çok büyük bir kazayı ufak tefek yara berelerle atlattılar.

Gelin görün ki, herkes Fenerbahçe- Beşiktaş maçındaki penaltıyı konuşurken, asıl tartışılması gereken "penaltılık pozisyon" güme gitti.
Yoğun gündemin arasında gözümden kaçmış olabilir ama bir motosikletlinin kask kamerasından yansıyan görüntülerde Saran'ın otomobilinin kaza sırasında emniyet şeridinden hızla ilerliyor olması hiç konu edilmedi.
Evet, trafik raporları açıklanmadı ama ortada ciddi bir kural ihlali var gibi görünüyor ve bu durum medyaya hiç konu olmadı, her nedense...
Yoksa kulüp başkanlarının çakarlı araçlarının arıza şeridini kullanmaları serbest de benim mi haberim yok?
Hani EDS ve MOBESE kameraları marifetiyle VAR'a gidilse yeridir.
Gaf'let kürsüsü
Bu da iğne selfie'si. İyi ki doktor fitil vermemiş. Tövbe estağfurullah!..

Zap'tiye
Kanye West'in 92 bin liralık İstanbul konserinin biletleri tükenmiş. Muhalefetin söylemiyle "Aç gezen" millet buysa...
Ne demiş?
"Hem sivri, hem biber. Pazarda kilosu 400 lira. Sebze değil, işkence aleti mübarek." (Sanal medyadan)