YÜKSEL AYTUĞ

Bu nasıl bir bedduadır?

Dinimiz, bedduanın günah olduğunu ve dönüp dolaşıp sahibini bulacağını söyler. O nedenle bedduayı hep evimden, ocağımdan uzak tutarım. Yanımda beddua eden olursa, "Öyle deme, Allah'a havale et" derim.
Günlerdir Ekrem İmamoğlu'nun babası Hasan İmamoğlu'nun beddua içeren sözlerini tekrar tekrar okuyup, anlamaya çalışıyorum. Oğlu tutuklu bulunan baba İmamoğlu, mübarek günde herkesin tüylerini diken diken eden bir cümle kurdu: "Bizi bu kadar perişanlığa sürükleyenler, çoluk çocuğunun ciğerinden et yiyerek iyileşmeye uğraşsın ve iyileşemesin."



Bildiğim kadarıyla bu sözler İncil'den alıntı. Netanyahu aynı sözleri Filistinliler için kullanmıştı da oradan hatırlıyorum. Yahu "Çocuğunun ciğerinden et yemek" nedir? Bu nasıl bir vahşet, nasıl bir vicdan intiharıdır?
Evet, çocuğun için endişelenebilirsin. Hepimiz babayız, öfkeni bir yere kadar anlarım. Ama evladın hayatta, yargılanması devam edecek. İşlediği bir suç yoksa aklanıp, özgürlüğüne kavuşacak. "Benim evladım suçsuzdur" demek yerine, böylesine iğrenç bir bedduada bulunmak yakışık alır mı?
Umarım bu sözler anlık bir öfkenin, geçici bir hezeyanın ürünüdür. Aksi halde böyle bir aile ortamında yetişen kişinin ne kendine, ne memleketine hayrı dokunur.

Gerçek aşkın tarifi
Rahmetli ozan Neşet Ertaş'ı zaten çok severdim de, onunla ilgili bir hikayeyi duyunca kendisine duyduğum hayranlığım ve saygım bir kat daha arttı.
Neşet Ertaş çeşme başında hanımına hararetli hararetli bir şeyler anlatıyormuş. O sırada çeşmenin önünden geçen arkadaşları, hanımını lafa tutunca Ertaş'ın söyledikleri yarım kalmış. Eşi o sırada kocasına sırtını döndüğünü fark edince "Kusura bakma, sana da sırtımı döndüm, affet" demiş. Neşet Baba cevap vermiş: "Ne kusuru kurban olduğum, gülün önü arkası mı olur?.."
Bu yüreği, yaşarken boşuna UNESCO Kültür Mirası listesine almadılar...



İşte vefanın fotoğrafı
Gözümden yaş getiren görüntüleri Safiye Soyman sosyal medya hesabından paylaştı.
Bir süre önce yitirdiği evladı Harun'u Bodrum'daki mezarında ziyaret etmiş. Bir de bakmış mezarın başında yine aynı tekir kedi. Çocuğunun yaşarken sürekli bakımını yaptığı ve ilgilendiği kedisi mezarın üzerinde. Ünlü Hachiko filmine nazire yaparcasına Harun'un mezar taşına sarılmış ve oradan hiçbir yere ayrılmıyor.
Önce Hachiko, sonra Yaren leylek ve şimdi de bu tekir kedi... Vefa konusunda hayvanların vereceği derslere muhtaç olmamız, sizce de utanılası değil mi?

Everest de yalan oldu
İlkokulda bize dünyanın en yüksek noktasının Himalayalar'daki Everest Tepesi olduğu öğretilmişti. Meğer öyle değilmiş. Teknik olarak dünyanın en yüksek yeri Ekvador'daki Çimborazo volkanının zirvesi imiş.
Bilim adamları bu ilginç durumu, dünyamızın kutuplarından adeta basılmış şekilde ekvatora doğru daha fazla genişleyen bir yapısı olmasına bağlıyorlar. Bu durumda Everest, dünyanın merkezinden 6.382 kilometrelik bir mesafeye uzanıyor. Buna karşılık Çimborazo ise dünyanın merkezinden 6.385 kilometre uzakta bulunuyor. Hatta bu ölçüme göre Everest ilk 20'nin bile dışında kalıyor. Çünkü bu ikisinin arasındaki birçok dağ, merkezden ölçüldüğünde Everest'ten daha "yüksek" kalıyor!
Everest'in şu çizilen karizmasına bakar mısınız? Demek ki her yüksek dağın bir "alçaklığı" olabiliyormuş!..

Ne demiş?
"Türk savunma sanayi, yaklaşık 170 ülkeye ihracat yapıyor. Yerli silah sistemleriyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gücü katlanarak artıyor!" (Yunan Ta Nea gazetesinin büyük paniği)

Gaf'let kürsüsü
ABD'den Çin'e giden United Airlines uçağının pilotlarından biri pasaportunu evde unutunca uçak geri dönmek zorunda kaldı.

Zap'tiye
Ferdi Tayfur, Edip Akbayram, Şinasi Yurtsever, Osman Sınav, Kahtalı Mıçe, Filiz Akın, Tanyeli, Volkan Konak... 2025 gelmese miydi acaba?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.