Bu, Hadise'nin sayamadığım kaçıncı patavatsızlığı... Bu kez de Ramazan münasebetiyle kendi sanal medyasından UNESCO'nun yardım linkini paylaşırken koca bir çam devirdi. Dedi ki; "Türkiye'den Gazze'ye, Sudan'dan Afrika'ya hiçbir yardıma muhtaç çocuk aç kalmamalı."
Hadise'nin eline o metni kim tutuşturdu bilmiyorum ama birileri bu hanımefendiye Türkiye'nin, çocukları aç gezen değil, o coğrafyalarda çocukların karnını doyurmak için en büyük yardımı yapan güçlü bir ülke olduğunu öğretmeli.

Sevgili Hadise, Allah hayrını kabul etsin ama kaş yaparken göz çıkarmana da gerek yoktu. Türkiye'de açlıktan ölen çocuk yok. Türkiye gayri safi milli hasılasına oranla dünyanın yardımda en bonkör ülkesidir. Aynı zamanda Gazze'ye en fazla gıda ve sağlık yardımı yapan ülke konumundadır. Keza Sudan'a da öyle. Sen bilmiyor olabilirsin ama Arakan'dan Somali'ye aç çocukların kamyonlara uzanan elleri, üzerinde Türk bayrağı bulunan yardım kolileriyle doluyor. Yani... Sadece "Şampiyona şeker" verilmiyor buralarda.
Belçika'dan buralar nasıl görünüyor bilmiyorum ama aklında bulunsun istedim...
Daha çoook beklersin!
Geçenlerde Erhan Yazıcıoğlu'nun sitemkâr açıklamalarına rast geldim. Tecrübeli oyuncu şöyle diyordu: "Oyuncu piyasasındaki tekelleşme hiçbir yerde yok. Ben neden Cem Yılmaz'ın bir filminde olamıyorum? Bakıyorsunuz hep aynı kişileri allayıp pullayıp ekrana veriyorlar. Gerçek beyaz saçlı ben varken, kendi ekibinden birilerini saçlarını beyaza boyayıp oynatıyorlar."
Sana kötü bir haberim var sevgili dostum:

Oralarda sistem "kapalı devre" çalışır. Önce biat edeceksin. Sonra o "klanın" bir üyesi olup, rakı masalarına oturacaksın. Düzenli olarak bağlılığını bildirip, onları öve öve bitiremeyeceksin. Hatta o masalarda soytarılık yapmayı göze alacaksın. Her fırsatta, her ödül gecesinde, her röportajda lafı o "ağaya" getirip, bir güzel cilalayacaksın. Bilirim, o taraklarda bezin yoktur. Onun için de daha çoook beklersin!..
Punch ve utanç!
Dünya iki haftadır Punch adındaki maymun yavrusu için gözyaşı döküyor. Annesi onu terk edince goril şeklindeki oyuncağına sarılmış, anne şefkatını onda arıyormuş filan... Evet, zor durumdaki her canlı için kaygılanmalı, üzülmeliyiz ama Punch'ın gündemde işgal ettiği yere itirazım var. Ajanslar her saat başı ondan yeni görüntü geçiyor. Gazeteler, haber bültenleri, sanal medya adeta emrine girmiş gibi.

Yahu Gazze'de bir stadyum dolusu çocuk anasız babasız kaldı. Bir o kadarı öldürüldü. Epstein dosyalarında çocuklar için yazılanları okumaya ise yürek dayanmıyor. Bu algı servisini yapanlara soruyorum: Dünyanın rezil gündemini Punch ile görünmez kılmayı mı umuyorsunuz?
Bırakın şu maymunluğu!..
İmana mı geldiniz?
Her Ramazan aynı riyakârlık... Gazze'yi kan ve vahşete bulayan siyonist sermaye grupları, yaptıkları sözde indirim kampanyalarıyla iftar ve sahur sofralarımıza sızıp hem cebimizdeki parayı çalıyor hem de vücutlarımızı zehirliyorlar.
Gazze vahşeti boyunca İsrail ve ABD'li teröristleri beslediklerini bangır bangır bağıran o malum hamburger ve kola firmaları şimdilerde televizyonlara verdikleri reklamlarla ramazanı idrak ediyorlar. (!) Öyle bir imana gelmişler ki (!), utanmasalar cami kubbesi şeklinde hamburger, minareyi andıran kola şişesi imal edecekler.
Yerseniz!..
Zap'tiye
1957 Chevrolet... Bebek arabam böyle olsaydı hiç büyümezdim!.

Gaf'let kürsüsü
İstanbul'da bir dolandırıcı, 3 Afgan'ı "Bu gemi İtalya'ya gidiyor" diyerek 6 bin Euro karşılığında Adalar vapuruna bindirdi.
Ne demiş?
"Camide ayakkabılarınızın kaybolması küçük bir musibettir. Asıl büyük musibet, ayakkabılarınızın camide hiç görülmemesidir." (Bir caminin kapısına iliştirilen anlamlı not)