Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SELAHATTİN DÖNMEZ

Bayramda şekerinizi kontrol edin sağlığınızı kaybetmeyin

Ramazan Bayramı’nın gelişiyle baklava, şeker ve çikolata üç gün boyunca sıkça bizimle olacak. Bu yüzden porsiyonlarımızı kontrol edip, taze meyveyle vücudumuzdaki şekeri dengelemeliyiz. Şekerin sağlığımızı ele geçirmesini önlemeliyiz

Oruç bitimiyle kutladığımız Ramazan Bayramı ziyaretler sebebiyle rafine şeker, çikolata ve tatlıların en çok tüketildiği vücudumuza şekerin en fazla yüklendiği bayramımız olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Çay ve kahve yanına ikram edilen birer ikişer şeker veya çikolatalar 3 gün süren sık aile ve komşu ziyaretleri ile bolca rafine şeker almamızı sağlıyor diyebiliriz. Geleneksel olarak renklendirici ve katkılı birçok şeker çeşidi her evde 3 gün süren bayram ikramlarının baş tacı olsa da çikolata çeşitleri, ev yapımı baklava ve tatlılar Ramazan Bayramı için vazgeçilmezler arasında olurken kek, börek ve kurabiyeler de sofralarda yerini alıyor.

Son dönemlerde endüstriyel şeker tüketiminin kalp hastalıklarından kansere, diyabetten diş çürüklerine, obeziteden gut hastalığına kadar birçok rahatsızlığa geçişi kolaylaştırıldığı gündemde olduğu için çoğu zaman artık şekerler yerine sağlıklı tat vericiler adı altında farklı lezzetler ile bu geleneksel tatlılarımızın yapılarak ikram edildiğine de şahit oluyoruz. Daha iyi veya daha sağlıklı ya da şekeri bitkisel kavramı üzerinden tariflerde kullanımı sağlanan bu tat vericiler için aslında sağlıklı kavramı oldukça yanılsatıcı da olabildiğini açıkça söylemeliyim.
Rafine şeker demek hem bizim bildiğimiz sofra şekeri anlamına gelirken şeker tatlılığını veren karbonhidratların en son monomeri yani ürünü olan glikoz ya da fruktozu içeren işlemlerden geçirilmiş şeker alternatifleri demektir. Çay şekeri, ageva şurubu, hurma veya elma şurubu, özü ya da diğer özütler rafinasyona uğramış şekerdir.
Taze ve kuru meyveler, doğal bal her ne kadar glikoz, fruktoz içerse de antioksidan, organik asitler, enzimler ve taze meyveler liften zengin olduğu için porsiyon kontrollü tüketimde hastalık riski yaratmaz tam tersine birçok hastalıklardan koruyucu etki gösterirler. Bu konuda yapılmış yüzlerce bilimsel yayın mevcuttur.

TABAĞINIZI YANINIZDAKİYLE PAYLAŞIN
Basit şeker yükü artan vücutta ve aşırı tüketimde şeker kana birikince insülin direnci gelişir, pankreas insülin salgı yapan hücreler okside olur zamanla insülin üretimi sekteye uğrar ve tip 2 diyabet gelişir. Şeker yükü arttıkça insülin direncine paralel vücutta yağlanma yani obezite hızla gelişir. Beyinde şeker yükü toksiktir ve son araştırmalar fazla şekerin beyinde demansı tetikleyebileceğine odaklanmıştır. Şeker ağızda diş çürüğü yapan bakterilerin çoğalmasına dolayısıyla diş çürüklerinin hızlıca oluşmasını sağlar. Fazla şeker karaciğeri yağlandırır ve cilt yaşlanmasını hızlandırır. Kısacası şekerin yükü hastalıkların da belirleyicisidir.
Sağlıklı bir diyetin toplam şeker miktarı önemli sağlık otoritelerinin de onayladığı üzere günlük alınan kalorinin yüzde 8 ve altında hatta bazı çalışmalar yüzde 5 ve altında olmasını sınırlı olmasını şiddetle vurgular. Bu miktar oldukça azdır. Zaten taze sebze, meyve, kuru meyve ve balı porsiyon kontrollü tükettiğinizde bu vücudun tolere edebileceği miktarı da sağlamış olursunuz. Bu sebeple şekerlemeler, renkli şekerler, çikolata, tatlılar, gazlı, şekerli içilen her içecek vücudu şeker bombasına sokar. Tariflerde masum gözüyle baktığınız nektar, özü, şurup ve doğala özdeş içerikli rafine şekerler maalesef vücudun şekerle doyurulmasını sağlar. Bu nedenle Ramazan Bayramı süresince mümkün olduğunca şeker ve tatlı tüketiminizi sınırlı tutmanızı tavsiye ederim. Rafinasyona uğramış gıdaları sofranıza koymayın. Sağlıklı karbonhidrat olarak tam tahıllı doğal besinler, baklagiller, kuruyemişler, taze meyve ve sebzeler, doğal balı beslenmenizden eksik etmeyin.

* Bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlı, çikolata, şeker gibi yiyeceklerin aşırı tüketiminden kaçınmak adına, küçük porsiyonlarda tüketmeniz oldukça önemlidir.
* Sunulan ikramı reddetmemek adına ikramlardan birini seçerek sadece tadına bakıp, ağzınızı tatlandıracağınız miktarda alabilirsiniz.
* Eğer ziyaret ettiğiniz kişi yakın olduğunuz biriyse, size sunulacak tatlıyı tabağınıza kendiniz almaya çalışın. Bizim misafir ağırlama alışkanlıklarımızda sunulan ikramlarda büyük porsiyonlar kullanmak neredeyse bir gelenektir. Bu nedenle eğer yiyeceğiniz tatlıyı siz alırsanız, tüketeceğiniz porsiyonu kontrol edebilirsiniz.
* Ziyaret edilen büyükleri kırmamak adına koca bir porsiyon şerbetli tatlıyı tüketmek zorunda kalırsanız, ailenizden biriyle veya orada bulunan bir yakınınızdan bu tatlıyı sizinle paylaşmasını isteyebilirsiniz.

GÜNDÜZ BESLENME DÜZENİNE GEÇİŞ TÜYOLARI
Oruç süresince akşam geç yenen iftar ve gece ağırlıklı beslenmeden gündüz yeme düzenine geçişte bu altın tüyoları uygulamaya hemen başlayın.
1- Sabah gün ışığı almanın birçok hormonun salınımını düzenlediğini, kan şekerindeki ani yükselmelerini azalttığını ve enerji metabolizmasını iyileştirdiğini artık biliyoruz. Buna bir de bir madde daha ekleyeyim; sabah gün ışığını almak yağ yakımı arttırır. Doğal gün ışığı ile güne başlayın değerli okuyucularım. Sabah 07.00-08.30 gün ışığı metabolizma için ilaçtır unutmayın.
2- Doğal gün ışığında yapılan doğa yürüyüşleri stres hormonlarını azaltır. Ve yeni araştırmalar beyin yaşlanmasını önlemenin en etkili yolunun egzersiz yapmaktan geçtiğini bir kere daha kanıtlandığını hatırlatmak istiyorum. Gözlerinizin doğal gün ışığı alarak yapacağınız 45-60 dakikalık doğa yürüyüşü tüm yağ yakıcı hormonların dengesini sağlamada yardımcı olacaktır. Sabah erken doğa yürüyüşü doğal olarak sabah yüksek olan kortizolün de daha hızlı düşmesini sağlar.

3- Balık yiyin, ceviz tüketin, keten tohumundan vazgeçmeyin. Bu doğal 3 besin inflamasyonu yerle bir eder. Kanın akışkanlığını hızlandırır, kalbe giden damarı tazeler, lipit metabolizmasını düzenler, stresi azaltır. Daha ne yapsın değil mi? Haftada 3 kere küçük balıklar, haftada 4 kere ceviz, her gün keten tohumu bu faydalı etkiler için ideal tüketim sıklığıdır.
4- Ana öğünler sonrası kısa ama orta yoğunlukta yürüyüşler yapın. Kan şekeriniz ani yükselmez ve kaslardan irisin adlı bir protein üretimi artarak kas arası yağların yakımını sağlarsınız. Yemek sonrası yürüyüşünüz en az 20 dakika olması yeterli.
5- Günde 2-3 fincan kahve içmek karaciğer yağlanmasını önler, karaciğer kanserine karşı korur, karaciğeri yeniler. Metabolizmayı olumlu etkiler. Şekersiz ve tatlandırıcı içermeyen kahve sağlığa dosttur. Sabah erken kahve içimi kalp krizi riskini azaltabilir. Güne kahve ile başlamak intihar değil vücudun tam aksine mükemmel enerjik olmasını sağlayan en doğal içecektir. İyi bir gün geçirmek için sabah kahvesi iyidir.

6- Düzenli limonlu su için böbrek taşı oluşumunu engelleyin. Limon kabuklarını da suya atın ve özel aroma veren limonenleri vücudunuza limonlu su ile alın. Böylece gün boyu maruz kaldığınız radyasyonun detoksifikasyonunu sağlarsınız. Tertemiz bir vücut için limonlu su doğal ilaçtır.
7- Yemeklerinizi yavaş yiyin. Sindirim sisteminin iyi çalışması, şişkinlik ve hazımsızlık sorununu engellemek için yiyecekleri iyi çiğneyin ve yavaş yiyin. Öğüne önce su ve lifli besinler ile başlayın. Sonra protein içeren ve sağlıklı yağları yiyin ve en son kompleks karbonhidrat içeren yiyecekleri tüketin. Böylece metabolizma daha kuvvetli yağ yakma moduna geçer. Yiyecekler sindirim sisteminde daha rahat sindirilir.
8- Tatlınız siyah çikolata yani kakao oranı yüksek ŞEKERSİZ çikolata olsun. Epigenetik yaşlanma yani hücresel yaşlanmayı yavaşlatan siyah çikolata insülin direncini de kıran mükemmel bir besin. İçinde olan teobrominler sağlık iksiridir ve haftada 3-4 kere 20 g kadar siyah çikolata iyidir.
9- Mideni tıka basa doldurma, mideni aç hiç bırakma. Bağırsaklarını kurutma. Dengeli ama besinsel değeri yüksek yiyeceklerden az miktarda doldur. Yemekle su iç ki daha fazla gereksiz yemeği midene yükleme. Ve böylece öğünlerde az kalori alımıyla bağışıklık sisteminden yeni bağışıklık hücrelerini sentezle, yağ yakımını arttırır ve inflamasyonu doğal azalt.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.